"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Masa bir iken, şimdi beş oldu

M. Latif SALİHOĞLU
23 Ekim 2019, Çarşamba
Hani, meşhûr bir deyim var ya “Yağmurdan kaçarken, doluya tutulmak” diye. Türkiye, şu sağlıksız “Suriye politikası” meselesinde aynen böyle vahim bir vaziyete düştü.

Yani “Şâm hükümetiyle görüşmem”, yahut “Esed yönetimi ile masaya oturmam” diye diye, nihayetinde en az beş ayrı masaya (o da şimdilik) oturmaya âdeta mecbur hâle geldiği bir “uluslar arası arena”ya doğru sürüklenmiş oldu.

Esasında, Türkiye hükûmeti, sınırda ve bölgedeki tüm meseleleri, tıpkı 1998’deki “Adana Mutabakatı”nda olduğu gibi, yine Şâm yönetimi ile bir “tek masa” etrafında görüşüp konuşabilirdi. 

Ne var ki, 8-9 senedir bunu yapmadı, yapamadı, yahut yapmak istemedi. Yapamadığı için de, masa adedi gibi muhatap sayısı da maalesef yükseldi; sayı bir iken, nihayet beşe çıkmış oldu. Haliyle, her iki ülkenin de işi zorlaştıkça zorlaştı.

İşte Suriye bağlantılı o 5 masanın ismi:

1) ABD ile görüşme masası,

2) Rusya ile görüşme masası,

3) Derdini BM’ye anlatma masası,

4) Derdini AB+NATO’ya anlatma masası,

5) Sınır ve bölge sorunlarını, İran vd. bölge ülkeleri ile görüşme masası.

Türkiye hükûmetinin, bu beş farklı muhatap ile sağlıklı bir anlaşmaya varması fevkalâde zor olduğu gibi, bir kısmı dinozorlaşmış durumdaki oburlara karşı diplomatik bir zafer kazanması da maalesef ki pek mümkün görünmüyor.

Dolayısıyla, masa sayısını ne kadar azaltırsa ve mümkünse, konuyu yine bir tek masa etrafında görüşme noktasına getirebilirse eğer, içine düştüğü sıkıntılı vaziyetten çıkmayı da o nisbette kolay bir hâle getirmiş olur. Aksi halde, dünya çapındaki doymak bilmez o beş ayrı masadaki muhataplarla başa çıkmaya mecbur kalır ki, bu noktada emsâl teşkil edecek iyi bir misâl de görünmüyor, ne yazık ki...

Evet, özetle “Akıl için yol birdir” ve o yol da BM’nin hâlâ meşrû bir temsilcisi durumunda olan “Şâm yönetimi” ile teke-tek bir masa etrafında görüşerek, konuşarak, anlaşmaya varmaktan geçiyor. Aynen, yakın tarihteki kârlı ve başarılı “Adana Mutabakatı”nda olduğu gibi.

GÜNÜN TARİHİ 23 Ekim 1965

İlk Demirel hükûmeti

Darbe cuntasının 27 Mayıs 1960'ta iktidardan uzaklaştırılan Demokrat misyon, 12 Ekim 1965'te yapılan genel seçimlerin ardından, yeniden  iktidara geldi. Zulmen idam edilen DP lideri Adnan Menderes'in siyasetteki misyonunu üstlendiğini açıklayan Adalet Partisi lideri Süleyman Demirel, ilk kabineyi 23 Ekim günü kurdu. Dolayısıyla, kendisi de ilk kez Başbakan oldu.

* * *

450 milletvekilliği için dört partinin yarıştığı seçimin sonuçları şu şekilde gerçekleşti:

AP: Yüzde 52,8 oyla 240 mv.

CHP: Yüzde 28,7 oyla 134 mv.

MP: Yüzde 6,2 oyla 31 mv.

YTP: Yüzde 3,7 oyla 19 mv.

TİP: Yüzde 2,9 oyla 14 mv.

CKMP: Yüzde 2,2 ile 11 mv.

* * *

Demokrasi tarihimizin en istikrarlı dönemlerinden biri 1950-60 yılları olduğu gibi, bir diğeri de 1965-71 yılları arasındaki dönemidir. Bu zaman zarfında iki kez genel seçimler yapıldı: 1965 ve 1969.

Darbe sonrası ilk seçimde (1961) cuntacıların destek ve teşvikiyle siyaset meydanına atılan ve öncelikli hedefleri Demokratların (AP) önünü kesmek olan Millet Partisi ile Yeni Türkiye Partisi, 1965 seçimlerinde bir adım olsun ileri gidemediler. Hatta, gerilediler ve adeta hezimete uğradılar.

Demokrat oylar bölünemeyince de, Adalet Partisi, 1965 seçimlerinde oyların yüzde elliden fazlasını alarak tek başına iktidara geldi.

Evet, 1965-71 yılları, ülkenin madden ve mânen en müreffeh olduğu bir dönemdir: Dinî tedrisat yapan yüzlerce eğitim kurumu açılırken, iktisadî kalkınmada da, Türkiye zirvede dolaşıyordu. Misâl: Enflasyon % 5, kalkınma hızı ise % 8'ler civarında seyrediyordu.

Okunma Sayısı: 1634
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İ.Seyda

    23.10.2019 23:09:42

    Bu cümleler aslında konuyu özetliyor: “Akıl için yol birdir” ve o yol da BM’nin hâlâ meşrû bir temsilcisi durumunda olan “Şâm yönetimi” ile teke-tek bir masa etrafında görüşerek, konuşarak, anlaşmaya varmaktan geçiyor. Aynen, yakın tarihteki kârlı ve başarılı “Adana Mutabakatı”nda olduğu gibi.

  • Abdulkadir Turan

    23.10.2019 17:09:17

    Suriye meselesi bir hayli kritik.Bi süreçte yapılacak şey ise;ülkenin selameti için diplomatik yollarla,çatışmacı tavırdan kaçınarak hareket etmek.Bütün meseleleri de geniş çaplı düşünerek ama pastayı da fazla dilimlemeden dost gördüğü ülkelerle paylaşmak ve ona göre harita çizmek.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı