“Kur’ân-ı Azîmüşşan, bu küçük ambardaki parça parça çıkarılan demiri, yalnız “sarf etmek” manasını ifade etmek istemiyor.
Belki hazine-i kübradan o nimet-i azîmeyi küre-i arz ile beraber indirdiğini ifade etmek için; yani, bu küre-i arz hânesine en lâzım şey demirdir ki, Hâlık-ı Zülcelâl, güya küre-i arzı güneşten ayırıp insanlar için indirdiği zaman, demiri de beraber inzal etmiş ve ekser ihtiyac-ı beşer onunla temin edilmiştir. Kur’ân-ı Hakîm, ‘Bu demirle işlerinizi görünüz ve onu çıkarmaya çalışarak istifade ediniz’ diye, mu’cizâne ferman ediyor.”
Kur’ân, dünya ambarındaki demiri anlatırken, sarf etmek manasını ifade etmek istemiyor. Bilakis, Allah’ın büyük hazinesinden o büyük nimeti, arz ile beraber indirdiğini ifade etmek istiyor. Yani dünyaya en lâzım şey demirdir ki, celâl, azamet ve kibriyâ sahibi olan Allah, âdeta arzı güneşten ayırıp insanlar için indirdiği zaman, demiri de beraberinde indirmiş. İhtiyaçların çoğunluğu demir vasıtasıyla karşılanmıştır. Böylece Kur’ân-ı Hakîm, “Bu demirle işlerinizi görünüz ve onu çıkarmaya çalışarak istifade ediniz” diye, mu’cizâne ferman ediyor.
Bu metinde üzerinde durulması gereken hususları şöyle sıralamak mümkündür:
Küçük ambardan parça parça çıkarılmak
Sadece kullanmak için bahsedilmemek
Bir nimet olduğunu teyid etmek
Arzla beraber demiri indirmek
Dünyadan demiri çıkarmak
Küçük ambardan parça parça çıkarılmak
Küçük ambardan maksad, arz anlaşılır. Arzın içinde, belki çöllerdeki kum taneciklerinde ya da yer altındaki damarlarda günü, sırası gelme vaktini bekleyen demirin, ihtiyaca binaen parça parça çıkarılmasına işaret diye anlamak mümkün.
“Sarf etmek”
Kullanmak anlamındaki sarf etmek tabiriyle ne anlatılmak istenmiş olabilir?
Yalnız sarf etmek derken, demirden hazırlanan sadece ve sadece kılıç, yemek aletleri, vs. şeyler için indirilmemiştir. Bundan, daha ehemmiyetli büyük şeyler içindir, diye de anlamak mümkündür.
Ancak, risale metninde devam eden ifadelere bakıldığında demirden bahsetmek, yalnız demirin sarf edilmesini anlatmak, istenen asıl mana değildir, bilakis daha derin manaları, tevhidî hakikatlere dikkatleri çekmek içindir, diye anlamak da mümkündür.
Sadece kullanmak için bahsedilmemek
Meselenin bu noktasına Yirminci Söz’den yardım alınmalı şöyle ki:
Medeniyet harikalarının Kur’ân’da yer almaları “daire-i rububiyetin kemâlât ve şuunatını ve daire-i ubudiyetin vezaif ve ahvâlini talim etmek”1, içindir.
Evet, ayetlerde yer alan şeyler iki maksad içindir:
1. Allah’ın rububiyetinin mükemmelliğini ve iş ve hâllerini kulların öğrenmesi için ayetlerde yer alır.
2. Allah’ın rububiyetine mukabil ubudiyet (kulluk) için de vazifenin talimi için yer alır.
Bu bakış açısından bakıldığında, demir hakkında bu kadar bahis, doğrudan onun kullanımına yönelik olmayıp demirin zatı değil, demir ile anlatılmak istenen husus onun nimet olması ve bu nimetiyette saklı olan Allah’ın rububiyeti manasında besleme, büyütme, terbiye etme gibi sıfatlarının idraki olup, buna mukabil kula düşen ubudiyet gibi kulluk vazifelerinin hatırlatılıp, sorumluluklarının yerine getirilmesini ifade için ayetlerde yer alır.
Demir, demirden hazırlanan sadece ve sadece kılıç, yemek aletleri ve sair şeyler için indirilmemiştir. Bundan, daha ehemmiyetli ve daha büyük şeyler için de yaratıldığı, ayetin ana hedefindedir.
O hâlde, ayetlerin okunma ve idrakinde göz önünde bulundurulması gereken şey; orada sıralanan, bahsedilen tevhidî hakikatlere dikkat kesilmek olmalıdır.
Dipnot:
1- Bediüzzaman Said Nursi, Sözler (2016), s. 297 (20. Söz)