Ortadoğu’da Gazze ve İran, Avrasya’da da Ukrayna-Rusya çatışmaları sürerken, Alman haber kuruluşu Der Spiegel “ABD’nin, Avrupa’daki askerî cephaneliğini azaltacağını” duyurdu.
ABD, Avrupa’ya kriz durumunda yardımcı olmak için sağladığı “savaş uçakları, savaş gemileri, havada yakıt ikmal uçakları vb. unsurlarını önemli ölçüde azaltmayı planlıyor. Böylece ABD’nin NATO’yu içeriden boşaltarak, Avrupa’yı kendi güvenliğini sağlamak zorunda kalacağı bir geleceği düşünmeye zorluyor.
ABD Genel Kurmayı Pentagon’un danışmanı Alexander Velez-Green tarafından ifade edilen plan sonrasında, bazı Avrupa ülkelerinde “ABD’nin NATO’dan tamamen çekilebileceği endişesine yol açıyor”.
Avrupa’daki ABD silah sistemlerinin yeniden düzenlenmesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın “işe yaramaz şekilde nitelendirdiği ve defalarca eleştirdiği NATO ittifakının rolünü küçültme isteğinden kaynaklandığı” kuvvetle muhtemeldir. Çünkü Trump 16 Mart 2026’da müttefiklerinin Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamaması durumunda NATO’yu çok kötü bir gelecek beklediğine dair uyarmıştı. Dolayısıyla Velez-Green’in “ABD’nin, Avrupa’daki askerî cephaneliğini azaltacağını” bildirmesi pek şaşırtıcı olmasa gerek.
Ancak ABD’nin bu hamlesinin hem Ortadoğu’daki çatışması nedeniyle artan harcamalarından hem de Hint-Pasifik bölgesindeki varlığını güçlendirme arzusundan kaynakladığı düşünülüyor. “Mevcut yük paylaşımında, ABD, NATO’nun askerî kapasitesinin yaklaşık yarısını sağlıyor”. Bir de Washington uzun süredir NATO yükünün yeniden dağıtılması çağrısı yapıyor. Fakat ABD’nin, Avrupa’daki askerî cephaneliğini azaltma planının hangi zaman dilimini kapsadığının belirsizliği de Avrupalı müttefikleri kaygılandırıyor.
Ayrıca Trump’ın 7 Mayıs 2026’da “İran savaşında, Cumhuriyetçi yönetimi ile NATO müttefikleri ve Avrupa’daki diğer ortaklar arasında derinleşen anlaşmazlık nedeniyle Almanya’dan 5 bin ABD askerini çekme kararını” duyurması tepkilere neden olmuştu. Trump tepkiler karşısında, Almanya’dan çekilecek askerlerin Polonya’ya konuşlandırılacağını belirtmek zorunda kaldı. Ama bundan Polonya makamlarının haberinin olup olmadığı da tartışma konusu.
Trump’ın, Danimarka’nın denizaşırı toprağı Grönland’ı ele geçirme yönündeki talepleri, ABD-Avrupa arasındaki Transatlantik gerilimi daha da arttırmıştı. Bununla birlikte Trump, Avrupalı müttefiklerini ABD/İsrail’in İran’a karşı savaşına destek vermedikleri için “korkaklar” olarak nitelendirmesi de, NATO’nun güvenilirliğini zedeledi. Artık Avrupalı müttefikler kendilerini ABD’siz savunabilmek için, “B planına ihtiyaç duymaya başladılar”. Yani İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan, ABD liderliğindeki güvenlik şemsiyesinin artık yetersizliği konuşuluyor.
Diğer taraftan Almanya’nın, Covid-19 döneminde aldığı, Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel ordusunu 2039’a kadar kurma kararı önemli. “Berlin’in yılda yaklaşık 150 milyar Euro ile 2029 yılına kadar GSYİH’nin %3,5’ine ulaşmayı hedefliyor”. Berlin’in planı orduyu 260 bin askere çıkarmak, genç yetişkinleri zorunlu askerlik sistemine geçirmek, 17-45 yaş arasındaki Alman erkeklerin 3 aydan uzun süren yurtdışı seyahatleri için ordudan izin almalarını gerektiren yasa hazırlığı” gündemde. Yani Almanya, NATO’nun tek bir üyesinin bugüne kadar hayata geçirilen en kapsamlı girişimi içerisinde. Ancak bu ulusal girişimin, kıta ölçeğinde ne kadar başarılı veya yeterli olup/olmayacağı da tartışmalar arasında. Yine de Almanya, AB savunmasındaki liderliğinden söz ettiriyor.
Bununla birlikte ABD, Avrupalıları kendi savunmalarını üstlenecekleri proje olan “NATO 3.0”ın yeniden yapılandırılmasında ısrar ediyor. Fakat Avrupalıların “uydu istihbarat, gözetleme, keşif, hava-füze savunması, hava lojistiği vb. temel askerî yetenekleri henüz yeterli değil. Avrupa’nın acilen “varlığını azaltan tarihî müttefik, doğusundaki sürekli tehdit ve güvence altına alınamayan iç uyum” sorunlarına çözüm üretmesi kaçınılmazdır.