"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lekelenmeme hakkımız

Kâzım GÜLEÇYÜZ
26 Mart 2024, Salı
Uzun yıllar ülkenin farklı il ve ilçelerinde hâkim olarak çalıştıktan sonra İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olarak hizmetine devam ederken, Kaşıkçı dosyasının Suud yönetimine devrine karşı çıktığı için HSK kararnamesiyle “sürgün” edilmek istenen ve bunun üzerine emekliliği tercih eden Nimet Demir, yazarımız M. Said Zeki’nin kendisiyle yaptığı geniş röportajın son kısmında bizim malum dava için şu değerlendirmeyi yapmış:

“Kararı inceledim. Sayın Güleçyüz’ün bireysel paylaşımları, genel yayın yönetmenliğini üstlendiği Yeni Asya gazetesinin dava konusu yapılan başlıkları, yine Sayın Özdabak’ın çizmiş olduğu dava konusu yapılan karikatürler tamamen ifade özgürlüğü kapsamında kalan eleştirilerden ibarettir. 

“İlk etapta suçun maddî unsurlarını taşımadığı göze çarpmaktadır. Nitekim mahkeme çok geç de olsa ‘Suçun maddî unsurları gerçekleşmemiştir diyerek’ beraat kararı vermiştir. 

“Soruşturma 2017’de başlamış, 07.12.2018 tarihli iddianameyle kovuşturmaya geçilmiş, yargılama sonucu beraat kararı ise 13.02.2024 tarihinde tesis edilmiştir.

“Geç gelen adaletin çok bariz bir örneğiyle karşı karşıyayız. Esasen olması gereken, şikâyet üzerine başlatılan soruşturma takipsizlikle sonuçlanmalıydı. Kovuşturma aşamasına asla geçilmemeliydi. Geçilse bile CMK 193 ve 223. maddeleri kapsamında tensiple beraat kararı verilmeliydi. Tüm bu lâzımeler ıskalanmış, soruşturma ve kovuşturma yaklaşık yedi yıla yayılmıştır.” 

Demir, Said Zeki’nin “Lekelenmeme hakkı nerede kaldı?” suali üzerine de şöyle demiş:

“Sanıklar açısından ömür törpüleyen bir haksızlık, yargı bakımından büyük bir enerji israfı. Ne diyelim, aklıma Roma Hukukundaki ‘judek damnatur, cum nocens absolvitur; suçlu aklandığı zaman, yargıç hüküm giyer’’ kuralı geliyor. Bu kural lekelenmeme hakkının teminatıdır. Yani suç teşkil etmeyecek bir eylemin suç olarak nitelenmesi, yine suç oluşturan bir eylemle ilgisi olmayan kişi hakkında işlem yapılarak gereksiz yere insanların soruşturma veya kovuşturmaya maruz kılınması, yargıç ve savcının işinin ehli olmadığı anlamını taşır. Bu bir bakıma, doktorun, hasta olmayan birini ameliyat yapmasına benzer. 

“Sayın Güleçyüz ve Sayın Özdabak’a geçmiş olsun dileklerimi sunarım.”

Ve Said Zeki “Ümitsizliğe düşmeden mücadele ederek, tüm hukuksuzlukları da hukuk içinde aşacağız inşaallah” dileğiyle röportajı tamamlamış. İkisine de çok teşekkürler.

Okunma Sayısı: 2430
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    26.3.2024 16:01:28

    Böyle adil hukukçuların olması ümit verici. Tebrikler, teşekkürler.

  • Hakan

    26.3.2024 10:35:36

    Madem haksızlık var. Tazminat talep etmek hakkınızdır. Kendi adınıza değilse şahsı manevi adına.

  • Şevket Paksoy

    26.3.2024 01:37:08

    Sn. Nimet Demire ve Said kardeşimize cok cok teşekkur ediyor, Nimet Demiri bir hukukcu olarak isabetli tesbitleri nedeniyle canı gönülden selamliyor ve dualarimiz kendisiyle diyoruz..

  • Erhan

    26.3.2024 01:06:52

    Kim ne derse desin güneş balçıkla sıvanmıyor. müfteriler kendi iftiralarıyla rezil oluyorlar. Televizyonlarda şaklabanlık yapanlar sizin kadar hak hukuk adalet diye haykırabilselerdi, bugün bu ülke çok farklı bir yerdeydi.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı