"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korku belâsı seferberliği

M. Latif SALİHOĞLU
24 Kasım 2020, Salı
GÜNÜN TARİHİ: 24 KASIM 1940

İkinci Dünya Savaşı yıllarında (1939-45) Türkiye’de demokrasi yoktu. Ülke tek parti diktası ile idare edilmeye çalışılıyordu. Alman Nazi lideri Hitler ile İtalyan Faşist Lider Mussollini korkusundan bütün hükümet erkânı nasibini almıştı. Öyle ki, 5-6 yıl müddetle, gariban köylü ve çiftçinin ekip biçtiği hububata dahi el konuluyor, toplatılıp silolarda çürütülüyordu.

Bütün bunlar, ya Türkiye de harbe iştirak ederse, askerin ekmeğini-erzakını nasıl temin ederiz korkusu ile, daha doğrusu korku belâsı ile yapılıyordu. Ekmeğin bir dönem karneye bağlanmasının sebebi de aynı korku idi.

Ne var ki, korkulan olmadı. Türkiye, son demlerde savaşa katılma kararı aldığı halde, karar kâğıt üzerinde kalmaktan öteye gidemedi. Olan, fakir fukara, garip gureba vatandaşa oldu.

Şimdi de, o dönemdeki bazı gelişmelere “günün tarihi perspektifinden bakmaya çalışalım.

***

Bir ismi de “Alman Harbi” olan İkinci Dünya Savaşı Avrupa Kıt’ası’nda bütün şiddetiyle devam ederken, bundan Türkiye de ciddî şekilde etkilenmeye başladı.

Ankara hükümeti, 24 Kasım 1940 tarihinde, İstanbul, Çanakkale ve Kocaeli vilayetleri de dahil olmak üzere Trakya Bölgesi’nin tamamında sıkıyönetim ilân etti.

Sıkıyönetim, ışıkları karartma ve kısmî seferberliğe kadar varan bir dizi tedbirlerin alınmasına yol açan âcil sebep, Faşist İtalyan kuvvetlerin Yunanistan’a saldırmaya ve Alman Nazi ordularının da Bulgaristan’ı işgal etmeye başlamasıydı.

Bu tarihte, Başbakanlık makamında Dr. Refik Saydam bulunuyordu. Ancak, ülkenin iç ve dış politikasını birinci derecede etkileyen kişi hem CHP Genel Başkanı olan, hem de Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden İsmet Paşa’ydı.

Dolayısıyla, Başbakan Refik Saydam ve kabinesi, İsmet Paşa’nın tesiri ve gölgesi altında icraat yapmaktaydı.

***

Hitler’den ve Alman ordularından bir hayli korkan ve çekinen İsmet Paşa, ne olur ne olmaz ihtimaliyle hareket ederek, Trakya Bölgesi’nde seferberlik şartlarında bir sıkıyönetimin uygulanmasını istedi.

Hükümet de dediğini aynen yaptı ve bu vaziyeti uzun müddet devam ettirdi.

Oysa Hitler, yayınladığı beyannâme ile hiçbir cephede Müslümanlara saldırmayacağını, hatta elinden gelse onları himaye etmeye çalıştığını duyurmuştu.

Ancak, böyle demesine ve bilfiil öyle yapmasına rağmen, o dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti Hitler ve Mussollini’ye itimat etmeyerek, olağanüstü tedbirler alma cihetine gitti. Alınan tedbirler cümlesinden biri de, buğday ve sair hububat üzerinde hükümet tasarrufunu serbest bırakmak olmuştur.

Hükümet yetkilileri, köylü, çiftçi gibi buğday üreticisine istediği şekilde müdahale etmiş, mahsulüne el koymuş, istediği kadarını almış ve dört-beş yıl müddetle onlara bir nevi gâvur azabını çektirmiştir.

Okunma Sayısı: 1992
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    24.11.2020 23:41:57

    Milletini seven,akıl,idrak ve maharet ile meziyet sahibi dirayteli idareci elbette tedbir alacaktır.Ancak esen rüzgara göre hareket etmek kah faşist kah komünist (aslında dinsizlik cereyanı için bastıran,ALLAH lafzını matbuatta dahi yasaklatan,Aşık Veysel gibi bir halk şairi ve gönül insanını KIZILAY MEYDANINA sokturtmayan) ve dinsizlik için hükümette bulunanların köylüden cebren aldıklarını bozulmadan tekrar millete yemek için dağıtmaları yerlerine ise yeni ürünü koymaları mümkün iken bunu yapmayıp varlık içinde darlık çektirmesi nasıl başarılı olur .Ancak yeterli malumattan eksik bilgi sahibi ya da hak duygusunda tarafgirlik ile olur. Zaten 1946 Seçimlerindeki açık oy,gisli tasnif uygulaması zinene nasıl bozuk olduklarının delili değilmidir. Hak verirken seyyiatlarına da ortak olma gibi tehikeyi hatırlayınız.

  • Latif Salihoğlu

    24.11.2020 16:44:34

    Değerli Emir Demir. Bu geniş meselede sadece bir noktaya takılıp kalmak doğru olmaz. İsmet Paşa, daha evvel faşist liderlere yakın duruyordu. "Kemalist Türkiye'den Faşist İtalya'ya selam" götürüyordu. Savaşın başında da tarafsız kalma kararı alındı. Sonra ihlal edilip açıkça taraf olundu, galipten yana... Daha önemlisi, Türkiye savaşa girmediği halde, ülke savaştan beter bir hale getirildi. Vatandaşa insanca muamele yapılmadı. Savaştan sonra, başta Almanya olmak üzere hemen hepsi kalkınıp ilerleme kaydederken, tek geri kalan, geri bırakılan Türkiye oldu. Öngörüsüz idareciler, bütün hububatı silolarda çürüttü, bıraktı. En az Mussolini ve Hitler kadar, üstelik kendi vatandaşına karşı gaddar, zalim, diktatör idiler...

  • Sezai MUMCU

    24.11.2020 01:59:58

    Almanlar 2. Dünya Savaşına hazırlık aşamasında çok ciddi erzak tedariği için Türkiye nin neredeyse tüm kuru yemiş, bakliyyat üretimini satın alıp Almanya'ya götürmüşlerdir. Bunun da Türkiye de yaşanan kıtlıkta payı vardır. O günlerde Almanya'dan gayri resmi çok enteresan bir açıklama gelmişti. Biz Müslümanları Rusların Komünizm tehditinden kurtaracağız. İlginçtir Hristiyanların bilhassa Katolik Kilisesinin dünyanın en güçlü istihbarat ağı sayesinde ve Aziz Papa II.Jean Paul'un Komünizmi Polonyada ve Almanların Berlinde yenmesiyle (ilginç eski komünist devletler bölünürken TEK BAHTİYAR ALMAN HALKI, iki devleti; Doğu ve Batı Almanya yı birleştirdi) Müslümanların Komünizme karşı mücadelesinde müsbet Birinci Avrupa' nın gayet önemli bir katkısı olmuştur.

  • Emir demir

    24.11.2020 01:00:35

    Hocam bu yazınızı okuduğumda neden İsmet paşa yı eleştirdiğizi anlayamadım. Bence adam çok doğru yapmış .Ne yani tedbir alınmasa mıydı?Hitler ve Mussolini ye tabi ki de güvenmeyecekti . Sovyet Rusya da saldırmazlık antlaşması yapmıştı ,ama Hitler, Rusya ya saldırdı.20 milyon Rus askeri Stalingrad da öldü .Bu yazınıza bakarak İsmet paşa yı kutluyorum .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı