"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ahrar/ Demokratlar ve Kemalizm

İbrahim ERSOYLU
10 Eylül 2021, Cuma
Türkiye’de 1950 yılında çok partili demokratik sürece girilmesinden sonra DP, AP, DYP, günümüzde DP çatısında buluşan Ahrar/ Demokratlar, hür Batı ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de 1. Sınıf bir demokrasinin tesisini gaye edinen siyasî güçlerdir.

Kemalizm ise demokrasiye zıt, içinde insan hak ve hürriyetlerini, adaleti barındırmayan, farklı fikirlere hayat hakkı tanımayan, dinî ve manevî değerleri fert ve toplum hayatının dışına çıkarmayı hedefleyen, bir kişinin görüşlerini Anayasa, kanun ve tüzüklerle topluma zoraki dayatan otoriter, baskıcı bir ideolojidir. Kemalistler de bu ideolojiye taassup derecesinde inanıp bağlanan ve ayakta tutan az sayıdaki kimselerdir. 

1950’den 2000’lere kadarki süreçte, değişik aralıklarla Adnan Menderes ve Süleyman Demirel liderliğinde yıllarca devleti yöneten Demokratların iktidarında demokrasinin ülkede tesisi için çok gayret edilmiştir. Bunun sonucu olarak memleketimizde insan hakları ve hürriyetler alabildiğine genişlemiş, din ve vicdan hürriyetlerinin önü açılmış, ilim, fen, sanayi ve tarımda sıçrama kaydedilmiş, buna paralel olarak Anayasa, kanun ve mevzuatta yer alan Kemalizm’in kayıtları çözülmüştür. Türkiye o dönemlerde dış dünyada örnek gösterilen saygın bir konuma terakki etmiştir.

Türkiye’nin bu müsbet duruma gelmesini hazmetmeyen iç ve dış fesat odakları, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 yıllarında Kemalist askerleri kışkırtıp onlara açık veya gizli darbeler yaptırarak, Demokrat yönetimleri silâh zoruyla alaşağı etmişlerdir.

Darbeciler, algı operasyonlarıyla halkın çoğunu iğfal ederek Demokratlar yerine, demokrat olmayan, hem kendileri, hem de Kemalizm ile uyum içinde çalışacak siyasilerin önünü açarak onları iktidara taşımışlardır.

Günümüzde bu anlayıştaki siyasîlerin Cumhur İttifakı adını verdikleri bir ittifak ile iş başında olması sebebiyle hâlâ devlet çarkı bu ideoloji ile dönmekte, bu yüzden ülkemiz geri kalmaktadır.

Cumhur İttifakı’na mukabil kurulan Millet İttifakı’nda yer alan Demokrat siyasîler, bir yandan demokrasi mücadelesi verirken, diğer yandan Kemalizm’i sahiplendiği müşahede edilmektedir. Kişi aynı anda hem Demokrat hem Kemalist olamaz, eğer olmaya çalışıyorsa beyhude, yanlış bir işi yapıyor, demokrat anlayışını sorgulanabilir hale getiriyor demektir.

Demokratların Kemalizm’e sahip çıkmaya ve Kemalistlerle işbirliği yapmaya asla ihtiyaçları yoktur. Halkın tasvip etmediği bu ideolojiye sahip çıkmak onlara bir şey kazandırmaz, bilâkis çok şey kaybettirir. Zira halk, onları bu durumda görürse, “Bunlar da Kemalist imiş” diyerek farklı, yanlış adreslere yönelmesi kuvvetle muhtemeldir.

Son söz: Ahrar/Demokratlar, selefleri Adnan Menderes ve Süleyman Demirel gibi iyi bir kadro ve gerçekçi projelerle âcilen meydanlara çıkarak, yalnız ve yalnız demokrasi vurgusu yapmaları, mevcut siyasîlerden bizar olan halkı, özellikle yanlış adreslere dağılmış Demokrat kitleyi kendilerine destek vermeye ikna etmeleri lâzımdır. 

Onlar bu işi başarırlarsa, siyasette oluşan ve uzun bir süreden beri doldurulamayan merkez sağ boşluğunu doldurmuş ve Millet İttifakı’ndaki yerlerini güçlü bir konuma yükseltmiş olurlar. Bu iş için zaman ve zemin çok müsaittir.

Okunma Sayısı: 856
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı