"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mimar Sinan’ın ustalık eseri: Süleymaniye Camii

Mehtap Yıldırım Yükselten
08 Mart 2026, Pazar
Üstadın İzinde Camiler

Mimar Sinan’ın 1550-1557 yılları arasında Kanunî Sultan Süleyman adına inşa ettiği Süleymaniye Camii, İstanbul'un Fatih ilçesinde, Süleymaniye Mahallesi'nde bulunmaktadır. 4 minaresi ve 10 şerefesi, Sultan’ın Osmanlı’daki sıralamasına işaret ediyor. İç mekân hat sanatıyla süslenmiş ve kubbede Nur Sûresi yer alıyor. Büyük Usta Mimar Sinan, caminin akustiği için kubbenin etrafına ve caminin çeşitli noktalarına içi boş küpler yerleştirmiştir. İç mekân aydınlatmasında ise yüzlerce kandil kullanmış, bu kandillerden çıkan duman ve isten müthiş zekâsı ile mürekkep üretmiştir. Bu mürekkep ile önemli fermanlar yazılırmış. Çünkü, isten elde edilen mürekkep, normal mürekkebe göre daha dayanıklıymış.

Bir sandık mücevher

İstanbul’da tarih boyunca bir çok büyük deprem olduğundan, Mimar Sinan, caminin temelini attıktan sonra, bir sene bekleterek tam oturmasını istemiş. Cami inşaatının durdurulduğunu duyan İran Şahı, Osmanlı İmparatorluğu’nun camiyi yaptırırken finansal olarak sıkıntıya düştüğünü düşünmüş ve Kanunî Sultan Süleyman’a, "Süleymaniye Camii’ni bitirmeye gücünüz kalmamış ve inşaatı yarıda bırakmışsınız. Elçimizle birlikte size bir sandık dolusu para ve mücevherat gönderiyoruz” diye bir mektup göndermiş.

Cevher minaresi

Kanunî Sultan Süleyman, buna çok sinirlenmiş. Sandığı Mimar Sinan’a vererek, tamamının caminin temelinde kullanılmasını istemiş. Mimar Sinan bu değerli taşları, Süleymaniye Camii’nin minarelerinden birinde kullanmış. Bu minare bugün Cevher Minaresi olarak biliniyor. 3 şerefeli olan minarelerden, doğuda olan minaredir.

Hiçbir sanat ustasız olmaz

Mimar Sinan'ın maharet ve ustalığı Bediüzzaman Said Nursî tarafından da misal olarak gösterilmiştir. Bediüzzaman, mevcudatın yaratılışının Cenab-ı Hakk’a değil de, kendi kendine ve tesadüflere verilmiş olmasının düşünülmesi hâlinde her taş ve zerrenin Mimar Sinan kadar bir maharete sahip olması gerektiğini, bunun ise mümkün olamayacağını ifade eder. "...Eğer mimarının emrine ve sanatına tâbi olmazlarsa, her bir taşı, Mimar Sinan gibi dülgerlik san'atında bir mahareti ve sair taşlara hem mahkûm, hem hâkim olmak, yani, 'Geliniz, düşmemek, sukut etmemek için baş başa vereceğiz' diye bir hüküm sahibi olması lâzımdır." 1

Dipnot:

1- Sözler, s. 510.

Okunma Sayısı: 139
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı