21. asır bilgi, teknoloji, medeniyet, hukuk, hürriyet ve demokratik değerlerin öne çıktığı bir asır olduğunu; bir devletin, komşu bir devlete veya kendisinden uzak zayıf bir devlete yeraltı ve yerüstü kaynaklarına çökmek, kendi sınırlarına dâhil etmek için silâhlı saldırıda bulunma devrinin bittiğini zan etmiştik.
Dünyada demokrasi, hak ve hürriyetlerin merkezde bulunduğu bir dönemin başlayacağını umuyorduk.
Ancak Yahudî zenginlerin finanse ettiği küresel fesat odakları, büyük devletlerin Anti demokrat, müstebit bir zihniyete sahip yönetim kademelerini iğfal ederek ve kendilerinden zayıf devletlere saldırtarak böyle dönemin açılmasının yolunu daralttıkları müşahede edilmektedir.
ABD–İsrail ittifakının bir Müslüman ülke olan İran’a hem de İslâm’ın en mübarek ayı olan Ramazan’da füzelerle saldırarak başta ülkenin ruhanî lideri Hamaney, bazı askerî komutanlar olmak üzere çok sayıda sivili katletmeleri hakikaten insanî ve İslâmî yönden şer olan bir faciadır.
Her iki tarafa maddî- manevî ağır kayıplar yaşatan bu savaştan, “Sizin şer gördüğünüz bir işte hayır olabilir” 1 kaidesi gereğince aşağıdaki çıkarımları yapmak ve gelecekte olması muhtemel aşağıdaki sonuçları öngörmek mümkündür:
1. Bu savaşla, dünyaya meydan okuyan yeni ABD idaresinin ve Filistinli Müslüman kardeşlerimize kan kusturan İsrail’in kibirli yönetiminin burnu yere sürtüldü. Öyle korkulacak karşı konamaz bir güce sahip olmadıkları anlaşıldı. ABD’nin dünyadaki mütehakkim, gururlu karizması çizildi.
2. ABD yönetimin gayesinin, Ortadoğu’daki Müslüman devletleri değil, İsrail’in güvenliğini sağlamak olduğu hem bölge devletleri ve idareleri, hem de dünya kamuoyu tarafından açıkça anlaşıldı.
3. Bu savaşa karşı çıkan ve Amerikan savaş uçaklarının ülkesinin topraklarını kullanmasına müsaade etmeyen İspanya Başbakanı Perdo Sanchez’in yiğit tavrı, ABD idaresinin şerrinden çekindikleri için onun zulümlerine sessiz kalan AB ülkeleri yönetimlerine cesaret verdi. İtalya, Almanya ve diğer bazı AB ülkeleri ile İngiltere savaş karşıtı çıkışlar yapmaya başladılar. Avrupa kamuoyunda zulmü protesto şuuru daha da gelişti.
4. Bu savaş, ABD içinde İsrail’e kör desteği veren kendi yönetimine ve İsrail’in zulümlerine karşı daha ciddî bir muhalefet tepkisinin doğmasına sebep oldu. Oradaki İsrail yanlısı Yahudî lobilerinin işi zorlaştı.
5. 45 yıldan bu yana İran’ın idaresini elinde bulunduran Şiî rejimi ve hâl-i hazırda onu sürdüren hükümetin, Sünnî Müslüman halklarının mazlum İran’a destek vermeleri sebebiyle, bu savaştan sonra özeleştiri yaparak mezhebî taassuptan vazgeçmesi muhtemeldir. İran yönetimi, silâhlandırdığı Lübnan’daki Hizbullah örgütü ve Yemen’deki Husîler vasıtasıyla Sünnî ülkelerle çatışmaktan, onlara rejim ihracı yapmaktan vazgeçmesi ve onlarla İslâm kardeşliği ekseninde dostluk köprüleri kurması umulur.
6. Bu savaş, yaklaşık iki milyar nüfusa sahip Müslüman halklarının İslâm’ın iman ve İslâm kardeşliği duygularının, dayanışma bağlarının kuvvetlenmesine ve ittihad-ı İslâm zemininin oluşmasına vesile olması kuvvetle muhtemeldir.
7. Ayrıca bu savaş, Türkiye dahil sayıları 57’i bulan İslâm ülkeleri liderlerini, aralarındaki ihtilafları bir kenara bırakarak dış saldırılara karşı ortak hareket etmeye yöneltebilir.
Son söz; geçmişte 2. Dünya savaşından sonra birçok ülkede demokratik değerlerin kökleştiği gibi, insanlık âleminin yaşadığı maddî-manevî kayıp ve felâketlerden sonra –onlardan ibret alınması durumunda- mutluluk verici parlak dönemlerin açıldığı görülmüştür.
Dipnotlar:
1- Bakara Suresi: 216.