"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokratları yok sayamazsınız!

Mikail YAPRAK
28 Ekim 2021, Perşembe
Demokrat Parti’yi maziye gömmek tıynet ve zihniyetinde olanlar kervanına daha daha kimlerin katıldığını görüyoruz da hayret ve şaşkınlığımızı bertaraf etmekte zorlanıyoruz.

Emirdağ Lâhikası’nda “Bu Vatanda Dört Parti” izahında sağlam bir mevkiye yerleştirilen Demokrat misyonu yok sayma cür’etinde bulunanlar, beyhude ümitlenmesinler. 

Demokrat misyonu ademe mahkûm etmek zihniyetinde olanların, zamanla nasıl yok olduklarına, siyaset sahnesinden nasıl silinip gittiklerine bu kısacık ömrümüzde bile çok şahit olmuşuzdur. 

‘Kur’ân, İslâmiyet, Vatan ve Millet’ namına bir desteğin muhatapları, Türkiye siyasetinde daima var olacaktır. 

Bu dâvâ var oldukça, bu ihlâslı destek de sürecektir. Bir çekirdekten ağaca kadar olan mertebeler nisbetinde onlar da varlıklarını hissettirecekler, gösterecekler ve gösteriyorlar. 

Belli ki, onlar da nokta-i istinadlarının farkında olarak geleceğe ümitle bakıyorlar. 

Onların nokta-i istinadı olan Nur Talebelerine gelince, Risale-i Nur’a çalışmak ve Risale-i Nurla çalışmak, onların asıl gayeleridir. Değişen şartlara ve siyasetlere göre değişmeyen kaidedir bu. Demokratlığı, adaleti, hakkı ve hürriyetperverliği fikren hayata geçirme istidadındadırlar.  

Bediüzzaman’ın destek verdiği bir misyonun dışlandığı siyaset arenasından ne beklentimiz olabilir ki..

Kaldı ki, Demokratlara destek mânası da, ‘Kur’ân, İslâmiyet, vatan ve millet’ hesabınadır.

İşte bakınız, kimler hak ve hakikat için gayret sarfediyor, kimler dünya siyaseti için çabalıyor? Kimler demokrasi mücadelesi veriyor, kimler iktidar olma mücadelesi? 

Yeni Asya diyor: “Said Nursî 1946’da CHP Genel Sekreteri Hilmi Uran’a mektubunda partiyi olumlu değişime teşvik ederken, ‘Bunu yaparsanız oyumuz size’ demedi. CHP dinle ve dindarlarla barışırsa, dinî değerler polemik ve siyasî rant konusu olmaktan çıkar. Siyaset reel zeminde hizmet yarışına dönüşür. CHP dinle barışsın, AKP demokrasiyi içselleştirsin, MHP ve BDP (Şimdiki HDP. M.Y.) etnik siyaseti bıraksın, Demokratlar artık ayağa kalksın.”(*)

*

Demokrat misyonu, 9. Cumhurbaşkanı merhum Demirel, 2011’de bir vesileyle kısaca şöyle özetlemişti:

“Bu misyon Türkiye’nin birliği, bütünlüğü, beraberliği ve kardeşliğidir. Misyon, Türkiye’de demokrasinin geliştirilmesidir. Misyon, Türkiye’de uygar olan her şeyin varlığıdır. Misyon, Türkiye’de millî ve manevî değerlere sadâkattir, kalkınmadır, büyümedir, güçlenmedir. Misyon, milletimizin geleceğine güvenle bakması, geçmişiyle övünmesidir.” 

Biz her şeyden önce şuna inanıyoruz ki; din, vatan ve milletin hayrına Allah için çalışanlar her hal ile kârdadırlar. Hem de netice ne olursa olsun kârdadırlar. Bunda da yol gösterici olan, “Vazifeni yap, vazife-i İlahîyeye karışma” düsturudur. 

Yayın hayatımız boyunca, ülkenin kötü durumlara düşmesine değil, iyiye gitmesine katkı sağlamanın huzuru içinde vicdan azabına düçar olmadan, kurtuluş ve çıkış yollarını da başta Rabbimizden niyaz ederek, Risale-i Nur ışığında fikirler üreterek yola devam etmişiz, ediyoruz. 

Hem de: “Biz, kul hakkı yiyenle ittifak yapmayacağız.” 

“Biz Türkiye ile, Türk milleti ile ittifak yapacağız.”

Diyenlere destek vererek.. 

(*) 24.3.2015, K.Güleçyüz

Okunma Sayısı: 1279
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali TAM

    28.10.2021 20:21:50

    1)Bu misyon, bu ödev, bu vazife yaradılışa, fıtrata insanı insan eden değerlere uygun. İnsan hayatta, canli bir fert, bir birey, bir şahis bir kişi olarak, ebedî (sönüp gitmeyen sonsuza dek varolacak) bir hayat için yaratılmış RUHUYLA, iyiyi kötüden ayıran vicdan denen adaletin karargahıyla iyi seciyelerin, karekterlerin, güzel kişisel özelliklerin hakim olduğu en güzel surette olmaya müsait bir misyonla (meleklerin zu'm ettikleri; yanliş kaygilandiklari) Dünya' da kendi nev'inden önce yaratilmiş zişuur, bilinç sahibi kullardan farkli fitne ve fesada; zulme iştiyakli, hevesli muzır bir varlik olarak değil, abidane , kulluğun bilincinde, şuurunda MELEKLERIN bile bilemeyeceği bir donanımla yaratılmış olduğu ve bunun en OLGUN, KAMİL MEYVESİ

  • Ali TAM

    28.10.2021 20:21:26

    2)Hz. Muhammed ASM ile Dünya'yi şereflendirerek BUGÜN SİZİN DİNİNİZİ, size olan ni'metimi tamamladim diyerek haydi buyurun böyle yaşayarak yine Büyük Mahkeme'de, Mahkeme-i Kübra da karşıma gelin gibi ciddi bir misyon ile insan denilen Beni Adem (Ademoğullarini) bu çetin imtehan, SINAV mecrasina gönderen YARATICIMIZ, HALIKIMIZ, bize Cevşen-i Kebir, Büyük Cevşen ile bildirdiği 1001 güzel isim ve sifatlarla (Esma-ül Hüsnasiyla) kendisinin ünvanlarini bilmemiz için gayrete teşvik eden MARIFETULLAH a yönlendiren ve bu Marifetullah içinde bulunan GERÇEK HAZİNELER OLAN Allah'a sevgi ve muhabbetle yönelerek acaba benden istedikleri doğrultusunda ona kul olarak kendimi sevdirecek bir MUHABBETULAHI gösterebiliyormuyum cehd ve gayretinde olmaktir MISYONUMUZ. Adaletin en basit tanimi baskasinin hukukunun basladigi yerde insanin kendi hukukunun serhaddi, SINIRI olduğunu bilmesidir. Işaret parmağiyla karşisindakini itham ederken diğer 4 parmağin kendisini gösterdiğini unutmamali insan.

  • Ali TAM

    28.10.2021 20:20:26

    3) Buna biz özvatanımız bildiğimiz Anadoluda Hukuk Devleti, Demokrasi, Sosyal Devlet şemsiyesi altinda yaşamayi hedeflemenin imanimimizin GEREĞİ, lazimi olduğunu belirterek bu YENİ ASYA denilen megafondan birbirimize ve vatandaşlarimiza ve dahi Dünya'ya beyan ediyoruz. Edebiyatta TAUTOLOJI veya totoloji denen eşanlamli kelimeler dizesiyle Edip olmaksizin Edebiyat Hocamizin köşesinde böyle uzunca yorum yapma cesaretine girdik; bilmediği bildiğinden hadsiz çok olanin cesaretine Cahil Cesareti derlermiş. Biz de bu zoruma cür’et ettiğimiz köşede bu katagoride dilsürçmesi, kalem kaymasi ile sui edeb sergilemişsek iyi niyetinize ve hoşgörünüze siğiniriz.

  • Ömer

    28.10.2021 10:26:22

    Binlerce tebrikler,bu misyon Türkiye'nin birliği, bütünlüğü, beraberliği,kardeşliğidir.Demokrasinin olmazsa olmazıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı