"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Ayasofya için bahane kalmadı”

Kâzım GÜLEÇYÜZ
07 Haziran 2020, Pazar
Fetih sembolü mahzun mabed Ayasofya’nın 1934’te ibadet mekânı olmaktan çıkarılışından kaynaklanan ve 87. yılına giren hüznünü sona erdirecek bir yargı kararı geçen yıl Danıştay tarafından alınmış ve 6.11.19 tarihli Yeni Asya’ya manşet olmuştu:

“Ayasofya için bahane kalmadı.”

Haberde özet olarak şu hususlar ifade ediliyordu:

“Danıştay, İstanbul’un fethinden sonra bir süre kilise olarak devam edip 1511’de camiye çevrilen ve Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülen Kariye Camii için verdiği kararda şöyle dedi:  ‘Fatih Sultan Mehmet Vakfına ait hayrat taşınmazlardan biri olan cami, vakfın belirlediği kullanım şeklinin dışında bir kullanım amacına tahsis edilemez.’

“Hayrat vakıflarının, amaç dışı kullanımlara karşı üçüncü kişilerin yanında devlete karşı da korunduğu belirtilen kararda, vakıf senedinde yer alan ‘taşınmazın ilelebed cami olarak kullanılması’ yönündeki irade ve tahsisi ortadan kaldıracak şekilde alınan Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırı olduğu vurgulandı. Karar, Ayasofya için de emsal niteliğinde.”

Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulu tarafından alınan bu kararın anlamı şu: Ayasofya’yı müzeye dönüştüren Bakanlar Kurulu kararnamesinin iptali için bir başvuru yapılırsa olumlu bir karar çıkar ve fetih sembolünü Fatih tarafından konulup 481 sene boyunca hassasiyetle riayet edildikten sonra 86 yılı aşkındır ihlâl edilen vakıf şartnamesinde öngörüldüğü şekilde tekrar ibadet edilir hâle getirmenin yolu hukuken açılır.

Veya işi uzatmadan, o eski kararname iptal edilip yeni bir kararname çıkarılarak Ayasofya yeniden mabed hüviyetine kavuşturulur ve hasreti dindirilir.

1980 Ağustos’unda Demirel’in başbakanlığındaki AP hükümeti tarafından Hünkâr Mahfili’nin ibadete açılmasında olduğu gibi.

Eğer bir ay sonra gelip ilk işi Mahfilin kapısına kilit vurmak olan 12 Eylül darbesi olmasaydı, bu adımı Ayasofya’nın tamamen açılması takip edecekti. Demirel hükümetlerinde Kültür Bakanlığı görevlerinde bulunan Rıfkı Danışman ve Tevfik Koraltan bunun hazırlıklarını itinalı bir şekilde yürütüyorlardı.

Erdoğan “Ayasofya’da namaz da kılınır, Fetih Sûresi de okunur, buna ancak aziz milletimiz karar verir” sözünü iktidarının 18. yılında diyebildi.

“Cami namaz kılınmak, minare ezan okunmak için vardır” diyen Demirel’den 40 sene sonra...

Okunma Sayısı: 5109
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman Alıç

    7.6.2020 11:16:38

    Yeni ASYA Gazetemizin 09.08.1980 Tarihli Manşetinde AYASOFYANIN 4 Minaresinden Ezanı Muhammedî Okundu ve Hünkar Mahvilindede Namaz kılındı. Tarihin garip bir Tecelisidir ki Menderesi Ezanı Arapça okuttu diye idama götüren Zihniyet, yine Ayasofyada Ezan okundu diye 34 gün sonra 12 Eylül 1980 de yine Aynı zihniyetle Demireli Indirdiler!!!! BU MANŞETİ BİR DAHA ATARIZ INŞALLAH

  • Yunus

    7.6.2020 10:01:37

    'Doldurma' bahanesi de kalmadı, çünkü sosyal mesafeli namazlar için Çamlıca camisi bile dolar artık.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı