Avustralya Nur Vakfı ve Yeni Asya Vakfı bağışçılarının kurbanlarını Etiyopya'da kesmek nasip oldu. Rabbim bu hizmetlerde emeği geçen herkesten razı olsun.
Etiyopya Kurban Bayramı Notları
12 Yıl Sonra Tekrar Etiyopya’dayım…
Kurban kesimi için Etiyopya’ya ilk kez 2012-2015 yılları arasında farklı kardeşlerle birlikte gelmiştim. Aradan tam 12 yıl geçmiş… Elhamdülillah, yeniden bu güzel topraklara Avustralya Nur Vakfı ve Yeni Asya Vakfı kurbanlarını kesmek için gelmek nasip oldu.
Frankfurt aktarmalı yaklaşık beş saatlik bir uçuşun ardından pazar sabahı 05.00 gibi Addis Ababa’ya indim. Havalimanında Sultan Kemal kardeşimiz karşıladı beni. Kısa bir sohbetten sonra kalacağım otele geçtik. Kahvaltı yapıp biraz dinlendikten sonra vakfımızın gençlerinden Adem kardeşle buluştuk.
Sonrasında Sultan’ın evine geçtik. Etiyopyalıların meşhur kahvesi bunna eşliğinde güzel güzel sohbet ettik.
İkindi namazını mahallenin mescidinde kıldık. Oradaki sıcak ilgi ve samimiyetin nedenini sonradan öğrendim. Meğer bunlar, vakıf olarak sponsorlarımızın desteğiyle yardım ulaştırdığımız yetim çocukların yakınlarıymış.
Uzun zamandır yaşadığım bel ağrımdan Sultan bahsetmiş olacak ki, nur yüzlü bir amca yanıma gelip, “Senin bel ağrının şifa bulması için her namazımda dua ediyorum” dedi.
İnanın, o an gerçekten çok duygulandım. Hiç tanımadığın, daha önce hiç görmediğin insanların duasında olmak… Demek ki hayır hizmetlerinin böyle manevî güzellikleri de var.
Tabiî bu işlerin arkasında nice görünmeyen kahraman var. Belki görünen tarafta biz oluyoruz ama aslında bütün bu güzellikler cemaatimizin ve hayırsever kardeşlerimizin desteğiyle oluyor. Siz fark etmeseniz de Rabbimiz biliyor. O gönüllü kahramanlarımız olmasa bu yardımları buralara ulaştırmak mümkün olmazdı. Akşam yemeğinden sonra dinlenmeye çekildik.

Adama ve Arsi Yolculuğu
Pazartesi sabahı kahvaltının ardından Oromia bölgesindeki Adama şehrine doğru yola çıktık. Orada Avustralya’dan gelen temsilcimiz Cemal kardeşimiz bizi karşıladı. Kendisi aslen oralı. Her yıl Avustralya’dan gelip kurban organizasyonumuzda Adama ve Arsi bölgelerinde büyük bir özveriyle görev alıyor.
Orada bayram tıraşımı oldum. Genç berber heyecanla: “İlk kez beyaz bir adamın saçını kesiyorum” dedi.
Biz de onun ilklerinden olmuş olduk.
Hava bayağı sıcaktı. Cemal kardeşimiz bize taze sıkılmış mango-papaya karışımı meyve suyu ikram etti. Akşam da bölgenin meşhur injera ekmeğiyle Etiyopya usulü tavuklu biryani yedik.
Ertesi sabah Cemal kardeşimiz bizi kahvaltıya evine davet etti. Sonrasında Adem kardeşi orada bırakıp Worabe’ye doğru yola çıktık.
Otoban gişelerinde sadece nakit ödeme kabul edildiği ve bayram yoğunluğu sebebiyle yaklaşık bir saat bekledik. Yolculuk beş saati geçti. Hava oldukça sıcaktı. Burada nedense klima kullanma alışkanlığı pek yok.
Worabe Hastanesi ve İçimizi Burkan Manzara
Akşam saatlerinde Worabe şehir merkezine vardık. Burada Avustralya’dan getirdiğimiz kalp şok cihazını teslim etmek ve hastane yetkilileriyle görüşmek için hastaneye geçtik. Başhekim ve yetkililer bizi kapıda karşıladı.

800 yataklı koca hastane, imkânsızlıklar yüzünden gerçekten zor durumda. Odalar yetersiz, cihazlar eski, birçok hasta doğru düzgün yatak bile bulamıyor. Çocuklar ve yakınları hastaların yanında perişan halde bekliyor.
Diyaliz ünitesini gezdik. Koskoca hastanede sadece iki diyaliz makinesi var. 24 hasta sıra bekliyor.
Oraları gezerken içim daraldı, gözlerim doldu. İnsan gerçekten çaresiz hissediyor. Başhekim uzun uzun ihtiyaçları anlattı. Ben sağlıkçı değilim ama yıllardır hayır kurumumuz adına Avustralya’da yenilenen tıbbî cihazları ücretsiz temin edip Etiyopya, Sudan, Somali ve Pakistan gibi ülkelere gönderebiliyoruz. Tek sıkıntımız nakliye masrafları.

Aslında bu hastane gündemimizde yoktu. Sultan kardeşimiz uzun zamandır yardım talebinde bulunuyordu. Ben de sırada başka hastaneler olduğunu söyleyerek ertelemiştim. Meğer beni habersizce buraya getirmesinin sebebi buymuş. Hastanenin hâlini görünce, onlar istemeden yardım sözü vermiş olduk. İnşallah yakında bir yardım kampanyası başlatıp buraya bir konteyner dolusu hastane malzemesi ulaştıracağız. Biz hastaneden hüzünle ayrılırken, onlar sevinçle bizi uğurladı.
Kalp şok cihazını hastaneye teslim ettik
Avustralya’dan getirdiğimiz kalp şok cihazını Worabe hastanesi yetkililerine teslim ettik. 800 yataklı hastane imkansızlıktan yüzünden zor durumdaydı. Odalar, cihazlar yetersizdi.

Şeyh Nasreddin ile Unutulmaz Buluşma
Worabe’de bölgenin önemli dinî önderlerinden, köklü bir geleneğin temsilcisi olan Şeyh Nasreddin bizi misafirhanesinde karşıladı.
Gerçekten çok donanımlı, hayırsever ve kıymetli bir insan… İki gün önce ikiz evlatları dünyaya gelmiş olmasına rağmen bir an olsun yanımızdan ayrılmadı.
Sürekli dua etti, sürekli ilgilendi. Hatta bana, hiç giymediği ve özel günler için aldığı geleneksel kıyafetlerinden hediye etti. Bu samimi ilgi karşısında gerçekten mahcup oldum. Kendisine Bediüzzaman Hazretlerinden bahsettim. Tanıdığını, bildiğini söyledi.
Sabah namazından bayram namazına kadar sohbet ettik. Bayram namazını açık alanda birlikte kıldık.
Ve ardından kurban kesim programımız başladı…

Kurban Kesimi
Görevliler kurbanlıkları büyük alana getiriyor, kasaplar kesimlere başlıyor. Kadınlar sabahtan beri ellerinde torbalarla tepelerde bekliyor. Kesilen kurbanlar hızlıca parçalanıp torbalanıyor ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor.
Akşama kadar yoğun bir tempo… Aynı anda diğer bölgelerde de görevlilerimizin nezaretinde kesimler devam ediyor.
Hayata Vesile Olan Su
İki yıl önce ALF Relief Fund olarak Etiyopya’da açtırdığımız artezyeni ziyaret ettik.
Oradan su değil, resmen hayat akıyor. O insanların gözlerindeki sevinci görmek tarif edilemez. Bu ve benzeri projelerimize destek veren bütün hayırsever kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyorum.
Sizler bu insanların susuzluğunu gidererek çok büyük bir hayra vesile oldunuz.
Rabbim yapılan bütün hayırları kabul eylesin.
Dünyada ve ahirette mükâfatlandırsın. Allah sizleri Cennet ırmaklarından içirsin. Âmin.

Medrese
Bir medresenin sınıflarını ziyaret ettik. İki sınıfta 60 çocuk eğitim görüyor. Sınıfların içerisi içler acısı. Yaşanılacak, eğitim öğretim görülecek bir yerden çok uzak.
Bayram olduğu için çocuklar bugün yoktu. Kendilerine bu odaların derhal boyanıp yeni minder, yastık ve halı alınması için yardım toplayacağımızı söyledim.
Sonra çocuklarla ilgili genel bilgi aldım. Ne yerler, ne içerler diye sordum. Burada hafızlık eğitimi alan öğrencilere sabah bir parça mısır unu ekmeği ve birkaç baharatla karıştırılıp mercimek tozuyla pişirilmiş bir çorba veriliyor. Akşam öğünü de aynı. Çocuklar cılız ve çelimsiz. Bu yavrular bunlardan başka bir yemek bilmiyor.
Kendilerine söz verdik. Bu 60 çocuk bundan sonra her sabah haşlanmış bir yumurta, bir adet muz, bir bardak süt ve buğday unundan yapılmış ekmek alacak.
Her ay düzenli olarak hayırseverlerimizin adak, akika ve şükür gibi bize vekâlet verdikleri hisselerden iki adet büyükbaş hayvan kesilip bu talebelere bir ay boyunca farklı şekillerde pişirilerek yedirilecek.
İnşallah bu yavruların hayatlarına bir nebze olsun dokunmuş olacağız.
Arsi’de Mahşerî Kalabalık
Bayramın ikinci günü Arsi bölgesine geçtik. Kısa bir kahvaltının ardından vardığımızda aman Allah’ım… Binlerce insan bekliyordu. Gerçekten inanılmaz bir kalabalık vardı. Bölge polisi kalabalığı kontrol etmekte zorlanınca federal polisten destek istenmişti.
Burada da elimizden geldiğince kurban etlerini dağıtmaya çalıştık. Elimizde yüz değil, bin büyükbaş olsa yine yetmeyecek kadar büyük bir ihtiyaç vardı.
Yaşadığımız İlginç Bir Anı
Etiyopya’nın Arsi bölgesinde kurban kesiminin ardından arkadaşlarla Adama’ya doğru yol alıyoruz. İhtiyaç molası için yol kenarındaki küçük bir mescitte duruyoruz.
Mescidin önünde takriben 25-30 kişi var. Bir adet büyükbaş hayvanın karkası da mescidin önünde duruyor. Oradaki köylüler bizi görünce hepsi, sanki bizi bekliyorlarmış gibi ayağa kalkıp selam veriyorlar ve etrafımızı sarıyorlar.
İlk anda, bir ihtiyaçları olduğunu, bunu anlatıp bizden yardım talep edeceklerini düşünüyorum.
Neyse, bizim Etiyopyalı kardeşimize ciddi ciddi bir şeyler anlatıyorlar. Ben de, “Nedir istekleri?” diye soruyorum. O da ilk başta meseleyi tam anlayamamış.
Hikâye şu: Birkaç gün önce köy meydanında sahibinden kaçmış başıboş bir büyükbaş hayvan yakalamışlar. Birkaç gün kimse arayıp sormayınca, sahibi adına hayvanı bayramın ikinci günü sabah kesmişler ve akşama kadar bekletmeye karar vermişler.
Eğer sahibi çıkarsa durumu anlatıp, isterse etin tamamını alıp götürmesini; gelmezse eti fakir köylülerine dağıtmayı kararlaştırmışlar.
Bizim kardeşe de hep birlikte olayı anlatıyorlar. Üzerimizde logolu vakıf yelekleri olduğu için bizi kurbanın sahipleri zannetmişler.
Bizimki de, “Hayır, o kurbanlık bizim değil; biz burada sadece ihtiyaç molası için durduk,” deyince yüzlerde bir ferahlık ve umut beliriyor.
Sonra kendilerine, “Köyünüzde kaç hane var, kaç kişi yaşıyor?” diye soruyorum. 80 hanelik bir köy olduklarını söylüyorlar.
“Eğer bu akşama kadar kurbanın sahibi gelmezse, burada gördüğünüz bu kurbanlığı ‘Allah kabul etsin’ deyip köylüye dağıtacağız,” diyorlar.
Kendilerine, “Peki, köyde başka kesilen kurbanlık var mı?” diye soruyorum. Onlar da mahcup bir şekilde, “Hayır, yok… Biz fakir insanlarız,” diyorlar.
Bize de son dakikada, bayramın ikinci veya üçüncü günü arayıp, “Çok geç kalınmadıysa bize de kurban yazar mısın?” diyenlerin kurbanlarını o ikinci, üçüncü gün kesiyoruz.
Onlara, “Size 10 adet kurban hediye ediyoruz, Allah kabul etsin,” deyince önce derin bir sessizlik oluyor. Sanki duyduklarına inanamıyorlar.
Sonra gözlerindeki şaşkınlık, yerini tarifsiz bir sevince bırakıyor. Dünyalar onların oluyor.
O anki sevinç ve mutluluk anlatılmaz; ancak yaşanır. Hüzün ve sevinç bir arada…
Biz de Etiyopyalı Cemal’i görevlendiriyoruz.
Rızkın nereden, nasibin nereden geleceğini kimse bilemez. Bizi orada mola için durduran, kurbanını son dakikaya bırakan veya unutanların arkasında Rabbimizin bir muradı var ki, bizi onların yardımına istihdam ediyor. Cemal kardeşimizi Adama’da bırakıp gece geç saatlerde Addis Ababa’ya döndük.
Dönüş
Cuma günü dinlenip farklı bölgelerden gelen raporlarla ilgilendik.
Cuma namazını kıldıktan sonra son hazırlıklarımızı yaptık.
Ertesi sabah havalimanına doğru yola çıktık. Yaklaşık otuz iki gündür uzak kaldığım aileme, torunlarıma, dostlarıma ve cemaatime kavuşmak için sabırsızlanıyordum.
Kısacası…
Biz oralara sadece kurban eti götürmüyoruz. Sağlıktan eğitime, yetimlerden içme suyuna, katarakt ameliyatlarından gıda ve giyecek yardımına kadar birçok alanda kardeşlerimizin yaralarına merhem olmaya çalışıyoruz. Bunu ancak sizlerle birlikte başarabiliriz. Rabbim bu hizmetlerde emeği geçen herkesten razı olsun.