"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korku devam ediyorsa...

M. Latif SALİHOĞLU
30 Ocak 2020, Perşembe
Türkiye’nin hem doğusu (Elazığ, Malatya, Kars...), hem batısı (Manisa, İzmir, Muğla...) zelzele sıtmasına tutulmuşcasına sarsılmaya devam ediyor. Haliyle, depremden gelen korku da artarak devam ediyor.

Vaktiyle, benzer bir durum 1939 yılı sonlarında peşpeşe vukû bulan İzmir ve Erzincan depremleri esnasında da yaşandı. O hadiseler sebebiyle, Üstad Bediüzzaman’a korkuya dair “mânevî cânipten” şöyle bir suâl tevcih edilmiş: “Bu büyük zelzelenin maddî musibetinden daha elîm, mânevî bir musibeti olarak, şu zelzelenin devamından gelen korku ve me’yusiyet, ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selb ederek dehşetli bir azap vermesi nedendir?”

14. Sözün Zeyli’nde geçen bu bahsin cevabî mahiyetteki devamı ise şöyledir: “Yine mânevî cevap. Şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerifin teravih vaktinde, kemâl-i neş’e ve sürûrla, sarhoşçasına, gayet heveskârâne şarkıları ve bazan kızların sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübarek merkez-i İslâmiyetin her köşesinde cazibedârâne işittirilmesi, bu korku azabını netice verdi.”

* * *

İstanbul’un fethinden sonra, bu merkezde vukû bulan en şiddetli zelzele, Sultan Fatih’in oğlu Sultan Bâyezid-i Veli’nin hâkimiyeti zamanında meydana geldi. Üstelik, kısa aralıklarla iki büyük deprem...

Birincisi, 16 Ocak 1489’da; ikincisi ve çok daha şiddetlisi ise 1509’da (Ağustos-Eylül?) yaşandı. Büyük tahribata yol açan ikinci depremin artçı sarsıntıları tahminen bir buçuk ay (45 gün) kadar sürmüş.

Zelzelenin devamından gelen korku sebebiyle, Sultan Bâyezid, iki büyük toplantı yaptı: Biri, tamirat için Devlet Divânı toplantısı, diğeri ise, valilerle yapmış olduğu “dahilî murakabe-muhasebe” toplantısı.

Padişah, valilere hitaben yaptığı konuşmada “Acaba hangi zulüm ve haksızlığı irtikâp ettiniz de, bu zelzele-i azimenin vukûuna ve devamına sebebiyet verdiniz?” şeklinde şiddetli tarizlerde bulunur.

* * *

Sultan Bâyezid zamanında iki mühim gelişme dikkat çekiyor. 

Birincisi: Batıdan gelen maddî-mânevî tehlikedir ki, İspanya-Barselona’dan kovulan yüz binlerce Yahudi topluluğu, başta Selânik olmak üzere, Osmanlı’nın muhtelif şehirlerinde iskân edildi. İsyancıları kışkırtan, Yeniçeri Ocağı’nı söndürten ve nihayet Osmanlı’yı yıkıp mahveden Sabetaycılar, Dönmeler, Selânik-Makedonya komitacıları ile Hareket Ordusu’nun perde arkasındaki azmettiricileri bunların içinden çıktı.

İkincisi: Şarkta ise, Şâh İsmail tehlikesi zuhûr etti ve II. Bayezid buna karşı ciddî hiçbir tedbir almadı. Pek mühimsemedi. 1512’de oğlu Selim tarafından makamdan uzaklaştırılarak İslâm Birliği sağlanmış oldu.

Bir diğer gelişme, İstanbul’daki bina ve yapı malzemesi olarak, sarsıntıya karşı taştan ahşaba geçiş yapılmasıdır. Depreme karşı dayanıklı olan binalar, büyük yangınlara karşı çoğu kez kül olup gitti.

* * *

Günümüzde de Sultan Bayezit zamanındakine benzer bazı durumlar söz konusu. O halde, herkese bir ders-i ibret teşkil etmesi dileği ve temennisiyle, hem yıkıma yol açan, hem de korkuyu devam ettiren 1509’daki “Hareket-i Arz” hakkında biraz daha bilgi vererek toparlamaya çalışalım.

“Kıyâmet-i Suğra” diye de isimlendirilen bu hadise, kuvvetli ihtimalle 10 Eylül 1509’da meydana geldi. Merkez üssü Marmara Denizi olan bu depremde, Edirne’den İzmit’e, Gelibolu’dan İznik’e kadar olan geniş bir saha, şiddetli şekilde sarsıldı. Artçı sarsıntılar da haftalarca devam edip gitti. 

Depremin şiddeti 7’nin üzerinde olması, yine kuvvetli ihtimal dahilinde. Öyle ki, kayıtlara göre İstanbul’da tsunami meydana geldi. Sâhil tarafındaki tarihî surlar, camiler ve sâir yapılar büyük hasar gördü. Ayrıca, yekûn 160.000 nüfusa ve 35.000 kadar yerleşim birimine sahip olan İstanbul'da, yaklaşık 13.000 kişinin öldüğü, 1000’den fazla evin de tamamen yıkıldığı ifade ediliyor.

Osmanlı tarihinde “Zelzele-i Müdhişe” olarak da isimlendirilen bu depremin yol açtığı büyük tahribatın tamiratı, Sultan Bâyezid’in ciddî gayretleri sayesinde kısa süre içinde tamamlandı ve İstanbul yeniden o eski mâmur vaziyetine döndürülmüş oldu.

Okunma Sayısı: 2138
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı