"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Seçim olsa da…”

Mehmet KARA
27 Aralık 2020, Pazar
Bütçe görüşmeleri bitti, ama yankıları hâlâ devam ediyor.

AKP’li bir milletvekilinin “kuru ekmek” sözü üzerinden gelişen tartışma gündemdeki yerine korurken Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun İYİ Parti Milletvekili Ahmet Kâmil Erozan’ın “Bütçeyi iktisatlı kullanın. Yılın ikinci yarısı alacağız” sözlerine cevap verirken söylediği “Hayrola, ne oluyor? Siz de mi Biden’dan umut bekliyorsunuz yoksa? Ülkede seçim yok. Seçim olsa da iktidarın size verilmeyeceğini biliyorsunuz. Yoksa darbe beklentiniz mi var, nereden devralacaksınız, kimden devralacaksınız?” sözleri fazla tartışılamadı. Çünkü cümle içinde geçen “seçim ve darbe” kelimeleri öyle uluorta kullanılacak sözler olmasa gerek…

Demokratik sistemlerde seçimle gelen seçimle gider. Seçimle gelinmeyip “yönetime el koymanın” adı ise darbedir. Türkiye 1960 yılından beri darbeler, ara dönemler, postmodern darbeler ve darbe teşebbüslerinden çok çekti ve bunların sonucu da demokrasimiz büyük yara aldı. Bu yüzden de Türkiye hâlâ tam demokrasiye geçilebilmiş değil. 2 sene önce devreye giren sistemde demokrasi açısından krizleri derinleştirdi, “tek adam yönetimi”ni gündeme getirdi.

Seçim istemek muhalefetin her zaman başvurduğu bir yöntemdir. Bu da gayet normal karşılanır. Her parti iktidara gelmek için çalışır ve millete hizmet için bunun yollarını arar. Bu yüzden uluorta bu iki kelimenin bir arada kullanılması demokrasimiz açısından son derece yanlış oluyor.

Sayın Çavuşoğlu’nun kullandığı bu sözleri muhalefet partisinden bir milletvekili söylese neler olabileceğini tahmin etmek zor değil. Bu yüzden siyasetçiler ağızlarından çıkan sözlere azamî dikkat göstermeliler.

***

AĞZINA KIRMIZI BİBER SÜRMEK!

Bu arada Erozan ile Çavuşoğlu arasında bütçenin komisyonda görüşmeleri sırasında yaşanan bir diyaloğu da hatırlatmakta fayda var.

İYİ Parti Bursa Milletvekili emekli büyükelçi Ahmet Kâmil Erozan, “Sevilla haritası” üzerinden Bakan Çavuşoğlu’nu eleştirip “AB ve ABD dâhil Sevilla haritasını daha ne kadar gündemde tutmaya devam edeceksiniz? Ben bir daha Sevilla haritası duyarsam bundan bir kaşık lütfedeceğim size” diyerek getirdiği “acı biberi” göstermişti. 

Bakan Çavuşoğlu da bunun üzerine, “Sayın Erozan, siz de bizim ağabeyimizsiniz, yaşça büyüksünüz; size ‘ağabey’ derim. Kötü konuşursak, yanlış konuşursak ağzımıza biber de süreriz bu konularda. Ama diğer taraftan da bu Anayasa-manayasa konularını duyuyoruz. Yani dikkatli olun, milletimiz de kırmızı kart gösterir. Ben kırmızı biberi tercih ederim” diye cevap vermişti.

Milletin kırmızı kartını sandıkta göstermesi demokratik yöntemdir. Ağza kırmızı biber sürülmesi ise Bakanın deyimiyle tercih edilen olmalıdır.

***

YOK ARTIK!

Bütün bunlar tartışılırken iktidara yakın bir televizyon kanalında her konuda görüşü olan ve “uzman” sıfatıyla görüşlerini açıklayanların katıldığı bir program sırasında televizyon ekranında “CHP, AK Parti’yi kapatacak mı?” yazması hayretler içinde karşılandı.

Zira bir parti bir partiyi nasıl kapatabilir? Ancak sandıkta fazla oy alırsa hükümeti kurar ve ülkeyi yönetir. Bu görev bağımsız yargının görevidir. Bundan öncede televizyonlardaki alt yazılar çok tartışıldı, ama bu söz “bu kadar da olmaz” dedirtti. Akla ziyan denilen bu olsa gerek…

***

MÜTEKABİLİYET GEREKMEZ MİYDİ?

Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerinin alımı dolayısıyla Türkiye’ye yönelik neredeyse 3 yıldır masada tutulan ABD yaptırımlarının hayata geçirilmesinin üzerinden neredeyse 10 günlük bir süre geçti. CAATSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası) kapsamında uygulanan yaptırımlar sebebiyle Savunma Sanayii Başkanlığı ABD’den ihracat lisansı alamayacak, ABD’li ve uluslar arası finans kuruluşlarının kredilerinden faydalanamayacak. 

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir ile beraber üst düzey yetkililerinden Mustafa Alper Deniz, Serhat Gençoğlu ve Faruk Yiğit de yaptırım listesine alınmıştı. 

Aradan geçen bu süre zarfında tepkiler geldi, sert şekilde “kınadık” ama kınamakla kaldık.

Oysa, mütekabiliyet gereği Türkiye’de 12 maddelik ambargo listesi hazırlaması gerekmez miydi? Bunu da Meclis’ten geçirip tepkimizi resmileştiremez miydik?  

“Kınıyorum” demek işi topu taca atmak demek. Çözüm “yaptırıma yaptırım” olması gerekirken kınamakla kaldık. Bunun adına da “hamaset” deniliyor. AB’ye gösterilen “yaptırım kararı bizi ırgalamaz” sözü ABD içinde kurulabilip gereği de mütekabiliyet gereği yapılmalıydı, ama olmadı, yapılmadı. Sebebi nedir bilemiyoruz. Bu saatten sonra yapılır mı orası da şüpheli...

***

PERİNÇEK’E NEDEN SES ÇIKARILMIYOR?

Hükümetin “ortağı” gibi hareket eden, icraatlarını destekleyen Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, özellikle iktidarı destekleyen televizyonların aranan yüzü oldu. Neredeyse her akşam konu ne olursa olsun fark etmeden konuşmacılardan birisi oluyor. 

Çin’in Doğu Türkistanlılara uyguladığı zulmü görmezden gelen ve hatta bu zulmü hatırlatan Uygurlara “kışkırtıcı ve bölücü” diye yakıştırmalar yapan Perinçek’in en son söylediği söz “yok artık” dedirtti. 

Uygur Türkleri için “PKK ne ise Uygurlarda odur. Bunlar ABD tarafından eğitilen CIA tarafından fonlanan adamlar” ifadelerini kullanmasına bundan önce olduğu gibi iktidar kanadından tepki gelmemesi ise ibretlik...

Türkiye’nin yönünü Batı’ya değil, Çin’in de içinde olduğu Şangay örgütüne çevirmek için gayret sarf eden bazen de bu görüşleri itibar gören Perinçek’e hiç cevap verilmemesi yıllardır hep merak ediliyor.

ABD ve AB karşıtı olduğu bilinen Perinçek’in Çin aşısı yerine Amerikan aşısı olacağını ve böylelikle de kendisine yönelen saldırıların önünü keseceğini de söylemesi samimiyetini de ortaya çıkarmış oluyor. Bunu söylerken de “şirinlik” yapmaya çalışması daha da ibretlik…

Burada SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun, “Çin muhipliğine soyunan bazıları çıkıp Doğu Türkistan mazlumları ile PKK’yı aynı kefeye koyabiliyor! Bu konuda sessiz kalan iktidar iki ‘Doğu’dan birisini seçmek zorunda” sözlerini aktarmak gerekiyor. 

Bakalım iktidar hangi Doğu”yu seçecek?

Okunma Sayısı: 2089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı