Yaş almakla olgunlaşmak arasında doğrudan orantı vardır diye düşünülür. Gerçekten var mıdır? Yaşlanmak, yaşadıklarımızın artması demek.
Hikâyelerimizin, hatıralarımızın çoğalması demek. Peki, yaşanan bunca şey, neye sebep oluyor acaba? Çünkü insan ne yaşarsa yaşasın, aynı olay bile farklı algılanır, farklı yaşanır bünyelerde. Yaşlılığın işte burada bir yerlerde olgunlaşmaktan ayrıldığını düşünüyorum.
Aklımıza olgun insan ne yapar, neler yapar, nasıl bir figürasyonu vardır, ne yer, ne içer gibi sorular gelebilir. Benim zihnimde canlanan şeyler ise sessizlik, sakinlik, olayları ani refleks halinde verilen tepkilerle değil, daha sessiz bir kabullenişle karşılayan insan özellikleri geliyor. Hikmet arayan, rahmet ve bereket uman ve bunu gerçekten halisane, samimiyetle vücut bulduran insan geliyor.
Hâl böyle olunca yaşlılığında olgunlaşamamış insanların gençliğine baktığımızda, bize fazlasıyla ipucu veriyor. Bencil, hodgam, hodendiş, günümüzün deyimiyle narsist bireyler, yaşlanınca da bunun aynısı veya benzeri oluyor. Gençliğinde hırsla her şeye saldıran, arkadaşını satan, bencil, yalaka, mevki-makam için kırk takla atan adam, yaşlanınca da huzurevinde arkadaşıyla büyük elmayı sen aldın ben aldım diye kavga ediyor. Bir elma yüzünden arkadaşını ezip çiğnemekten çekinmiyor yani. Şimdi böylesi bir durumda her yaşlıya olgun diyebilir miyiz? Hatta ironik bir biçimde, çocukluğun en bencil zamanlarına geri dönmüş gibi davranışları, tesadüf olabilir mi?
İhtiyar kelimesi, yaşlılığın yerine kullanılsa da, ikisi arasında bariz farklar vardır. Yaşlılık Türkçe bir kelimedir. Genellikle biyolojik ve fiziki olarak büyümeyi, kronolojik olarak takvim yaşının ilerlemesini düşündürür. İhtiyarlık ise Arapça kökenlidir ve seçmek, seçme hakkına sahip olmak, irade göstermek anlamlarına gelir. İhtiyar insan olgundur, sükûn halini içinde derinleştirmiştir, sabırlıdır. Öfkesini, sinirini, fevri hareketlerini bir kenara bırakmıştır. İçi geniştir, Rabbiyle kurduğu bağı güçlüdür.
İhtiyarlar Risalesi’nde geçen kelimeleri tek tek ele alsak, muazzam bir birikim ve yaşanmışlık görürüz. Genel baktığımızda ise, bizi ihtiyarlık kavramının gerektirdikleri karşılar. İşte olması gereken ihtiyar böyledir, böyle olmalıdır diyebileceğimiz, ete kemiğe bürünmüş halini gösterir.
Hülasa, yaş almak değil, ihtiyar olmak lazım azizim. Seçtiğimiz hâlin kendisini görmek için...