Meclis’te “terörsüz Türkiye” çalışmaları kapsamında Ağustos ayında kurulan ve bugüne kadar 18 toplantı yapan “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nda kritik bir dönemece girildi.
Komisyon bugüne kadarki toplantılarında birçok kesimi dinledi. Tutanaklar tutuldu, artık bunları raporlaştırma ve Genel Kurula gelecek kanun tasarılarını yazma aşamasına geçilecek.
Komisyon, 4 Aralık 2025 Perşembe günü TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplanarak, İmralı’ya giden heyeti dinleyecek.
Komisyonun İmralı’ya gidip gitmeyeceği tartışılırken, Bahçeli’nin “Komisyon bu kararı almazsa, üç arkadaşımla kendi imkânlarımızla İmralı’ya gitmekten çekinmem” çıkışının ardından Komisyonun son toplantısında İmralı’ya Öcalan’la görüşmeye gidecek heyet belirlendi. CHP ve Yeni Yol Partisi grubu heyette yer almazken, AKP, MHP ve DEM’den birer milletvekili İmralı’ya “gizlice” gidip üç saate yakın görüştü.
Heyetin oluşmasından sonra milletvekillerinin Öcalan’ı ziyarete gitmesine en büyük tepki “Meclis’in terörist başının ayağına gitmesi” şeklinde oldu. Bir diğer tepki de Bahçeli’nin “sürecin en ciddî muhatabının İmralı” olduğunu söylemiyle Öcalan’ın bir “aktör” haline getirilmesine gösterildi.
***
“NEDEN GİTMEDİM” DEDİ?
Bu ziyareti ilginç kılan, heyette bulunan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ın önce, “Ben Ada’ya gitmedim, kimin gittiğini de bilmiyorum” sonra da “Feti Yıldız ve Gülistan Koçyiğit’le beraber komisyon olarak İmralı adasına gittik ve görüşmeyi gerçekleştirdik” demesiydi.
Bu açıklamaya farklı yorumlar yapıldı. Kimisi gizlilik arz ettiği için gitmediğini söyledi, kimisi “utandığı için söylemek istemediği”ni söyledi. Kimisi de tevil etme yolunu seçti.
AKP eski milletvekili Şamil Tayyar da, Yayman’a haksızlık yapıldığını “Tanımadığı, bilmediği, sonradan PKK yayın organı olduğu, DEM tarafından bilgilendirildiği anlaşılan bir televizyon kanalı temsilcisinden İmralı ziyaretini gizliyor” diyerek, “AK Parti’de ‘temkinli iyimserlik’ hâkim kanaatinde olduğu”nu söylemesi de ilginç bir yaklaşım oldu.
***
HATIRA FOTOĞRAFI ÇEKİLMEMİŞ
Tayyar’ın aktardığına göre, DEM’li üye fotoğraf çektirmek istese de “Öcalan’la hatıra fotoğrafı” çekilmemiş. Tayyar, “DEM’li üyenin hevesi kursağında kalmış” diye de eklemiş. Vekiller hatıra fotoğrafı çektirememiş, ama görüntü alınmış, görüşme tutanak altına alınmış.
Ziyaretin ilginç olan başka bir tarafı da DEM’li üyenin görüşme hakkında konuşurken, AKP’li üyenin “İmralı ziyareti ile ilgili açıklama yapmıyoruz” demesiydi.
Bazı gazetecilerin içeride konuşulanları aktarması, “Ziyarete gidenler konuşmuyorsa bu gazeteciler bilgileri nereden alıyor?” sorusunu akıllara getiriyor.
Birinci çözüm sürecini yürüten milletvekillerinin cezaevine girmesi, heyetteki üyeleri tedirgin etmiş midir, bilemiyoruz. Ama 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’deki dönemin başbakanlık ofisinde HDP heyeti ile hükümet yetkilileri bir araya gelmişler toplantıya dönemin başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri bakanı Efkan Ala, AKP grup başkanvekili Mahir Ünal, eski MİT başkan yardımcısı, dönemin Kamu Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu ile İmralı Heyeti’nden Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan ve İdris Baluken katılmıştı.
HDP heyetinde bulunan üç isim sonrasında cezaevine girmişlerdi.
***
ŞEFFAF YÜRÜTÜLMELİ
Bakalım bu iş nereye varacak?
Komisyonun hazırlayacağı raporlar ve Genel Kurula teklif edilecek kanun değişiklikleri sonrasında çözüm süreci nasıl bir neticeye varacak? Bekleyelim görelim.
Yapılması gereken ise, ilk süreçte olduğu gibi bir yol kazasının yaşanmaması için süreç milletin gözü önünde, cesaretle ve şeffaf yürütülmesidir.
Son söz: Devletin “resmî komisyonu” İmralı’ya gitmişse, bunun gizlisi saklısı olmaz. “Gittim,” “Gitmedim,” “Bilmiyorum,” “Açıklamıyoruz” denilmemeli. Çünkü, demokrasilerde her şey milletin gözü önünde olur.