"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünyanın çektiği sancılar

M. Latif SALİHOĞLU
27 Ocak 2020, Pazartesi
Dünya büyük bir sancı yaşıyor: Gün geçmiyor ki, yurttan veya dünyadan sarsıcı bir felâket, yahut dehşet uyandıran bir musîbet haberi gelmesin.

İşte, yurdun batısındaki Manisa ve çevresinde günlerce devam eden sarsıntıların daha korkusu geçmeden, bu kez ülkenin doğusundaki Elazığ ve çevresinde çok daha sarsıcı, hatta yıkıcı bir zelzele meydana geldi. Büyüklük 7’ye yakın noktada.

Deprem bölgesinde, can ve mal kaybı noktasındaki hasar tesbit çalışmaları devam ederken, ürküten artçı sarsıntılar da peşpeşe gelmeye devam ediyor.

Mevsim kış, havalar soğuk, insanlar perişan. Tabiî, telef olan ve barınak sıkıntısı yaşayan hayvanların durumu da içler acısı.

* * *

Bu yıkıcı depremin etki alanı o derece geniştir ki, Suriye’den İran’a kadar hudut harici birçok merkezden de rahatlıkla hissedildi. Yurt içinde ise, Malatya, Bingöl, Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin, Şanlıurfa, K.Maraş, Gaziantep, Kilis hatta Osmaniye’de bile yerin o anki titremesi insanlarda korku hissi uyandırmış. 

(Tam da deprem anında telefonla irtibatlı olduğumuz Batman il merkezi, aslında deprem kuşağı üzerinde falan değil. Ama, yaşanan zelzele sarsıntısı o derece şiddetli hissedilmiş olmalı ki, telefonla görüşmeyi dahi kesmek durumunda kaldık.)

Uzmanlar tarafından, Doğu Anadolu fay hattının uzun zamandan beri sessiz-suskun bir vaziyette olduğu ve en geniş zaman aralığının dahi artık sonuna gelindiği hususu aylar öncesinden dile getirildi. Hatta, bu meyanda nokta tesbiti dahi yapıldı. Misâl, üç ay kadar önce bizzat Prof. Görür tarafından “Malatya, Elazığ, Sivrice” isimleri açık bir dille telâffuz edildi. Aynı anda, derhal  harekete geçilerek bazı tedbirlerin âcilen alınması gerektiği söylendi.

* * *

Öte yanda, dünyanın birçok noktasında “beterin beteri” denilecek helâketler, felâketler, musîbetler yaşanıyor. Özetlemek gerekirse, şunları sıralamak mümkün:

* Dünyanın en zengin ülkesi olan Amerika’da, çok kısa aralıklarla şiddetli kasırga musîbetleri yaşanıyor. Atlas Okyanusu sâhillerinde yıkımlar meydana geliyor; binlerce insan evsiz, barksız kalıyor. En yüksek derecedeki sanayi ve teknolojileri bile, vâki musîbetler karşısında âciz kalıyor. Bu semavî belâların yanı sıra, ayrıca Orta ve Güney Amerika’dan kuzeye doğru, özellikle ABD’ye katar katar göç dalgaları geliyor.

* Benzer mahiyetteki kasırga fâciaları, zaman zaman Büyük Okyanus’ta, Hindistan, Doğu Asya ve Uzak Doğu’nun sahillerini de şiddetlice vuruyor. Aynı coğrafyada sel felâketleri de hemen hiç eksik olmuyor.

* Nüfusu bir buçuk milyarı bulan koca Çin ülkesi, yeni yeni zuhûr eden bulaşıcı bir virüsün istilâsı altında inim inim inliyor. Siyasî iktidarın Müslüman Uygurlara yönelik zalimâne politikaları, adeta taraf-ı İlâhiden acip bir sûrette cezalandırılmış oluyor.

* Yeni Dünya’nın en medenî, en gelişmiş ve şehirleşmede dünya birincilikleri olan Avustralya’da yaşanan ve milyonca hayvanın telef olmasıyla devam eden dehşetli yangın felâketi, sadece o coğrafya ile sınırlı kalmayarak, dünyanın atmosferini dahi menfi şekilde etkileyip kirletiyor.

* Kudüs işgal altında. Dünya acz içinde. Suriye’de, Libya’da, Afganistan’da, Arakan’da, zaman zaman Irak’da oluk oluk mâsum kanı akıtılıyor. BM dahil, hiç kimse ve hiçbir kuruluş buna engel olamıyor, bir çare, çözüm şekli bulamıyor. Buralardan dünyanın birçok ülkesine kalabalık kitleler halinde mecburi göçler yaşanıyor.

* Koca Afrika kıt’asının pekçok yerinde ise, açlık ve kuraklık sebebiyle, hayat şartları dayanılmaz noktalara varmış durumda.

* * *

Görüldüğü gibi, hem küre-i arzın, hem de yeryüzünde yaşayan beşeriyetin sancıları giderek çeşitlenip şiddetleniyor. Bazıları bunu Kıyâmet Alâmetleri cümlesinden görüp ona göre yorumluyor. Tamamen haksız da sayılmazlar. Zira, söz konusu belâ ve musîbetler, sadece bir bölgeyi, sadece bir topluluğu etkilemekle kalmıyor. Umumîleşiyor ve dünyanın her tarafını tesir altına alıyor.

Bütün bu sancıları dindirmenin, en azından mânen sıkıntı, ıztırap çekmemenin yolu, gerekli fizikî tedbirleri aldıktan sonra İlâhî dergâha el açıp Hakk’a iltica etmek.

Okunma Sayısı: 1747
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    27.1.2020 16:45:37

    Bunlar hepimizi derinden düşündürmeli.Nerede hata yaptık yahut yapıyoruz.İşte bunların muhasebesini yapmakla mükellefiz.Aksi takdirde;Allah muhafaza,belâlar ve musibetler gelmeye devam eder.Rabbim;enkaz altındaki müslüman kardeşlerimizin,yâr ve yardımcısı olsun.Vefat edenlere rahmet,ailelerine de sabırlar versin İnşaallah,Amin!..

  • Abdulkadir Turan

    27.1.2020 16:45:21

    Hatalar,günahlar,suçlar,cezalar yahut zulümler.Evet hiçbir şey sebepsiz değil,boşuna ise hiç değil.Bir insan;bir şeyi yapmadan önce,iyice düşünüp,hesabını kitabını yapıp,ona göre harekete geçmeli.Düşünmeden yapılan işlerin sonu,maalesef hüsrandır.Bu da tecrübeyle sabittir.Dünya'da ve ülkemizde yaşanan musibetler de,bizlere açık bir şekilde ders verir bir mahiyet arz ediyor.Bir tarafta deprem,öbür tarafta kasırga,diğer tarafta sel,öte tarafta ise virüs. "Zulümle âbâd olanın,sonu berbâd olur" buyurmuş atalarımız.Hakikaten de çok anlamlı ve veciz bir söz.Kime ya da kimlere hitap ediyor acaba bu söz.Tabiki de;mezâlimiyle âbâd olan zalimlere.Suriye,Libya,Mısır,Arakan,Yemen vs.gibi ülkelerde yaşanan ve çok ciddi boyutlara varan zulümler,nerdeyse artık (tabiri caizse) Arş-ı Âlâ'ya ulaşacak.Yangın ve sel felaketiyle boğuşan Avustralya,Virüsle boğuşan Çin,kasırgayla can çekişen ABD ve depremle mücadele eden ülkemiz,vs.

  • Latif Salihoğlu

    27.1.2020 13:53:51

    Muhterem Mürsel, Kahraman Bekir Berk'e atılan iftira çamuru leke tutmaz. Ayrıca, her havlayana taş atmaya gerek yok. Bilvesile, yakın tarihteki bir (vefat yıldönümü) yazının linkini takdim ediyorum. "Darbeci savcıya kefen göstermek..." https://www.yeniasya.com.tr/m-latif-salihoglu/darbeci-savciya-kefen-gostermek_496007

  • Mürsel

    27.1.2020 05:47:57

    Muhterem Salihoğlu; 1958/ 1972 arssında 750 mahkemeden beraat kararı çıkartan. Üstsdın: "En kahraman talebem"dediği rahmetli Bekir Berk Ağabeye atılan alçak iftiraya bir cevap vermeyecek misiniz? "Hak haktır büyüğüne küçüğüne bakılmaz.Hukukullah hukuku ibadı tazammun eder. "Sözler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı