"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bayramı bekle(me)yenler!

M. Said ZEKİ
27 Temmuz 2020, Pazartesi 00:03
Kâinat muhabbet üzere yaratılmıştı. Muhabbetten nasibin bol olması en büyük bayramdı.

Ruhlar çoraklaşıyor, gönül bahçesinde güller yerine; nefret tohumları ekilip dikenli zakkumlar yetişiyor. Rüzgâr ekilip fırtına biçiliyor şimdi. Kötünün iyiye verdiği keder artıyor. ‘Rabbim, merhametsizleri bize musallat etme!’ Nefret ve ötekileştirme arttıkça, muhabbet ehli, çelebi ruhlu insanlar hızla bizi terk ediyor. Peki bu boşluğu ne/kim dolduruyor? Televizyon ve internet, siyasetçiler, reklâmcılar, magazinciler, medya bülbülleri, din tacirleri...

İYİ İNSANLAR HIZLA TÜKENİYOR

Gönül ehli insanlar durumu görüp hayıflanıyor. Onlara göre yaşımız, bedenimiz, aklımız büyüdükçe, içimiz küçülüyor. Temiz ve aziz olma hali zedeleniyor. Muhabbetin yerini hesap kitap alıyor. Berraklık, burukluğa dönüşüyor. Harfler gidiyor, rakamlar geliyor. Vakit ilerledikçe, gıybet gibi, haset gibi, yalan gibi, yakıcı ve yıkıcı huylar ediniyoruz. Kötü alışkanlıklarımız artıyor. Çocukken ve gençken şaşkınlığımız, hayretimiz, merakımız, hevesimiz zirvededir. Sonra bunlar birer ikişer elimizden / gönlümüzden alındı. Yerine derin bir yorgunluk verildi. ‘Biz büyüdük kirlendi dünya’ mı yoksa?

TEBESSÜMÜ UNUTTUK SANKİ!

Tahammülsüz ve asık suratlı mı olduk ne? Tebessümü unuttuk sanki. Her hadisede “rahmet-i İlâhiyenin izini, özünü, yüzünü” görecektik hani! Kâinat kitabını, insan kitabını okuyacaktık. Güzel gören güzel düşünürdü ya! Olumsuz bir şey ile karşılaştığımızda “huzma sâfâ .. diyecektik. Pencerelerden seyredip bir şiir gibi yaşayacaktık hayatı...

‘Hepimiz Âdem’in (as) çocuklarıydık. Âdem ise topraktandı. Topraktan gelip toprağa dönecektik.’ Asıl bayram bize verilen duygu ve lâtifelerimiz yerli yerinde inkişaf ettirmek, her vesile ile muhabbeti teneffüs etmek ve ettirmekti.

“NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR!”

Şu şikâyet söylenmeleri kısmen doğru olabilir. ‘Bayramlar eskiden bayramdı; şimdi ise sadece tatil. Bayramlar çocuklar içindi de, biz mi büyüdük? Yoksa gerçekten de kaybettiğimiz değerlerin arkasından üzülmekten başka çaremiz mi yok? Günler önce hazırlıklar, temizlikler yapılacaktı. Barış Manço’nun o güzel sesiyle “Bugün bayram, erken kalkın çocuklar. Giyinelim en güzel elbiselerimizi...” şarkısıyla uyanacaktık sabah. Erkenden kalkıp hep birlikte bayram namazı kılıp ardından bayramlaşacaktık çıkışta. Çocuk olup bayram şekeri toplayacaktık, harçlık alacaktık. Büyüklerimizin elini öpecektik. Kapının zilinin çalmasını bekleyecektik kim gelecek diye… Kolonya kokuları birbirine karışacaktı ellerimizde. Baklavalar, şekerler ve kahveler ikram edecektik. Ama şimdi rüyamızda görsek inanmayacağımız şeyler olacak. Harçlıklar EFT ile, havale ile verilecek torunlara.. Ziyaretler internet üzerinde yapılacak. Komşu, eş-dost, akrabalarla bayramlaşmak yerine tatil beldelerine akın olacak..’

HAYATI ISKALAMAK MI, NOSTALJİ Mİ?

“Nerede o eski bayramlar” diye hayıflanmak hayatı ıskalamak olabilir mi? ‘An’ın kıymetini bilmeden; nostaljik melankoli ne kadar sağlıklı bir düşünce. “Yani muhabbet ve mutluluk ya eski bayramlarda kaldı, ya da ancak ilerde mümkün! Biz göremeyiz, torunlarımız görürse ne âlâ!” demek ne kadar doğru? 1910 yılında yayınlanan bir derginin kapak manşeti de aynı: ‘Nerede o eski bayramlar!’ Şikâyet ettiğimiz şeyleri düzeltmeye kendimizden başladığımız an; her bayramın kendine has güzelliği olduğunu keşfedeceğiz belki de.

CEZAEVİNDEKİLER, YAŞLILAR VE ÖNDEN GİDENLER

Masumların tahliyesini bekleyenler, cezaevinde bayramda sevdiklerinin ziyarete gelmesini dört gözle bekleyenler var. Huzurevlerinde kimsesiz bayramı beklemeyenler de var! Ya dünyadan bizden önce ayrılıp gidenler. Masum bir ruh bir mezarlık ziyaretini şöyle anlatıyor:

“Küçük bir çocuktum. İlk kez gidiyordum mezarlığa. Annemi görmeye gitmiştim oysa; toprak tepeciklerini değil. Babam duâ etti, mezarı yıkadı, temizledi. Bense gözlerimle kapısını arayıp durdum mezarın. Bulamadım. Ama onun içeride olduğunu biliyordum. Bir yerlerde aşağı inen bir merdiven olacağına karar verdim sonunda... Annemi göremeden bitti tabi ziyaret. Bir daha gelirsem, vakit kaybetmeden ona giden merdivenleri bulacaktım ilk iş. Basamakları hızla inip kavuşacaktım onunla. Yeni adresi belliydi en azından... Aşağısı da bahçeli ve genişti. Annem orada beni bekliyordu!..”

Muhabbet ve barış içinde nice bayramlara eriştirsin Rabbimiz!

Okunma Sayısı: 1673
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüsniye Türeli

    27.7.2020 07:54:22

    Tebrikler oğlum Muhammed. Allah zihin açıklığı versin. Güzel yazıların devamını temenni ediyorum. Rabbim bizleri Sırat-ı müstakîmden ayırmasın.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı