"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kafka, cezaevi bebeklerine de mektup yazar mı?

M. Said ZEKİ
21 Aralık 2020, Pazartesi
“Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”

Haksız yere tutuklanmış bir masum. Kış kıyamette sobasız, iki milim buz tutmuş camları kırık büyük bir koğuşta adeta ölsün diye duruşma için bekletiliyor. Oturacak hiçbir şey yok. Donmamak için sürekli hareket ediyor. Derken yaşlı vücudunun gücü tükenmiş bir vaziyette köşeye çömeliyor. Savcı 80 sayfalık iddianameyi, savunmasını hazırlaması için 8 dakika verip geri almış. Bir kanun adamına yakışmayacak şekilde keyfi davranıyor. Duruşma başlıyor.

Masum ve mazlumun sabrı tükenmek üzere. Allah ile arasında hiçbir perde bulunmayan bedduâsını etmek üzereyken, pencereden 3-4 yaşlarında bir kız çocuğunun bahçede oynadığını görüyor. Savcının kızı olduğunu öğreniyor. O masumenin hatırı için bedduâ etmekten vazgeçiyor.

ÜMİT VE ŞEFKAT ÇAĞLAYANI

Evet, bütün hayatının düsturu olan ve Nur mesleğinin bir esası haline getirdiği şefkat sebebiyle Bediüzzaman Hazretleri kendisine yapılan onca zulümlere rağmen, bedduâ bile etmiyor. Onlara ancak salah ve iman temenni ediyor. Cezaevindekilere de imanı kurtarma tavsiye ediyor; şevk, gayret, sabır ve ümit aşılamaya çaba sarfediyor.

Şefkat, ne muazzam bir güç ve insanları yücelten değer. Yarattıklarına karşı çok şefkatli ve çok merhametli Rahman ve Rahim olan Allah; şefkatinden kime bir damlacık ihsan etse, ruhunu feda edecek dereceye geliyor şefkatinden. Kadınlar şefkat kahramanı oluyorlar o Nurla.

Akılları anlamasa da küçük ruhları Nur’un kıymetini anladığından, çocuklar Bediüzzaman’ın geçtiği yollarda kelebekler misali ona koşuyorlar o şefkati hissedince.

KAFKA’NIN BEBEĞİ

Gelelim Kafka’nın hikâyesine. Bununla ilgili Gert Schneider ‘Kafka’nın Bebeği’ adında bir roman bile yazmış.

Oyuncak bebeğini kaybettiği için, hıçkıra hıçkıra ağlayan bir küçük kızın yüzünü güldürmek, onu yeniden hayata bağlamak için, siz bir eser yazar mıydınız? Franz Kafka yazmış. Hem de son eserini ve büyük bir ciddiyetle... Hikâyeye göre ünlü yazar Franz Kafka, rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta oyuncak bebeğini kaybettiği için ağlayan küçük bir kıza rastlamış ve buna çok üzülmüş. Kaybolan oyuncak bebeği bir süre birlikte aramışlar; ancak bulamamışlar. Ertesi gün aynı noktada buluşup bebeği aramak için sözleşmişler. Kafka, vakit kaybetmeden kaybolan bebeğin ağzından bir mektup yazmaya başlamış. Bu mektubu buluştuklarında küçük kıza okumuş; “Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” yazıyormuş mektupta.

Kafka, küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı bir mektubu okurmuş ona. Küçük kız da böylece avunurmuş. Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka, ölümüne yakın bu son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakıyormuş. Bebeğe iliştirilmiş bir not, küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “Seyahatlerim beni çok değiştirdi..”

Uzun yıllar sonra bir yetişkin olan küçük kız, oyuncak bebeğin vücudunda gözünden kaçan bir çatlak olduğunu fark etmiş. Ve çatlağın içine sıkıştırılmış bir mektubun varlığını da... Kısaca şunlar yazıyormuş mektupta:

“Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin; ama sonunda sevgi, başka bir surette geri dönecek. İmza, Franz Kafka.”

KANAYAN YARA: CEZAEVLERİ!

Cezaevlerinde bebeklerin, çocukların bulunması toplumun kanayan bir yarasıdır. Sağlıksız şartlarda bebeklerini büyütmeye, hayata hazırlamaya çalışan masum annelerin durumu ayrı bir dramdır.

Resmî olmayan rakamlara göre, cezaevlerinde yaklaşık 286 bin hükümlü ve tutuklu var. 

11 binden fazlası kadın. 3 bine yakın da çocuk bulunuyor. Annesinin yanında kalan çocuk sayısı ise 780 civarında. Bu durum karşısında Kafka ne yapardı, diye düşünmemek elde değil.

BEDİÜZZAMAN’IN ŞEFKATİ KAFKA’NIN HASSASİYETİ

Bediüzzaman’ın şefkatini, Kafka’nın hassasiyetini taşıyanlar, acaba bu hale ne diyorlar? Vicdan sahipleri ne cevap veriyor? Acıları dindirip, adaleti sağlamak için ne yapıyorlar? “Diri diri hayatın bataklıklarına ve de toprağa gömülen çaresiz ve savunmasız bebelere, özellikle de o zavallı kız çocuklarına huzur-u İlâhîde sorulduğu zaman” (Tekvîr Sûresi-8) bu yapılanlara ne cevap verecekler?

Okunma Sayısı: 3488
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali

    21.12.2020 11:53:46

    " günahından tövbe edenler hiç günah işlememiş gibidir.."

  • Mahir erbay

    21.12.2020 09:16:22

    Sıkıntıları dile getirdiğiniz için tekrar teşekkürler Sayın Said Zeki bey

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı