"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bağımlılık bir sebep değil, bir sonuçtur-1

Servet GİRASUN
26 Eylül 2026, Cumartesi
Hiçbir anne, hiçbir baba çocuğunu bir gün bağımlı olsun diye büyütmez.

Her anne baba, evladının iyi bir insan olmasını, güzel ahlâkla yetişmesini ve faydalı bir ömür sürmesini ister. Bunun için emek verir, fedakârlık yapar, uykusuz kalır, dua eder. Fakat bazen bütün bu gayretlere rağmen insanın zihnini meşgul eden acı bir soru belirir:

“Biz nerede eksik kaldık?”

Bu sorunun cevabını sadece bağımlılığın kendisinde ararsak, çoğu zaman sonuca bakmış oluruz. Hâlbuki asıl mesele, o sonuca götüren sebepleri görebilmektir.

Bağımlılık çoğu zaman bir sebep değil, bir sonuçtur.

Çünkü insanın kalbi boşluk kabul etmez. Sevgiyle, ilgiyle, güzel örneklerle ve sağlam bir iman terbiyesiyle doldurulmayan gönül; başka seslerin, başka çağrıların ve başka alışkanlıkların etkisine daha açık hâle gelebilir.

Bugün çocuklarımızın önünde sayısız davet var. Bir tuşla ulaşılan ekranlar, sınırsız sosyal medya, yanlış arkadaş çevreleri, zararlı alışkanlıklar ve sanal dünyalar... Bunların her biri, doldurulamayan bir boşluğu doldurmaya talip oluyor.

Fakat biz çoğu zaman sadece sonucu görüyoruz.

Oysa kuruyan bir ağacın yapraklarını toplamak, kökünü sulamak değildir.

Belki de çocuklarımızın en büyük ihtiyacı; daha fazla yasak değil, daha fazla ilgi, daha fazla muhabbet ve daha güçlü bir manevî rehberliktir.

Asıl sormamız gereken soru şudur:

“Çocuğumu zararlı alışkanlıklardan nasıl uzak tutarım?” değil, “Çocuğumun gönlünü hangi hakikatlerle doldurabilirim?”

İşte bu noktada Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliği, Resûl-i Ekrem’in (asm) sünneti ve iman hakikatlerini asrın idrakine ders veren Risale-i Nur Külliyatı, sadece okunacak eserler değil; aynı zamanda sağlam bir şahsiyet inşa eden manevî bir eğitim mektebidir.

Sağlam bir iman, yalnızca ahiret için değil; dünya hayatının fırtınaları karşısında da insana istikamet kazandırır. Kalbi imanla beslenen bir genç, karşısına çıkan her davete “evet” deme ihtiyacı hissetmez. Çünkü neyi aradığını, niçin yaşadığını ve nereye gittiğini bilir.

Belki de çocuklarımızı korumanın ilk adımı, onları sadece tehlikelerden uzaklaştırmak değil; hakikatle buluşturmaktır.

Çünkü karanlıkla mücadele etmenin en tesirli yolu, karanlığı taşlamak değil; bir kandil yakmaktır.

İnşallah bir sonraki yazımızda şu sorunun cevabını birlikte arayacağız:

“Bir çocuğun kalbinde oluşan boşluğu gerçekten kim dolduruyor?”

Okunma Sayısı: 182
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı