"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine bir doğum sancısı

Kâzım GÜLEÇYÜZ
10 Kasım 2021, Çarşamba
Türkiye’nin son dönemde hayatın her alanında kendisini hissettiren bir tıkanıklık daha yaşıyor olması ve bu tıkanıklığın çok boyutlu krizler şeklinde kendisini göstermesi, aynı zamanda “doğum sancısı” olarak nitelenebilecek yoğun sıkıntılara sebep oluyor.

Sancı iyiden iyiye şiddetlendi; demek ki doğum da bir hayli yakınlaştı. Temennîmiz, bu doğumun, çekilen sıkıntıları unutturacak mutlu bir başlangıca vesile olması. Esasen, Bediüzzaman’ın işaret ettiği gibi, sıkıntı ve musibetler geçmiş hata ve kusurların neticesi, ama gelecek saadetin de başlangıcıdır.

Gerçek şu ki, İlahî kanun her zaman olduğu gibi bugün de hükmünü yine icra ediyor ve neye lâyıksak o şekilde idare olunuyoruz. 

İçinde debelendiğimiz her bir kriz, sonuçta kendi hatalarımızın neticesi ve tezahürü.

Şayet büyük çoğunluğu samimî Müslüman olan bir toplumda, ekseriyetin iradesiyle açıkça çelişen şeyler bu kadar kolayca yapılabilir hale geldiyse, bunda rol oynayan faktörleri çok iyi tahlil etmemiz gerekiyor.

Bu çerçevede, bin yıldır İslama hizmet etmiş ve bunu şeref bilmiş bir milletin çocukları olarak bu sıkıntıları yaşamamızın en önemli sebebi, hadislerle haber verilen ahirzaman hadiselerini doğru teşhis ve tahlil noktasında maalesef başarılı olunamayışı.

Bunun sebebi ise, Kur’an’ın çağımıza mesajını okuyup duyurmakla ve bu çerçevede ahirzamanı da bu mesajın ışığında değerlendirip gerekli ikaz ve irşadlarda bulunmakla vazifelendirilmiş olan “Çağın Müceddidi”ne tam anlamıyla kulak verilmemiş olması.

Bilhassa içtimaî ve siyasî konularda ortaya konulmuş olan ölçü ve prensiplerin çeşitli gerekçelerle dikkate alınmaması, ihmal edilmesi, uygulanmaması bu sıkıntıları getirdi.

Bu meyanda yapılan en büyük hatalardan biri, milyonlarca insanın hem ebedî hayatını mahveden, hem de son dönemde yaşadığımız çok boyutlu krizlerde görüldüğü gibi dünyevî saadetinin de canına okuyan ahirzaman eşhasının ve zihniyetinin kimi dindarlarca hâlâ referans olarak gösterilmesi.

Çözüm için, sıkıntı ve sorunun aslî kaynağından medet umulursa, çıkış yolu bulmak mümkün mü? Ve bu hatada ısrar edilirse, içine girilen kısır döngüden çıkılabilir mi?

Dileğimiz, bu gerçeğin artık anlaşılması.

Okunma Sayısı: 3832
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Murat

    14.11.2021 11:48:21

    Artık bu zihniyeti terk edin ve acı gerçeklerle yüzleşin "...büyük çoğunluğu samimî Müslüman olan bir toplumda... " Bu toplumun büyük çoğunluğunun İslâm gibi bir derdi yok fantazi dünyasından uyanjn... Özellikle dindar maskeli mevcut iktidarın hataları, islama aykırı çarpık yönleri de toplumu islamdan iyice soğuttu ....Toplum da din, ahlak konusuna büyük bir darbe indirdi... Toplum da kendini dindar olarak tanımlayanların dindarlık anlayışları da sağlıklı değil

  • Fatih Ekinci

    10.11.2021 10:28:24

    Bütün partiler bu noktada bir ------------çizgi üstünde ittihad ve ittifak ediyorlar. demek ki, iç dinamiklere o kadar da güvenmemeliyiz... bütün gücümüzle Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi'nin gösterdiği AVRUPA BİRLİĞİ hedefine çalışmak lazım geliyor...Yaşasın Hürriyet ve Yaşasın Meşru Meşrutiyet ve Çok Yaşasın Dine ve Dindarlara Hürmetkar Demokratlar...

  • Yusuf

    10.11.2021 10:15:12

    Hocam "bin yıldır İslam'a hizmet etmiş bir millet" ifadesi artık bana çok abartılı geliyor, bu bin yıl sonunda ortaya çıkan başarı nedir Allah aşkına. Ömer'in on yıllık hilâfeti süresince İslamın yayıldığı coğrafyala bahsedilen o bin yıllık hizmet zamanındaki genişleme ile bir kıyaslayın lütfen.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı