"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlk vetonun gösterdikleri

Mehmet KARA
08 Aralık 2019, Pazar
Türk tipi cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin hayata geçmesinden bugüne kadar geçen 500 günlük sürede bir ilk yaşandı.

9 Temmuz 2018’de resmen Cumhurbaşkanlığı görevine gelen Recep Tayyip Erdoğan ilk defa kendi partisi tarafından kabul edilen bir yasayı “veto” etti. Aynı zamanda AKP’nin de genel başkanı olan Erdoğan, Ağustos 2014’te başlayan ve 4 yıl süren Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunduğu süre zarfında da Ahmet Davutoğlu ve Binali Yıldırım hükümetlerinden gelen hiçbir teklifi veto etme ihtiyacı duymamıştı. Erdoğan, “partili cumhurbaşkanı” sıfatıyla göreve geldiği 9 Temmuz 2018’den bu yana da altında partisinin imzası bulunan hiçbir kanun teklifini geri çevirmemişti.

Kömürle çalışan, 11 şehirde kurulu toplam 13 termik santral 2013 yılında özelleştirilmişti. Şirketlere, bacalarına filtre taktırmak üzere verilen 6 yıllık süre dolunca  santrallere baca filtresi takmadan 2,5 yıl daha çalışma izni verilmesini ihtiva eden kanun teklifi 98 AKP’li milletvekilinin imzasıyla Meclis’e getirilmişti. Genel Kurul’daki oylamaya katılan 203 AKP’li, 14 MHP’li vekilin tamamı kabul oyu verdi. Kanun Meclis’te 217 oyla kabul edilip Erdoğan’ın onayına sunuldu. Erdoğan’da günler sonra yasayı veto edip Meclis’e geri gönderdi. Gelinen noktada bu konuyu ihtiva eden madde torba kanundan çıkarıldı…

MUHALEFET GÖREVİNİ YAPIYOR MU?

Bu vetonun ortaya çıkardığı bazı durumları sıralayalım:

Öncelikle, 98 AKP’li milletvekilinin imzasını taşıyan kanun teklifi Meclis’te AKP ve MHP’li vekillerin oylarıyla kabul edilirken, muhalefetin de tutumu gözden geçirilmesi gerektiği ortaya çıktı.

Kanunun çıkmasında muhalefetin de “dolaylı katkısı” oldu. Neden mi? Kanun genel kurul da oylanırken 139 CHP’li vekilden 114’ü, 62 HDP’li vekilden 58’i, 39 İYİ Parti vekilinden 32’si katılmamıştı. Yani, AKP’den 84, MHP’den 35 vekilin katılmadığı böyle bir toplantıda muhalefet tam kadro oylamaya katılsaydı kanun tasarısının daha Meclis’teyken reddedilme durumu ortaya çıkardı. Bu durum birçok kanun tasarısının görüşmelerinde de yaşanıyor. 

Bir kez daha belirtelim. Meclis’te 21 Kasım’da yapılan oylamaya 589 milletvekilinden 253’ü katılmış, 217’si (203 AKP+14 MHP) kabul oyu vermişti.

Bunun için muhalefetin şimdi feveran etmesinin bir anlamı kalmıyor. Zaten etkisi azalan Meclis’in daha etkin çalışmasının yolu muhalefetin görevini tam olarak yerine getirmesinde yatıyor…

KAMUOYU TEPKİSİNİN ÖNEMİ!

Diğer bir durum, kanun Meclis’te görüşülüp “onaya” sunulduğunda kamuoyundan yükselen itiraz seslerinin de veto da etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu yüzden milleti ilgilendiren konularda kamuoyunun demokratik tepkisinin önemi ortaya çıktı. Şiddete ve hakarete başvurmadan hakların savunulmasının ne kadar önemli olduğu bu kanun tasarısı vesilesiyle görüldü…

İBRETLİK DURUM VE ÇELİŞKİLER

Bu veto dolayısıyla ibretlik bir durum da ortaya çıktı. Önce tasarıya kabul oyu verip sonra Erdoğan’ın vetosundan sonra alkışlayan, sevinen ve tebrik eden vekiller ibretlik bir durum ortaya çıkardı. Burada tasarıya “parti kararı” olduğu için evet oyu veren, ama sağlığa zararlı olduğunu söyleyen Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycan’ın veto kararına en çok sevinen milletvekili olduğunu not düşmek gerekir.

Diğer yandan bu tasarı Meclis komisyonunda günlerce konuşulurken, oradan Genel Kurul’a gelip görüşülürken neden müdahale edilmediği sorusu da akıllara takıldı. Çünkü kanunu veto eden Erdoğan aynı zamanda AKP’nin Genel Başkanı… Grup başkanvekillerine bu kanunun düzeltilmesi talimatı vermediği ya da bu maddeyi torba kanunun içerisinden neden çıkarttırmadığı merak konusu... Kanun Meclis’ten geçip Cumhurbaşkanlığı’na gittikten sonra “Biz de insanımızı ve çevreyi düşünüyoruz” diyerek veto edilmesi sözünün altında yatan gerçek nedir? Muhalefet partilerinin dediği gibi “iyi polis-kötü polis” oynamak mı, yoksa başka bir şey mi? Kanun tasarısı hazırlanırken, komisyonda, genel kurulda görüşmeler yapılırken, kamuoyundan ve muhalefet partileri bu kadar tepki gösterirken “insan ve çevre” neden bir an da akla geldi, düşündürücü değil mi?

Tasarının “Erdoğan’dan habersiz Meclis’e getirildiği”ni söyleyenlere de rastlanıyor! Yeni sistemde bunun mümkün olmadığını bunu söyleyenler de çok iyi biliyorlar. 

Kanun yapanların kanunları beğenilmeyip geri gönderilince sevinmeleri de siyasî tarihimizde bir ilk olarak geçmiş oldu!

Bu tartışma çok su götürecek gibi görünüyor. Burada Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi’nin de espri olarak yazdığı, “AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın çıkardığı yasayı Cumhurbaşkanı Erdoğan veto etti” cümlesi aslında işin özeti…

GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM…

Bu tartışma güçlendirilmiş ve demokratikleştirilmiş parlamenter sistemin yeniden getirilmesi, siyasî partiler ve seçim kanunlarının yeniden düzenlenmesi ve demokratik bir anayasanın yapılması ihtiyacının tekrar dillendirilmesine vesile olması açısından da önemli…

 

Okunma Sayısı: 1890
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı