"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hastane muhasebem (2)

Mehmet ÇETİN
17 Ocak 2026, Cumartesi
“Hâzık, mütedeyyin hekimlerin tavsiyelerini tutmak, ehemmiyetli bir ilâçtır.” 1 Eyvallah Üstadım, amma gel gör ki Ruhî-i Bağdadî’nin dediği gibi;

“Refîksin nazarın müşfikâne değil.

Tabîbsin sözün amma ki hâzıkâne değil”

Doktor var, lâkin eyyamî, beni mi, alacağı parayı mı düşünüyor, bilemem. Benimle ilgileniyor görüyorum velâkin müşfikliği endişe verici. Doktor, hem de uzmanı, ama hâzık değil. Yani hasta olan hastası değil kendisiymiş gibi gören ve bunu içselleştirerek empati yapıp hastasına öylece samimi davranan. Lügat, her ne kadar hâzık hakkında “uzman” manası verse de işine, hastasına kendini kaptıran, işinin hastası olan, sıradan bir tabiplik değil, kendi yaşayışıyla da doktor olan manaları da aranmalıdır. Mütedeyyin hekim, her yerde bulmak, hem de hâzık olanı bulmak hakikaten, hem zor, hem de mümkün olmuyor çoğu zaman. Hekim, doktora göre daha samimi, daha içten manasındadır.

Kaldı ki araştırma hastanelerinde deneme-yanılma ve tecrübe kazanma hâdise ve hikâyelerini de duyunca mütedeyyinlik ve hâzıklık rafa kalkıyor. 

Neyse, nihayet ehven de olsa bir uzman doktor bulduk ve ameliyat günümüzü bekliyoruz. Bu süreçler içerisinde enfüsî âlemimizdeki muhasebeler sürüp gidiyor. 

“Hayat, musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, kemal bulur, …”2 eyvallah. 

Menfî kısım olan ibadet ki hastalıklardır. Hastalıkla kul, zaaf ve aczini düşünerek Rabbine olan ubudiyetini ihlâsla yapar. (2. Lem’a), buna da eyvallah, amenna.   

Hastalık bir musibettir. Musibet ise cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir.” 3, hükmünden hareketle, nasıl bir cinayet işledim ki bu musibete duçar oldum? Yahut yarın beni nasıl bir mükâfat bekliyor ki bu musibete müstehak edildim? Mükâfat lafzı, müjde olup, acıyı sabra çevirir ama musibetin dâvetçisi cinayetim veya hatam nedir, meraklandırır, suçlandırır.

Hemen enfüsî hâneme dönüyorum. En yakından, en geriye doğru hatırlamaya çalışıyorum.

Karşıyaka’ya Rabbimin ihsanıyla mülk bir daire alarak talebelerin kullanımına yardımcı olduk, hamdolsun ki bunu iftihar için asla söyleyemem sorumluluk duygusuyla ifade ediyorum, verdiğinin zekâtını değerlendirme adına…

Yıllardır hasretini yaşadığım talebeli o dershaneye tam sahip çıkıp ilgilenmem gerektiği bir zamanda çıkan/çıkarılan koronayı gerekçe gösterip Yeni Foça’daki yazlıkta kalarak, yıllarca orasıyla ilgilenememiş olmam, benim için affedilemez bir hata idi. Hata, cezasız kalamaz yoksa tesiri olmaz.

Cemaati sorarsanız, benim geride durmamın tesiri, ister istemez organizede eksiklik oluşturdu, gevşemeye sebep oldu, gelenler gelmez oldu. 

Şimdi bu cinayetleri ben hak etmeyeceğim de kim hak edecek, sorarım kendime?

Hastanede, sedyelerle, tekerlekli sandalyelerle taşınırken ezilen gurur ve enaniyetim, bu bahsettiğim hatamı telâfiye yetersizidir, hemen söyleyeyim. Oradaki hâlet, ezilmişlik doğrudan iç dünyamla ilgili olurken hizmete bakan kusurum daha mühim ve neticesi vahim bir gidişata bakar, o sebeple karıştırmamam lâzım.

Dipnotlar:

1- Lem’alar, s. 341 (20. Deva)

2- Age., s. 23 (2. Lem’a)

3- Mektubat, s. 557 (Hakikat Çekirdekleri, 62)

Okunma Sayısı: 235
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı