Bazı şeylerin, çeşitli şekillerde bir mana ifade etmesine tesadüf diye bakmaktan ziyade tevafuken bakmak, orada tecelli ettirilen manayı okumak, âlemi çekip çeviren kudretin mesajını oralarda da aramak, akıldan uzak olmayan hususlardandır.
Böylesi mevzuları zoraki tevil kalıbına sokmak, kolaycılıkla itham edip, ehemmiyet vermemek, o mesajlarla verilmek istenen manayı örtemez.
Malûm, 2026 yılındayız. En yakın daireden en uzak daireye kadar her şey, bir şeylere hamile. Bize düşen, günü gelince doğacak şeyleri, vuku bulacakları öncesinden hissedip, doğru okumayı gayret etmek olmalı. İşte buna örnek bir okuma, Bediüzzaman’ın Rüyada Bir Hitabe başlıklı makalesinde var.
Rüyada Bir Hitabe’den formül çıkarmak
Rüyada Bir Hitabe, 1919 (1335) yılında vuku bulur. “Bir nur çıkacak”, diye haykıran Bediüzzaman, zamanın hâdiselerinin zulmetinden son derece üzgün olup, selameti sadık rüyada görür. O rüyadaki mecliste, tecelli eden tarihî sahneleri tek tek okuyarak yorumlar.
Rüyadaki hitabeyi kendine rehber edinen müdakkik Nur Talebeleri de yaşanan mühim hâdiselerden ibretlik okumalarla istikbalin haritasını görür ve gösterir.
Harita, çoğu zaman net değil; rumuz, işaret, nükte, sembol, gibi perdeli manalarla doludur.
Tahakkuk eden hâdiselerden, bizi kendine cezbederek kendi cereyanına alıp akıl-kalb ve vicdanın sağlıklı ve istikametli çalışmasına mâni olacaklardan ama özellikle siyasetten uzak durma konusu çok ehemmiyetlidir.
Bediüzzaman, siyasetten istiğna konusundaki kanaatini istikrarlı bir şekilde sürdürür ve Afyon savunmalarında da şöyle ifade eder: “Risale-i Nur Şakirtlerinin, mümkün olduğu kadar, siyasete ve idare işine ve hükümetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Risale-i Nur Şakirtleri, tam bîtarafâne kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lazım gelmiş.”1, şeklindeki talimatla Nur Talebeleri, olup bitenleri okur ve değerlendirir.
Ve “Asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde”2 olan ana esas üzerine hizmet bina edilmelidir.
Hem içeride hem dışarıda 2026, öncesinden başlayan sancılı gelişme, çok neticelere gebedir. Kader, hükmünü icra ettiğinde, bilinmeyen görünmeyen âyan olacak.
Hâdiseler eskisi gibi cereyan etmiyor, gözle görülür farklı seyirler var, dikkatli ve ümitvar olmalı, zira, “Devletler, milletler muharebesi, tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Şu medeniyet-i habise ki biz ondan yalnız zarar gördük.”3, fehvasıyla artık ümitvarız ve ümitvar olmak gerekir. Zira insanlık uyanıyor!
2026’ya tevafuk eden manalardan bazıları
26. Söz, kader bahsi; olan bitene kaderî cepheden bakınca adaletin sağlandığı anlaşılacak.
26. Mektup, birbiriyle münasebeti az ama şeytan ya da şeytanların ilzam edildiği; rehber üstadların şahsiyetinde görülen farklılıkların her birisini kendi makamında değerlendirilmesi gerektiği; milliyet tuzağına düşmemeyi ikaz eder ama asıl bağın iman olmasına dikkat çekildiği; enfüsî âlemde tevhidî terbiyenin yapıldığı meselelerin iyi kavranması, günümüze uyarlayarak oralardan ders çıkarıp istikametin bulunması gerektiği...
26. Lem’a’nın ricalarındaki imanî hatıralardan dünyanın fânî, hayatın geçici olduğuna tam kanaat getirerek her şeye mana-i harfî nazarıyla bakılmasını ders verir.
1. Şua’nın 26. Ayeti’nde, “Ebedî olarak Cennette kalacaklar” (Hud Suresi:108) ayetinden mülhem Risale-i Nur Talebelerinin imanla kabre girecekleri müjdelenir.
Sizlerin daha fazla tevafuk eden manaları tespit edeceğinize eminim.
Dipnotlar:
1- Şualar, s. 392. (14. Şua)
2- Emirdağ Lâhikası, s. 575. (372. Mektup)
3- ESDE, Sünuhat, s. 353.