Kendi kendine konuşana niye deli diyorlar? İnsan kendini anlatmaya hevesli. Konuşmak en başta gelen insan özelliği.
Ama dinlemek de öyle. İnsana kendini konuşturacağı ortam verilmezse ya da sürekli dinleme pozisyonunda bırakılırsa bir insan kendi kendine konuşur. Aslında kendiyle barışık, kendiyle arası iyi olan, kendini suçlamayan, içiyle sohbet eden bir insanın bunu sesli olarak yapmasında bir mahzur yok. Aslolan iki insanın karşılıklı sohbet etmesidir, doğru. Biri konuşur diğeri dinler. Diğeri konuşur beriki dinler. İdeal olan budur. Ama şu ortaklık sağlanamadıysa peki?
Kendi kendine konuşmak, kendiyle barışık insanların en önemli göstergelerinden biri olmalı bence. Kendi içinde kendine terkedilmiş bir insanın, yalnızlık kuyusunda volta atarken çıkardığı kundura sesleridir onlar. Öyle birine deli denmez o yüzden. Öyle birine anca yalnızlığa itilmiş ya da bırakılmış denir. Herkesin hayatını sosyal medyada bir story kadar yaşadığı yerde, kendi kendine konuşmak, dünyaya meydan okumaktır. Niye diyeceksiniz? Hayatını başkaları için değil, kendi için yaşamanın göstergesidir kendi kendine konuşmak. İyilik yapıyorsa değerleri için yapar. Kimseden alkış, beğeni, yorum almak için değil. Herkesin yaptığı bir akımı yapmıyorsa, değerlerine, tercihlerine aykırı bulduğu için yapmıyordur. Onun hürriyetinin ne demek olduğunu içinde deneyimlemiştir, keyfine varmıştır. Böyle birisi de, takdir edersiniz ki, herkesle konuşmaz, herkes de onu anlamaz. Kendi kendine konuşmanın tek sebebi, elbette yalnızlık ya da anlaşılamamak değildir; zihin bazen sadece kendi yükünü hafifletmek ister. Mutlak bir kural değil belki ama; anlaşılmamaktan yorulan, hep dinlemek zorunda bırakılan insanın en doğal sığınağıdır kendi sesi. Peki ne yapacak?
Sanat, aslında böylesi karakterlerin arz-ı endam eylediği yerdir. Sanat ve edebiyat, söyleyecek sözünün karşı tarafta mâkes bulması için didinenlerin kayak pistidir. Resim, müzik, senaryo, hikâye, şiir, seramik, çini, minyatür, ebru, karikatür, tiyatro, sinema, deneme... Var aslında bir hayâlimiz derler ya.. Bu söz tam olarak sanat dünyasının hameleleri için geçerli. Kafada inşa edilenin görünür kılınması, aslında bir nevi kendi kendine konuşmaktır. Ama malum kendi kendine konuşana deli denmek adetten... Deli denmesin diye bin türlü sanat çeşidi ortaya çıkmış, iyi de olmuş.
Hulâsa, kendi kendine konuşan görürseniz, deli demeden önce halini hatırını sorun, derdini kederini sorun. Hayalini, özlemini, hedeflerini sorun. O deli değildir çünkü. Sadece yalnızdır, yapayalnız...