"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yenilik adımlarının bedeli (1)

M. Latif SALİHOĞLU
03 Ocak 2022, Pazartesi
Tarihte olduğu gibi günümüzde de geçerliliğini koruyan şöyle bir realite var:

Hemen her türlü yenilik hareketinin kendi çapında bir maliyeti, bir bedeli var. Bedel ödeyenlerin çoğu, inandığı yenilikler uğruna kendini fedâ etmeyi şeref saymıştır.

Osmanlı’nın son yüz yılına baktığımızda, bu mânâda birçok yenilik adımlarının atıldığını, buna mukabil pekçok şahsiyetin bu uğurda ağır beddeller ödediğini, hatta bir kısmının kurban gittiğini görürüz.

Hemen birkaç misâl vermek gerekirse, şu isimler sıralanabilir: Nizam-ı Cedid’in kurucusu Sultan III. Selim hunharca katledildi, Mısır ve Avrupa seyahatinde gördüğü yenilenme ve moderniteyi Osmanlı merkezine transfer etmeyi düşünen Sultan Abdülaziz, önce tahttan indirildi, ardından intihar süsü verilerek katledildi. Anayasa nizamı ile hürriyet ve meşrûtiyet hakikatinin Osmanlı’da da tatbik edilmesini canla-başla isteyen Namık Kemâl ve dâvâ arkadaşlarının başına gelmeyen kalmadı. Yeni Türkiye siyasetinde fikren ve fiilen ilk ana muhalefet hareketinin başını çeken Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey, bunu cânıyla ödedi. Aynı muhalefet cephesinde resmen ve fiilen yer alan Kâzım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Adnan Adıvar, Refet Bele gibi İstiklâl Harbi’nin kahramanları, idam sehpasına çıkmaktan zor kurtuldular. Demokrasi ve modernleşme yolunda hamle üstüne hamle yapan Başbakan Adnan Menderes ve dâvâ arkadaşları, darbecilerin güdümündeki gaddar bir mahkeme eliyle darağaçlarına gönderildi. 

Bir müceddit olan Bediüzzaman Said Nursî, iman hizmeti yolunda yapmış olduğu tecdid hizmeti uğrunda, hayatını ve her şeyini fedâ etti.

Şimdi, asıl konumuz olan yenileşme, modernleşme yolunda bundan iki yüz sene evvel atılan adımları, yaşanan dramları ve ödenen bedelleri biraz daha yakından görmeye çalışalım.

*

1800’lü yılların başına gelindiğinde, beş asırlık koca Osmanlı Devleti’nin, ilim ve teknik olarak hemen her sahada bir yenilenme ihtiyacı vardı. Bu ihtiyacı gidermeye çalışan Sultan III. Selim, aynı zamanda bu yenilik adımlarının ilk kurbanı oldu: 1808.

Bu safhadaki gelişmelerin seyrine bakacak olursak, kısaca şunları görürüz: Sultan III. Selim’in tahta geçtiği (1789) ilk yıllarda devam edegelen savaşlar (Avusturya, Rusya...), ne yazık ki mağlûbiyet ile neticelendi.

Uzun süredir gözlemlenen bu başarısızlık hali, bazı yorumcuların ileri sürdüğü gibi sadece ordunun ve bilhassa Yeniçeri Ocağı’ndaki askerlerin laçkalığından, moralsizliğinden ve sefere gitme isteksizliğinden kaynaklanmıyordu. Gerçekte, devletin hemen bütün kurum ve kuruluşlarında (müesseselerinde) bir bozulma, bir laçkalık, bir yeknesaklık vaziyeti hasıl olmuştu.

Devam eden bir hayatın vazgeçilmezleri olan yenilenme, tazelenme, geliştirme, inkişâf denilen insana has kılınmış büyük nimetler, bırakın fiiliyatta, fikriyatta dahi adeta görünmez, hissedilmez hale gelmişti.

İşte, bu umumî durgunluğun farkına varan Sultan III. Selim, devletin bekası için, bazı yenilikler yapmaya ve bir dizi tedbirler almaya karar verdi. 

Bu yenilikler, her ne kadar orduda “Nizam-ı Cedit” ismiyle şöhret bulmuş olsa da, yapılan büyük ıslâhat hareketi sadece askerî sahayla sınırlı değildi.

Dolayısıyla, asırlara sinen bir yanlış algılamayı, öncelikle zihinlerden silip atmak gerekiyor. Aksi takdirde, pekçok kimsenin yanlış anlayıp öyle de lanse ettiği üzere, sanki koca Osmanlı tarihi sırf askerî hareketlerden, kanlı isyanlardan ve savaşlardan ibaretmiş gibi anlaşılır.

Ki, böylesi bir yaklaşım, hem temelden yanlış, hem de son derece sakıncalıdır.

Bir sonraki yazıda, zaman zaman tekrarlama ihtiyacını duyduğumuz bu hatırlatmadan sonra, Sultan III. Selim emir ve iradesiyle yapılan (sonunda da hayatına mal olan) mühim bazı yeniliklere kısaca bir nazar gezdirelim.

Okunma Sayısı: 1155
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı