"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sükûtun gücü

İhvan Yıldız
02 Haziran 2026, Salı
“Siz sustuğunuzda kader sizin yerinize konuşmaya başlar”

Sükût, sanıldığı gibi sıradan bir bitiş, tükeniş ya da yokluk hâli değil; belki en âlî bir vücud-u manevînin perdesidir. Beşerî kelâmın hitâm bulduğu yerde, hakikatlerin lisanı inkişafa başlar. Bu asrın gürültü ve dağdağası içinde boğulan insan için sükût, zaaf değil; belki en yüksek bir ubûdiyet makamının işaretidir.

Evet, insan sustuğu vakit yalnız lisanını değil, nefsinin itirazını ve enâniyetinin feryadını dahi susturur. İşte o anda kalb, kader-i İlâhînin tecelliyatına bir saha-i münbasıt olur. Ve o sükût, kudret-i İlâhiyenin tasarrufuna karşı bir teslimiyet ve rıza lisanıdır.

Muhyiddin-i Arabî’nin beyanıyla: “İnsanın sükûtu, aslında en tesirli beyanlardan biridir. Zira o hâl, insanın en hâlis keyfiyetini izhar eder. Sen sustuğunda, kader senin namına konuşmaya başlar. Terk ettiğin o boşluk ise, elbette tecelliyât-ı nizam-ı İlâhî ile dolmak zorundadır.”1

Kaderin senin namına vereceği hüküm ise, o sükûtun içini ne ile doldurduğuna bağlıdır. Yani o hükmün mahiyetini, kalbin o andaki teveccühü tayin eder. Sabırla intizar edilen sükût ise, ekseriyetle bir cevab-ı İlâhînin mukaddimesi hükmündedir.

İnsanın sükûtu, lisan-ı hâl ile şu münâcâtı ifade eder: ‘Yâ Rab! Kelâmım bitti, takatim tükendi. Şimdi hüküm Senindir; kelâm Senindir.’ 

Bu makamda; “Mahiyet-i insaniyenin bütün esma-i İlâhiyeye bir âyine-i câmia olması...”2 sırrı hasebiyle, âyine konuşmaz; belki kendisine akseden nurları gösterir. Sükût ise, o nurların en saf ve berrak bir surette in’ikâsına vesile olur.

Her bir sükût, derecesine göre âlemde bir tesir icra eder; bu tesir, esasında bir manevî hareketin tezahürüdür ve neticede yine sahibine avdet eder. Söylenmeyenler dahi kader kalemiyle yazılır; bazen bir hâdise, bazen bir karşılaşma, bazen de bir ilham suretinde tezahür eder. Demek ki sükût, zannedildiği gibi bir sükûnet ve atalet değil; bilakis faal bir tahavvülün ve derunî bir inşanın mebdeidir.

Bu hakikatin parlak bir misali, Fahr-i Kâinat Efendimiz’in (asm) huzurunda vuku bulmuştur. Hazret-i Ebu Bekir (ra), kendisine yöneltilen hakaretlere mukabele etmeyip sükût ettiği vakit, onun namına müdafaa eden bir melek bulunduğu beyan edilmiştir. Ne vakit ki mukabelede bulunmuş, o melek çekilmiş ve onun yerine şeytan gelmiştir.

Bu hâdise üzerine Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Gökten bir melek inmiş, o adamın sana söylediklerini yalanlıyor, senin adına ona cevap veriyordu. Sen karşılık verip hakkını alınca melek gitti, onun yerine şeytan geldi. Bir yere şeytan gelince ben orada durmam.”3 Bu sır gösterir ki, sükût bir himaye-i İlâhiyeye vesiledir; nefsin müdafaası ise o himayeyi ref’eder.

Aynı sır, ehl-i tasavvufun menkıbelerinde dahi tezahür eder: Bir derviş, kendisine edilen hakaretlere karşı sükût eder. Şeyhinin emriyle mukabeleye gittiğinde ise lisanı tutulur ve hiçbir şey söyleyemez. O esnada hakaret eden şahsın helâk olması, sükûtun ardındaki gayretullah sırrına işaret eder. Zira o derviş sustuğu müddetçe, müdafaa-i İlâhî cereyan etmektedir.

Elhasıl: Sükût, bir terk-i kelâm değil; belki bir iltica ve teslimiyettir. Hakikate giden yolda bazen en beliğ söz, söylenmeyen sözdür.

Dipnotlar:

1- Muhyiddin-i Arabî, El-Fütûhâtü’l-Mekkiye.

2- Mektubat, 12. Mektup.

3- Ebu Davud, Edeb, 41/4896.

Okunma Sayısı: 1070
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ahmet

    3.06.2026 10:46:06

    Hizmette sükut etmek güzeldir. Ortalığı karıştırmadan meşveret kararlarına riayet etmek hizmetin ve kendimizin selameti için bu çok önemli.Hizmete küsmek kendini geri çekmek doğru değildir. Allah muhafaza şevkat tokadı yemek mümkündür. Her ne şartlarda olursa olsun hizmette ve derslere devam etmek gerekir. Şahsa değil şahsı maneviye tabi olmak ben herşeyi bilirim diyenlerden olmamak dileği ile...

  • İhvan YILDIZ

    2.06.2026 09:17:20

    Muhterem M. ÇALOĞLU ağabey: Bahsettiğiniz hassasiyet şahsî meseleler ve uhuvvet dairesinde tatlı bir fedakarlığa inkılap eder. Üstad Hazretleri bu sırrı şöyle izah eder: "Eski harb-i umumîde Rusya'nın şimalinde doksan zabitimiz ile beraber bir uzun koğuşta esir olarak bulunuyorduk. O zâtların bana karşı haddimden çok ziyade teveccühleri bulunmasından, nasihatla gürültülere meydan vermezdim. Fakat birden asabiyet ve sıkıntıdan gelen bir titizlik, şiddetli münakaşalara sebebiyet vermeye başladı. Ben de üç-dört adama dedim: Siz nerede gürültü işitseniz, gidiniz haksıza yardım ediniz. Onlar dahi öyle yaptılar, zararlı münakaşalar kalktı. Benden sordular: "Neden bu haksız tedbiri yaptın?" Dedim: Haklı adam, insaflı olur; bir dirhem hakkını, istirahat-i umumînin yüz dirhem menfaatine feda eder." (Şualar, 13. Şua) Biz şahsen sustuğumuzda, şahs-ı manevînin huzuru konuşur inşallah. Hürmet ve dua ile.

  • Mehmet Çaloğlu

    2.06.2026 01:48:50

    Aziz kardeşim, sükûtunuzu şimdi bu yazıdan sonra daha iyi anladım. Hasbünallahi ve ni'mel vekil. Nefsinizi ve enaniyetinizi ayaklar altına alabilmek bu zamanda büyük kahramanlık. Şahıslar şahsı manevide enaniyet lerini erittikçe ancak değer kazanırlar. Bizim hizmetimizde sükut hakkın ve haklının karşısinda olur. Yanlışın haksızın karşısındaki sükut, haksızlığa karşı susan dilsiz şeytan hükmüne düşme tehlikesini doğurur. Diye düşünüyorum. (Ya Rab kelamım bitti, takatim tükendi, şimdi hüküm senindir, kelam senindir) ifadeleriniz içimi titretti. Selamlar dualar

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı