"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güzel düşüncenin sokağa indiği şehir: Denizli

Sebahattin YAŞAR
02 Haziran 2026, Salı
Yeni Asya mensubu olan insanlar, hangi şehre, hangi ülkeye gitseler onları güler yüzlü, güzel düşünceli insanlar karşılar. Bu durum, bu dünyada cennet atmosferi gibi bir şeydir. Cemaat ruhu, kardeşlik ve ihlas sırrı görünür hale gelir.

GEZİ: Denizli intibaları
[email protected]

Denizli temsilciliğimizden davet gelince, eşimle birlikte heyecanlanmıştık. Çünkü daha önce Denizli okuyucularımızla böyle bir görüşme yapmamıştık. Her mekanın kendince maddî ve manevî bir tadı ve lezzeti vardı. Bakalım Denizli’den ne gibi güzel duygularla, hangi hakikatleri toplayarak dönecektik? Allah (cc), her şehirde farklı esmalarının tecellilerini gösteriyor. Onun için hiçbir mekan başka bir mekanla mukayese edilmiyor. Bu da her mekanı görülmeye, yaşanmaya değer kılıyor. Tabiî ki, “şerefü’l-mekan bil-mekin” gereği, mekanın şerefi orada yaşayan insanlardadır.

Biz de bu heyecan dolu duygularla Şanlıurfa’dan ta Denizli’ye upuzun bir yolculuğa çıkıyorduk. Mevsim de ilkbahardı. Subhanallah yol boyu meyve bahçeleri beyaz, pembe renklerde çiçek çiçekti. Yol alamıyor, adeta durup durup tefekkür etme ihtiyacı hissediyorduk. Kıpkırmızı gelincikler, bembeyaz papatyalar sizi mıknatıs gibi çekiyordu kendine. Tabiî hizmet yolunda olmanın da insana yaşattığı ayrı bir manevî lezzet de mevsim lezzetiyle birleşiyordu. Yani nimet içinde nimet anlayacağınız.

Renkli ve güzel bir yolculuk

Oldukça renkli ve güzel bir yolculuk neticesinde Denizli şehrimize ulaşıyorduk. Bizi mutlu eden, pek çoğuyla belki de ilk kez tanışacak olmamıza rağmen, misafirlerini yıllardır tanıyormuş gibi güler yüzle karşılamalarıydı. Zaten Risale-i Nur’un en güzel hususiyeti de bu memlekete ve dünyanın farklı farklı ülkelerine binlerce, yüz binlerce güzel ahlâklı, iyi yürekli insanlar yetiştirmesi idi. Bu aynı satırlardan beslenmenin verdiği bir halet-i ruhiye idi. Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanmak böyle bir şeydi. 

Bizim Denizli’yi sebeb-i ziyaretimiz, Risale-i Nur okuma programı idi. Böylece pek çok konu çalışmış kardeşlerimizle burada mütalaa yapacaktık.

Yeni Asya mensubu olan insanlar, hangi şehre, hangi ülkeye gitseler onları güler yüzlü, güzel düşünceli insanlar karşılar. Bu durum, bu dünyada cennet atmosferi gibi bir şeydir. Cemaat ruhu, kardeşlik ve ihlas sırrı niyet, düşünce ve davranışlarda görünür hale gelir.

İki ayrı okuma programı yapıldı

Denizli Yeni Asya okuyucularıyla hanımlar okuma programı ve erkekler okuma programı olarak iki ayrı düzenleme yapıldı. Hanımlar okuma programlarının çok daha yoğun olduğu ve büyük bir şevk taşıdığı eşimle olan görüşmelerimizde çok net görünüyordu. 

Erkek programlarımız ise, kadınlar programından geri kalmıyordu. Ders salonundaki insanlarla müsafaha yaparken, tokalaşırken tavır ve tutumlarda, ele yansıyan titreşimlerde, gözlere yansıyan enerjilerde samimiyeti hissediyorduk. 

Umumî dersimize katılan okuyucularımızla “Risale-i Nur’da tesanüd” konusunu okuduk. Hizmetin ancak tesanüdle yapılabileceğini, tesanüdün Allah’ın (cc) rahmetini celbedeceğini, omuz omuza verip kenetlenmenin birleri binler yaparak büyük bir kuvvet meydana getireceğini; buna karşılık tesanüdü bozmanın ise binlerce kişinin hukukunu çiğneyip büyük veballere sebep olacağını Risale-i Nur’un dersleri bir bir anlatıyordu. Yine her bir Nur talebesinin birbirine bakarken, Risale-i Nur’un ifadesiyle, yüz adam kuvvetinde ve kıymetinde, hakiki mücahit kardeşler ile görüşmek anlamı taşıdığını halen yaşıyorduk. 

Denizli intibalarım arasında en derin iz bırakanlardan biri, temsilcimiz Mehmet Cebe Bey’in hoş bir müdebbir edasıyla her sabah Nur medresesine gelip orada kalan liseli ve üniversiteli kardeşleri uyandırması, birlikte cemaatle namaz kılınması, ardından tesbihat ve dönerli derslerle güne başlanması, medresede hazırlanan kahvaltının ise bütün bu manevî atmosfere ayrı bir anlam katmasıydı. Bu rutin haline gelen tatlı müdebbir davranışın her gün olması ise, kişilerde ahlâk haline geliyordu. Bu çok muhteşem bir şeydi. Günün en verimli saatinde ibadetin, zikrin, tefekkürün devrede olması insanın yaratılış amacına oldukça uygun bir hayat hali idi.

İlbadı mezarlığında yatanlara dua

Ertesi gün sabah namazı sonrası yine temsilcimizle Denizli şehir merkezinde bulunan İlbadı mezarlığına giderek, Nurun şehitlerinden, kabir levhasında yer alan Risale-i Nur’un bayraktarı unvanıyla Hafız Ali ağabey ile Hasan Feyzi ağabeyleri ziyaret ettik ve dualarda bulunduk. Burada kabir adeta ‘bir fânîhayat nasıl bâkîleştirilir’ onun dersini taşıyordu üzerinde. 

Sonraki günlerde geceleri dersler, gündüz vakitlerinde ise şehri daha yakından tanımak için meşhur camileri, türbeleri, kütüphaneleri, parkları bir bir gezip, tefekkür ettik. Doğrusu bir şehrin ruhunun nasıl bir kimlik halinde şehrin muhtelif mekanlarında şekillendiğini insan net görebiliyordu. Denizli insanları mutlu idi. Sokağa inmiş bir mutluluk kendini gösteriyordu.

Dağ yamacında kurulmuş Seyir Tepesi olarak isimlendirilmiş mekan şehre hâkim bir pozisyonda bulunuyordu. Oradan şehre bakınca hakikaten insan, insanın, şehrin, varlığın, harika manzaraların hepsinin fânî olduğuna, ama hepsinde Allah’ın (cc) isimlerinin tecelli ettiğine şahit oluyordu. Yani tıpkı dünya gibi onlarca insan bu manzara mekanlarına geliyor, şöyle bir temaşa ediyor ve sonra da tekrar dönüp gidiyordu.

Bizim için en kıymetli olanı da Risale-i Nur medresesindeki gençlerimizle olan tanışmamız ve onlarla olan hatıralarımızdı. Liseli kardeşlerim ve üniversiteli Yasin, Yunus Emre ve onlara sıcak ağabeylik yapan Murat kardeşim ile diğer hizmete omuz veren kahramanlarla tanışmak ve onlarla hatıralar yaşamak bizi ayrıca mutlu etmişti. 

Tesanüdün yaşanan hali

Şehrin en güzel, merkezi yerinde bulunan Yeni Asya bürosuna uğradığımızda ise, içerisinin zengin bir kitap çeşitliliğinde bulunması ve büro temsilcisi ağabeyimizin oldukça titiz ve samimi duruşu bizi mutlu etmişti. 

Bir yerde hizmette bulunanların tesanüd içerisinde olduğunun göstergesi, oradaki zayıfların, hareketsizlerin de harekete geçmeleri ve durağanlığı terk etmeleri imiş.

İşte Denizli’de insan, tesanüdün yaşanan hâlini, imkân sahibi olup tevazu içinde kalabilmenin güzelliğini, hizmetlerin devamlılığı için tedbirlerin nasıl alındığını ve bu uğurda herkesin bir şekilde nasıl fedakârlık yaptığını günlük işleyişin içinde müşahede ediyordu.

Tabiî ki, UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan, Pamukkale travertenlerinin görülmesi ve tarihî yapıların adeta günümüze mesaj taşıyan halleri ziyarete, geziye ayrı bir değer katıyordu.

Yine şehrin biraz dışında bulunan Kaklık Mağarası’nın Pamukkale’nin yeraltı versiyonu olarak görülmeye değer ve sağlık açısından faydalı hususiyetleri ilgilisinin takip etmesi gereken noktalardandı.

Allah’ın (cc) yarattığı güzellikler

Şimdi her şeyden bahsedip Denizli kebabından bahsedilmezse elbette olmaz. Denizli kebabı hakikaten daha önce başka bir yerde tecrübe etmediğimiz bir lezzet adımı idi. Yani Allah’ın (cc) yarattığı güzel, yeşil tabiatla birlikte yemek kültürünün de dikkate alınması haliyle önem arz ediyordu. Biz de hem kebabımızı yedik hem de dualar ederek, Rabbimize şükrettik.

Bir iki günün içinde yeni yeni simalar ile samimi tanışmalar yaşadık. Bediüzzaman Hazretlerinin neden “müfritane irtibat” dediğini şimdi daha iyi anlıyorduk. Ayrıca yeni kitabımız olan ‘Her Şeye Yeniden Başlamak’la Denizli’de karşılaştık. Taze kitabımız Şanlıurfa’ya gelmeden Denizli’ye ulaşmıştı. Adeta bizi yeni kitabımız karşıladı. Gençler ve arkadaşlarımız için kitaplarımızı imzaladık, sohbetler ettik.

Hasılı güzel duygularla yine uzun yolculuğumuza doğru dönüş yoluna geçtik. Eşim Yasemin Yaşar’la birlikte, bu hizmette nasipli olmaya binler şükür diyerek, böyle bir Yeni Asya topluluğunun ferdi olmak noktasında cemaatimizle iftihar ediyorduk. Binler şükür, binler Elhamdülillah. Haza min fadlı Rabbi.

Okunma Sayısı: 206
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı