"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şiddetli istibdat, kararlı bir takrir ile yıkılır

M. Latif SALİHOĞLU
12 Haziran 2024, Çarşamba
Günün Tarihi: 12 Haziran 1945

Yakın tarihimizde, demokrasi açısından dönüm noktası teşkil eden bir “Dörtlü Takrir” hadisesi-meselesi vardır. O meselenin özeti aşağıdaki gibidir: 

Tek parti iktidarının etkili dört milletvekili tarafından ortak imzasıyla hazırlanan bir Takrîr/Önerge, CHP Grubuna takdim edildi.

Adına “Dörtlü Takrîr” denilen bu önerge, 12 Haziran 1945’te “tek parti grubu”nda enine-boyuna görüşülüp konuşuldu. Tam yedi saat boyunca yapılan konuşmalardan ve hatta fiilî saldırıya kadar varan hakaretli tartışmalardan sonra, söz konusu önerge, nihayet oy çokluğuyla reddedildi.

İzmir milletvekili Celal Bayar, Aydın milletvekili Adnan Menderes, Kars milletvekili Fuat Köprülü ve İçel (Mersin) milletvekili Refik Koraltan tarafından verilen bu önergeyle, mevcut kànunlarda ve parti tüzüğünde yer alan antidemokratik hükümlerin çıkartılması, seçimlerin serbestçe ve namusluca yapılması, ayrıca Millet Meclisi’nin hükûmeti denetlemesi gibi hususlarda, radikal bazı değişikliklerin yapılması talep ediliyordu.

Tek parti meclisi keskin ifadelerle takriri-önergeyi ve talepleri reddetmekle kalmadı, takrire imza koyan milletvekillerini en ağır şekilde cezalandırmaya yöneldi.

Cezalandırmalar, haliyle zıtlaşmayı, ardından topluca kopmayı ve bir süre sonra da yeni bir partinin kurulmasını netice verdi.

Dörtlü takrire imza atanların CHP’den ayrılıp yeni bir parti kurması hiç kolay olmadı. Çok ağır ithamlara ve çok büyük tehditlere mâruz kaldılar. Ancak, yine de yılmadılar ve her şeyi göze alarak 7 Ocak 1946’da Demokrat Partiyi kurdular. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde 61 mebus çıkaran DP, 14 Mayıs 1950 seçimlerinde tek başına iktidara gelerek 27 yıllık dikta rejimini diskalifiye etmeyi başarmış oldu.

*

Esasen, günümüzde de benzer mânada cesurane bir çıkışa ihtiyaç görünüyor. Tabiî, öyle ayakları kırık-çürük “Altılı Masa” tarzında değil; belki, 80 sene önceki gibi kararlı bir “Takrîr”e ihtiyaç var.

İhtiyacın sebebine gelince… Öncelikle içinde bulunduğumuz çok partili sistem, bir sû-i tâlih eseri olarak, ülkeyi adım adım geriye, yani “tek adam sistemi”ne doğru kaydırma eğilimine girmiş görünüyor. 

Bilvesile, şunu gayet net ve açık yüreklilikle ifade edelim ki: Tek parti sistemi gibi, tek adamcılığın da vatana ve millete hayır getirmeyeceği, dahası faydadan çok zarar getireceği fikrindeyiz.

*

Fiilî olarak demokrasiye geçişin, Avrupa ve dünya şartları itibariyle de kısacık bir izahını yapmak gerekirse, kısaca şunları söylemek mümkün:

İkinci Dünya Savaşının sona ermesiyle birlikte, özellikle Avrupa kıtası yeni bir arayış süreci içine girdi.

Diktatörlükler sona ermeye ve ülkeler hızla demokratikleşmeye başladı. Öyle bir noktaya gelindi ki, gerek ikili ilişkilerde ve gerekse kurulan birliklerde, çok partili demokratik sistemin uygulanıyor olması öncelikli şart haline geldi. Yani, kendi içinde demokrasiyi uygulamayan hiçbir ülke, Avrupa'daki kuruluşlara üye, yahut iştirakçi olamıyordu.

Aynı durum, Avrupa ile entegrasyon içine girmiş bulunan Türkiye için de geçerliydi. Türkiye, şayet fiilen de çok partili sisteme geçmeseydi, Demokratik Avrupa hükümetleri tarafından gitgide dışlanacak ve zamanla yekdiğerinden kopma noktasına gelmiş olacaktı.

Okunma Sayısı: 947
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı