"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eleştiri bir hastalık mıdır?

M. Fahri UTKAN
24 Ekim 2020, Cumartesi 00:25
S. Karakoç, ‘Diriliş Muştusu’ adlı eserinde; “Ey eleştiri hastası! Yeteri kadar eleştirdin. Biraz onu bırak da yeni bir değer ortaya koymaya bak. Eleştiren olmadan çık da, eleştirilen ol. Eleştirinin yıkamayacağı kahramanlık düzeyine eriş.” demektedir.

Eleştiri hastalık mıdır, hastalıksa, nasıl bir tedavi yolu olabilir?

Eleştiri/Tenkit: Kişinin karşısındakinin yaptığı bir iş, davranış veya söylediği bir söz üzerine onu ayıp- lamak, yermek veya olumsuz davranışlarla tepki göstermesidir. Bunu çoğu zaman sözle bazen de filleriyle yapar.

Müsbet veya menfi yani, olumlu –yapıcı veya olumsuz-yıkıcı olarak ikiye ayrılır eleştiri.

Olumlu eleştiride muhatap/eleştirilen memnun, mutlu olur, karşılığında teşekkür eder (etmeli).

Olumsuz eleştiride ise, muhatapta/eleştirilende tam tersi davranışlar gözlemleyebiliriz.

Eleştirenin niyeti iyi bile olsa, tepki kötü olabilir.

Eleştirilen kişinin davranışları düzelmesi isteniyorsa, olumlu davranışlar kazanması bekleniyorsa, e- leştiri olumlu, yani davranış eleştirilmeli, kişi muhatap alınmamalı.

Bir atasözünde denildiği gibi; “Kendi gözündeki odunu görmez, başkasının gözündeki çöpü görür” tipinde bir eleştiri yapılmamalıdır. Yani, kendinde olan bir hatalı davranışla muhatabını eleştirmemek gerekir.

Olumlu eleştiri yapıldığında, muhatabın konuşmalarında, davranışlarında, hareketlerinde gelişme sağ- layıcı etkiler görülür/görülmeli.

Eleştiri; muhatapta rencide edici, kişiliği hedef alıcı değil, olaylara, davranışlara, sözlere yönelik olmalıdır.

Olumlu eleştiride göz ardı edilmeyecek bir husus da, merhametli olmaktır. Aksi halde kaş yapayım derken göz çıkarılabilir.

Eleştirme esnasında yapılmayacak davranışlardan biri ve en önemlisi, yalan söylemektir. Eleştirilen kişilerin şahsını değil hareketlerini, davranışlarını, sözlerini öne çıkarmak gerekir.

Müslüman ve inanmış bir arkadaşını, kişiyi eleştirirken; yaptığı hareketin, nefsine ve şeytana uyma- sından dolayı yaptığını düşünmek veya kaderin bir payı olduğu düşünmek son olarak ta kendi nefsinde görmediği veya görmek istemediği kendi kusurumuz da olabileceğini düşünerek yapmak.

Yapılan hareket, söylenen söz üzerine sinirlenildiğinden, anında eleştiri oklarını göndermek bir hastalık işaretidir. 

Eleştiriye başlamadan önce sinirin geçmesi bir an durup, düşünüp ondan sonra gerekliyse ondan sonra, kişi eleştirisini yapmalıdır.

Olumlu tenkidin en faydalısı, sonuç alıcı olanı “Sandviç Metodu” dur.

Bu metotta, eleştirilecek kişinin önce iyi bir davranışı ortaya konur. Daha sonra eleştirilmek istenen davranışı açıkça anlatılır. Son olarak da yine iyi bir yönünden bahsedilerek gerekli eleştiri yapılır.

Üstad Bediüzzaman Said Nursî, özellikle lâhikalar incelendiğin görülecektir ki, bu metodu birçok kereler muhataplarına karşı kul- lanmıştır.

Meselâ: Kastamonu hayatında talebeleriyle yaptığı haberleşmeler esnasında yazdığı mektupların birinde, mektubun sonunda şu şekilde ifadeler kullanıyor. “Sabri kardeşim, seni tevkil edip selâm gönderenlere, ben de seni tevkil ediyorum. Onlara birer selâm ediyorum. Senin bu defaki mektubun gerçi geç geldi, fakat birkaç noktada beni çok memnun etti. Sabri’nin elmas ve çelik gibi metanetini ve isabet-i fikrini gösterdi.” 1

Burada, Üstad önce “Sabri kardeşim” ve “..ben de seni tevkil ediyorum” diyerek muhatabını onur- landırıp, onu tanıdığını ve saydığını belirtiyor. Bu hitaplar, muhatapta olumlu duygular oluşturur. Sonra, “Senin bu defa ki mektubun gerçi geç geldi” diyerek tenkidini yapıyor. Daha sonra gönlünü almak ve yine olumlu duygular oluşturmak için “..fakat birkaç noktada beni çok memnun etti. Sabri’nin elmas ve çelik gibi metanetini ve isabet-i fikrini gösterdi. Demek suretiyle mektubunu bitiriyor.

Tenkit meselesinde yine Üstad İhlâs Risalesi’nde ihlâsı kazanmak için gereken prensipleri anlattığı kısmın ikincisinde; “Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üzerinden faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemek gerekir... Nasıl ki, bir insanın bir eli diğerini, bir göz diğer gözüne rekabet edip tenkit etmezse, ihlâsı kazanmak için de imanlı Müslümanlar birbirini tenkit etmemelidir. Aksi halde birbirini tenkit, çalışmalara şevki azaltır, insanı tembelliğe atar.” demektedir.

Çin atasözünde; “Dostunun alnındaki sineği baltayla kovalama” deniliyor. Yani bundan anlaşılan her halde gönüller kırmadan eleştiri yapmak gerekiyor.

 Hutbe-i Şamiye’de 3. hastalık olarak belirtilen “Adavete muhabbet” konusu öne çıkar. Kişiler, Müslümanlar hatta Nur Talebeleri, birbirlerini tenkide, gıybete ve sonunda iftiralara varan durumlara sebeb olur. Bu durum yayılma istidadıyla diğer topluluklara, cemaatlere, meşreplere yayılır; az kusurları bile tenkide başlar ve birçok yıkıcı hallere sebep olur.

Aynı cemaat veya fikir grubundakiler, birbirlerini şuursuz bir şekilde tenkit etmesi, eleştirmesi hem ihlâs düsturlarında ikincisine de uymamaktadır. Bir bedende bir uzvun diğer bir uzvu eleştirmesi, o bedenin bütün işleyişini, yapısını bozar. Bu da şuursuzcasına şuurlu düşmanlara yardımdır. Zaten düşmanların aradığı ve beklediği de budur.

Bu şekildeki eleştiriler, cemaatin şahs-ı manevisinin de bozulmasına, zarar görmesine sebep olur. 

Bu tür eleştiri durumlarının neticesi için Üstad İhlâs Risalesi’nde; “yoksa o vücud-i insaninin hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır..” diyerek aynı hizmet grubu içindeki kardeşlere yapılacak eleştirilerin yıkıcı, tahrib edici yönünü nazara veriyor.

Dipnot:

1- Nursî, Said, Y. A. Neşriyat,1994, Kastamonu Lâhikası, 105.

Okunma Sayısı: 2358
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    24.10.2020 08:26:35

    Allah razı olsun. Beşeri münasebetler ve sosyal hayatın sağlıklı işleyişinde çok önemli bir konuyu, Risale-i Nur orijinli bir tahlile tâbi tutup, makale konusu yapmak çok değerli ve kıymetli. Tebrikler, dualar...

  • A. AYDIN

    24.10.2020 02:02:46

    Tebrikler! 🙂👍 Güzel bir yazı.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı