"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hakikatin kapısında: İlim ve iktidar

Hasan GÜNEŞ
13 Mayıs 2026, Çarşamba
Tarih, kalemin kılıçtan üstün olduğunu defalarca göstermiştir. Ordular dağılmış, saraylar yıkılmış, tahtlar devrilmiştir; fakat fikirler yaşamaya devam etmiştir.

Peki, hakikatin tercümanı olması gereken kalem, neden çoğu zaman iktidarların gölgesinde görünür? Neden ilim ehli, halkın ve hakikatin yanında durmak yerine çoğu zaman güç merkezlerinin etrafında toplanır?

Bu suale asırlar öncesinden dikkat çekici bir cevap gelir. Risale-i Nur’da nakledilen bir rivayette şöyle denilir: “Eski İran’ın meşhur veziri Büzürcümehr’e sormuşlar: ‘Neden ulema (âlimler), ümera (idareciler) kapısında görünüyor da ümera ulema kapısında görünmüyor?’

Cevaben: ‘Ulemanın ilminden, ümeranın cehlinden’ diyerek zarifâne cevap vermiştir.”

Bu cevap, yalnızca idarecilere değil, ilim ehline de yönelmiş derin bir ikaz taşır. Çünkü ilim, sahibini hakikate ulaştırabildiği gibi; şöhretin, menfaatin ve makamın kapılarına da sürükleyebilir. Kalem, hakkın hizmetinde olursa toplumu ayağa kaldırır; menfaatin hizmetine girerse toplumun vicdanını susturur.

Hakikatten uzaklaşan ilim, bir müddet sonra hikmetini de kaybeder. Toplumların içten içe çözülmeye başladığı noktalardan biri de budur.

MEDENİYETİN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ

Tarih, ilim ile hürriyet arasındaki bağı açık şekilde göstermiştir. Düşüncenin serbestçe gelişebildiği, ilim adamlarının baskı görmeden konuşabildiği dönemlerde medeniyetler yükselmiştir. Buna karşılık fikirlerin susturulduğu, ilmin siyasetin gölgesine mahkûm edildiği zamanlarda ise duraklama ve çöküş kaçınılmaz olmuştur.

Batı’da Rönesans’ın yükselişi de büyük ölçüde bu zeminde gerçekleşmiştir. İlim adamlarının çalışmalarına alan açılması, eserlerin yaygın şekilde neşredilmesi ve fikirlerin toplumla buluşabilmesi, Avrupa’nın zihnî dönüşümünü hızlandırmıştır.

Osmanlı’nın duraklama dönemlerinin en mühim meseleleri medreselerin yenilenememesi, fen bilimlerinde geri kalınması, adalet mekanizmalarının sarsılması ve istişare ruhunun zayıflamasıydı. Ulemanın gerektiği kadar güçlü ikazlarda bulunamaması yahut yapılan ikazların dikkate alınmamasıyla çözülme devam etti.

KİTAPTAN GAZETEYE UZANAN İSTİŞARE

Asırlar boyunca ilim adamları ile idareciler arasındaki münasebet farklı şekillerde devam etti. Bir dönem âlimler ve devlet adamları karşılıklı olarak sarayalar ve ilim meclislerine gidip geldiler. Yazılan eserler de sessiz fakat derin bir istişare vazifesi görüyordu.

Matbaanın yaygınlaşmasıyla kitaplar vasıtasıyla fikirlerin dolaşımı hızlandı. Fakat asıl büyük değişim, gazetelerin ve süreli yayınların ortaya çıkmasıyla yaşandı. Böylece ilim yalnızca üniversite duvarları arasında kalan bir faaliyet olmaktan çıktı; doğrudan toplumun gündemine girmeye başladı.

Batı, bu yeni vasıtalarla Avrupa ve Amerika’yı adeta büyük bir fikir meclisine dönüştürdü.

İslâm dünyası ise bu dönüşümü geç fark etti. Matbaada asırlarca yaşanan gecikme, gazetecilikteki geri kalmışlıkla birleşince, fikir hayatında ciddi bir boşluk meydana geldi. Bunun bedeli de ağır oldu.

BEDİÜZZAMAN VE KAMUOYUNUN İNŞASI

Bediüzzaman Said Nursî ise bu geçiş döneminin en dikkat çekici simalarından biri oldu. O, hakikati yalnızca dar ilmî çevrelerde konuşulan bir mesele olmaktan çıkarıp toplumun gündemine taşımaya çalıştı. Dönemin gazete ve neşriyat vasıtalarını kullanarak halk, ilim ehli ve devlet erkânı arasında kopmaya yüz tutan bağları yeniden kurmaya gayret etti.

Onun kaleminden dökülenler, saray koridorlarında fısıldanan tavsiyeler değil; doğrudan millete ve devlete ilân edilen hakikatlerdi.

Geri kalmışlığımızda bugün de hem ulema hem ümera aynı sualle karşı karşıyadır.

Okunma Sayısı: 186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı