"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sermayenin sömürü sistemi-2

Nurullah UDUN
26 Eylül 2026, Cumartesi
Toplumun sağlığı ve eğitimi için kaynaklar kısıtlanırken, batan finans kuruluşlarını kurtarmak için kamu bütçelerinin tereddütsüz seferber edilmesi, bu vesayetin en çıplak göstergesidir.

Sandık ritüeli devam etse de hükümetler artık halkın taleplerine değil, küresel sermaye piyasalarının nabzına göre hareket eder; demokrasi, halkın iradesi olmaktan çıkıp finansal elitlerin sınırladığı bir tiyatroya dönüşür.

Sistemin en sinsi etkisi ise makro siyasetten ziyade, sıradan insanın ruhunda ve gündelik hayatında gerçekleşir. Ücretlerin baskılandığı bir ortamda, geçim sıkıntısı çekenlere lütuf gibi sunulan tüketici kredileri ve borçlanma imkânları, insanları sisteme bağlayan görünmez bağlardır.

Yirmi otuz yıllık bir konut kredisiyle geleceğini ipotek altına alan bir insan, yasal olarak hür görünse de ruhen bağımsızlığını yitirir. Borçlu birey; iş yerindeki haksızlığa karşı ses çıkaramaz, greve gidemez, meşru bir itirazda bulunamaz ve risk alıp yeni bir hayat kuramaz. Çünkü her ay ödemek zorunda olduğu faiz ve taksitler, onun vicdanî cesaretini, eleştirel aklını ve özgür iradesini felç eder. Bu yük çoğu zaman kişiyle de bitmez; miras kalan borç, bir sonraki nesli de aynı çarkın içine doğurur. Modern finans düzeni, eski çağların kaba zincirlerini ortadan kaldırmış; yerine çok daha zarif, görünmez ama bir o kadar bağlayıcı bir mekanizma geçirmiştir. Hürriyet, anayasal bir hak olmaktan çıkıp yalnızca borçsuz kalabilenlerin tadabildiği lüks bir ayrıcalık haline gelmiştir.

Bu kısır döngüden çıkış yolu, ne neoliberal sermayenin emeği ezen tahakkümüne boyun eğmekte ne de komünizmde denendiği üzere mülkiyeti ve teşebbüs hürriyetini tümüyle ortadan kaldıran, insan fıtratındaki rekabet içgüdüsünü bastıran mutlak eşitlik modelinde bulunur. Hakikî kurtuluş, iktisadî hayatı insan fıtratıyla barıştıran iki temel adımı aynı anda atmaktan geçer: Faizin tamamen ortadan kaldırılması ve zekâtın kurumsal olarak işletilmesi.

Faizin menedilmesi, paranın emeksiz servet doğurmasını durdurur; sermayenin dar bir zümrede toplanmasını ve emeğin sömürülmesini kökünden keser. Zekâtın farziyeti ise havastan avama doğru mecburî, düzenli ve onurlu bir servet akışı temin eder; bu akış bir lütuf olarak değil, tıpkı vergi gibi hesabı verilebilir, denetlenebilir bir kurumsal yükümlülük olarak işlediğinde anlamını bulur. Böylece zengine şefkati, emeğiyle geçinene ise hürmeti yeniden kazandırır. Biri zulüm kapısını kapatırken diğeri merhamet ve dayanışma köprüsünü kurar; biri olmadan diğeri sosyal barışı tesis etmeye yetmez. Alın terinin değerini korumayan, üretimi finansal spekülasyona feda eden hiçbir nizam ne kadar zenginleşirse zenginleşsin ne adaleti sağlayabilir ne de iç barışını koruyabilir.

Bediüzzaman’ın bu iki reçeteyi tek bir cümlede birleştiren veciz ifadesiyle söylersek: “Kavga kapısını kapamak için banka kapısını kapamak; sulh-u umumîyi temin etmek için zekâtı hayatlandırmak” gerekir.

Gerçek bir hürriyet, kâğıt üzerindeki siyasî haklara sahip olmakla tamamlanmaz; o hakları kullanabilecek vicdanî ve iktisadî bağımsızlığa erişmekle kaimdir. İnsanı kendi geleceğinin efendisi kılan yegâne unsur, hiçbir iktisadî gücün karşısında eğilmeyen ahlâkî direnç ve bağımsızlık şuurudur. İnsanı insan kılan, boyunduruk altına girmeyen ruhudur.

Nitekim Bediüzzaman’ın tarihe bıraktığı o sarsıcı ve tavizsiz ölçü, tam da bu hakikatin ifadesidir:

“Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.”

Okunma Sayısı: 179
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı