"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân-ı Kerîm imtihan kitabıdır (2)

M. Ali KAYA
04 Ocak 2021, Pazartesi
Kur’ân bir imtihan kitabı olduğu için şeytan Kur’ân ile aldatmaya, Kur’ân âyetleri okunurken okuyanların kalbine şüphe ve vesvese vererek aldatmaya çalışır. Bu sebeple Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de “Kur’ân okumaya başladığınız zaman önce lânetli şeytandan Allah’a sığının.

Gerçek şu ki şeytanın ihlâslı mü’minler üzerinde hiçbir etkisi olmaz. O ancak Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren ve şirk koşan dostlarını etkiler” (Nahl, 17:98-100) ferman ederek şeytanın şerrinden ancak Allah’a sığınmakla korunabileceğimizi bize haber veriyor.

Nasıl ki tılsım-ı kâinatı açan imandır; aynı şekilde tılsım-ı Kur’ân’ı açan, Kur’ân’ın hakikatlerini doğru şekilde anlamamızı sağlayan imandır ve imanla Kur’ân-ı Kerîm’e teslim olup yönelmektir. İlim dediğimiz hakikat ezber, kuru bilgiler değil, anlayıştır. Nasıl ki siz ilme kendinizi tam vermezseniz ilim size bir şey vermez; aynı şekilde siz Kur’ân’a imanla tam teslim olmazsanız Kur’ân-ı Kerîm sizlere hak ve hidayet anlayışını vermez. Kör ve sağır olana nasıl eşya ve sesler yok hükmünde ise, akıl terazisi bozuk, anlayışı kıt ve kalbi imandan mahrum olan körler de Kur’ân-ı Kerîm’deki ilmî hakikatler görünmez. Bu sebeple yüce Allah “Onların kalpleri vardır, ama onlarla kavrayamazlar; gözleri vardır, ama onlarla göremezler, kulakları vardır, ama onlarla işitemezler. Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır” (A’raf, 7:179) buyurarak imandan ve teslimiyetten yoksun olanların durumunu bize haber verir.

Bir insanın değeri padişahı tanımakla ve o kişinin padişahın askeri veya memuru olduğuna inanmakla artar. Padişahı tanımıyorsanız karşınızdaki insanın vezir veya general olmasının hiçbir değeri yoktur. Aynı şekilde İlm-i Belâgat’ta bir sözün değeri “Kim demiş, kime demiş, hangi makamda söylemiş” kriterleri ile anlaşılır. Söylenen söz aynı olsa da söyleyene göre sözün yaptırım gücü ve tesiri değişir. Bir çocuk da “Arş!” der; ama herkesi güldürür, ancak bir komutan “Arş” dediği zaman bir ordu harekete geçer. Kur’ân-ı Kerîm’e de Allah kelâmı olarak baktığınız zaman içindeki hakikatler doğru şekilde anlaşılabilir.

Kur’ân-ı Kerîm’e eleştirel yaklaşım Kur’ân-ı Kerîm’i anlamayı zorlaştırır, şeytanın tuzağına düşürür. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerîm’e eleştirel bir gözle bakılmaz; bakılamaz. “Allah kelâmı olmayabilir” dediğiniz anda onu bir beşer kelâmı kabul etmiş olursunuz. Bu durumda Kur’ân-ı Kerîm’in bütün mu’cizevî yönü ve hakikatleri size görünmez olur.

**

Sonuç: Kur’ân-ı Kerîm hem lâfzı, hem manası Allah’tan gelmiş, Levh-i Mahfuzda yazılmış olduğu şekilde korunmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’i inzal eden yüce Allah onu koruyacağını vaad etmiştir. “O zikri biz indirdik ve O’nun koruyucusu da elbette biziz.” (Hicr, 15:9) Müsebbibü’l-Esbab olan ve sebeplerle iş gören yüce Allah elbette Kur’ân-ı Kerîm’i de ihlâslı mü’minler vasıtasıyla korumuştur ve koruyacak, tahrifine izin vermeyecektir.

Kur’ân, Peygamberimizin (asm) kalbine Cebrail (as) vasıtası ile inzal edilmiş ve kalbine yerleştirilerek korunmuştur. (Kıyame, 75:16-19) Manâsı Allah’tan lâfzı peygamberden gelen hadislere ise Hadis ıstılahında “Hadis-i Kutsi” denilmektedir. Bu hadisler “Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu” şeklinde Peygamberimiz (asm) tarafından bize haber verilmiştir.

Peygamberimiz (asm) ahir zamanda Kur’ân konusunda eleştirel yaklaşanların olacağını ve bunun pek büyük bir tehlike olduğunu haber vermiş ve şöyle buyurmuştur: 

“Ahir zamanda ilim kalkar, âlimlerin fetva verme konusunda bilgileri olmaz, halk arasında imtiyazları da kalmaz. Siz her âlimim diyenin sohbetinde bulunup ilminden istifade etmeyiniz. Ancak beş şeyden beş şeye dâvet eden gerçek âlimdir ondan istifade edin. O âlim sizin din konusunda şüphelerinizi giderir imanınıza güç verirse, sizi kibir ve gururdan tevazuya, riyadan ihlâsa, düşmanlıktan dostluğa, kardeşliğe ve dünyadan ahirete dâvet ediyorsa gerçek âlimdir. Onun sohbetinden istifade edin.” (İmam-ı Gazali, İhya-ı Ulum, İlim Babı, s. 1:75) buyurmuşlardır.

Okunma Sayısı: 2378
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı