"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mehmetçik

Kâzım GÜLEÇYÜZ
06 Şubat 2020, Perşembe
Bizim toplumumuzda Mehmetçik denildiğinde akan sular durur. O, milletimizin gözbebeğidir. Sefere, operasyona gönderilirken “Ayağına taş bile değmesin” dilekleriyle ve içten dualarla uğurlanır.

Her şehit haberi, hepimizin içini yakar.

Her ne kadar çoktandır bu konuda inanılmaz bir kanıksama ve duyarsızlık psikolojisi hâkim kılınmak, ailelerin ve toplumun şehit acısı istismar amaçlı manipülasyonlar için kullanılmak istense de vicdanlar köreltilemez.

“Şehitler ölmez” sözünün, içerdiği hakikat siyasî ve ideolojik maksatlar bağlamında, asıl manasından koparılarak sloganlaştırılması veya büyük tepki çeken “Askerlik yan gelip yatma değildir” lafından “Şehitlik bu işin fıtratında var” ifadesine geçiş yapılması, bu gerçeği etkilemez.

Terör saldırılarında binlerce şehit verdik.

Son dönemde de Kuzey Suriye’den ard arda gelen şehit haberleriyle sarsılıyoruz.

Zaman zaman da Kuzey Irak’tan.

Oluşturulan atmosferde bütün bu şehitleri verdiğimiz operasyonları, gerekçelerini, her bir şehadetin cereyan ediş şeklini, maruz kalınan saldırıların şeklini ve niteliğini, sahadaki sevk ve idare konularını bilmeye de imkânımız olmuyor, müzakere etmeye de.

Hep tek kaynaktan verilen tek taraflı bilgilerle yetinmek durumunda bırakılıyoruz.

Peki, böyle mi olmalı? Elbette ki hayır.

Ülkeyi yöneten siyasetçilerin “vatan savunması, millî güvenlik, beka, terörle amansız mücadele” söylemleriyle takdim edip, araştırıcı ve sorgulayıcı yaklaşımları “hainlik”le yaftaladıkları bir siyasî iklimde bu konuları tartışmaya açmak neredeyse imkânsız.

Ama bu hiç de sağlıklı bir durum değil.

Mehmetçiklerin ne uğruna ateş hattına gönderildiğini sorgulamak ve öğrenmek, en başta ailelerin en tabiî hakkı değil mi?

Meselâ Cerablus, Afrin ve Barış Pınarı operasyonlarında şimdiye kadar kaç şehit verdik? Bu operasyonların gerekçesi ve hedefi neydi? Terör koridorunu gerçekten ve kalıcı olarak kırabildik mi? Oralarda kurulan karakollarda görevli askerlerimiz güvende mi? Daha ne kadar kalacaklar?

Keza Mehmetçik son günlerde neden rejim güçlerinin hedefi oldu? YPG ile mücadele denilirken şimdi de Suriye ordusuyla mı savaşacağız? Bunun kararını kim veriyor?

Ve bunlar olurken Meclis nerede?

Okunma Sayısı: 2395
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mürsel

    6.2.2020 13:17:40

    Doğru sorular doğru teredütler giderilmesi lazım, mecliste bilgi verilmeli..

  • HÜSEYİN İLHAN

    6.2.2020 08:46:00

    Hayırlı sabahlar muhterem Kazım ağabeyimiz.Hislerimize tercüman oldunuz.Anaların,babaların acılarını istismar eden şehit istismarcıları ne yazık ki beceriksizlikleri hatta ihanetlerini böyle örtmekle kendilerini kurtaracaklarını sanıyorlar.

  • Ali hurdaci

    6.2.2020 00:04:05

    Yayınlanır yayınlanmaz okudum. Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı