"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her şeyi sen mi yöneteceksin?

Mehmet ÇETİN
26 Eylül 2026, Cumartesi
*Nefsimedir hitabım, ya da nefsim gibi nefsi olana!

Hey dost!

Bilirim, nefsim her alanda kendini göstermek ister ve hem de en masum ve meşru gerekçelerle. Bir yerde hizmet mi var, benimki hemen orada; buraya kadar güzel ama gel gör ki bizim nefis, fren tutmuyor. Orada da müdahil, orada da lokomotif, orada da her şeyden sorumlu genel müdür, mübarek!

Yıllarım var ki, uzaktan yakından izlerim. Bazan kendimi kaptırır, hayran kalırım. Kendime rol model alırım, abimdir, ustamdır ve şeyhimdir. Zaman dürülür, ortalık sakinler, kaslar gevşer, rüzgâr yavaşlar ve geçen fırtınanın eserlerini ararım, onun arkasından. İdealim olan şahsiyetin ardından, onun yerini kim dolduracak deyu, gözlerim yorulur, aramaktan. 

Onu, hayranlıkla izleyenler, ondaki bu arazı gördüklerinden olmalı ki, kendilerini korumuşlar, fren pedalınden ayaklarını çekmemişler. 

Ve anlıyorum artık; ifratkâr kabiliyetlilerin en gizli rakibi kendileridir zira o rakip, onları ebter eder, takipçisiz bırakır, kendisi gibi her şeye vâkıf olacak birinin yetişmesine mâni olur. 

Hoş, böylesine her şeye ilaç olacak, her muameleye müdahil olacak karakterin; faydadan ziyade zararı mı, yoksa zarardan ziyade faydası mı olur, bu da makamına ve yerine göre değişir, tartışılır.

Aslında bu her şey benim kontrolümden geçsin ruh hâli, problemlidir. Her şeye bir nizam verme, kendine nizam verememenin ahvalidir. 

Büyük bir işletmenin sahibinin işiyle ziyadesiyle ilgilenmesi bir dönem çok dikkatimi çekmişti. Öylesine ilgiliydi ki alınacak en küçük şeyle bile o ilgileniyor, ilgili personelin yetişmesine imkân ve fırsat vermiyordu. Sonradan gördüm ki ona, personel dayanmadı, işi uzun sürmedi. O kişi ve işletmesinin akıbetini görünce takdir duygularımı tashih ettim, doğrusu.  

Belki dünyevî işlerde, her şeye, kişinin kendisinin elinden geçmesi bir yere kadar doğru olabilir hatta farklı uygulamaları mümkündür ve muhtemelen de gereklidir ama uhrevî işlerde durum değişir. Dinî hizmetlerde “Ben yapayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim”, arzusu baskın olursa-gerçi günah ve zararı olmamakla beraber- ihlâsı zedeleyeceği için tasvip edilmez. İşte bunun reçetesi kardeşini, kendi nefsine tercih etmektir. (Haşir Suresi: 9) 

Bütün kuvvetin ihlâsta ve hakta bilinmesi, iman edilmesi nasıl mümkün olabilir?

Samimî yaşayarak! Uhuvvetin tezahürüne samimiyetin ruh olduğunu bilerek yaşamak.

Bir işin ya da hizmetin önünde yürüyen; gençlere ya da başka istidatlara imkân ve fırsat verse, bunu da can u gönülden yapsa hem o canların yetişmesine hem de başarılarla doymayan nefsinin ıslahına yardımı olur. Aynı zamanda kaht-ı rical denilen adam kıtlığına da çare olur. 

Eskimeyen o değerli ecdadı, o kıymetli üstadları; tarihin sahifelerinde yaşatan hasletlerinden biri de kendilerini gizlemesi, her şeyde kendini göstermesinde değil, kardeş ve arkadaşlarına havale ederek onların yetişmesine gösterdikleri gayreti, samimiyeti olmalı. 

Hey dost, unutmamalısın ki her şeyi senin yönetmen, âlemin nizamına mugayirdir, tek elden nizam vermek sadece Allah’a mahsustur. Allah’a ait olana kulun sahiplenmesi gizli şirke gider, hey dost, bunu da bilesin!

Okunma Sayısı: 153
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı