Muhafazakârlık kelimesinin merkezinde “muhafaza etmek” vardır. Fakat önemli olan şudur: Neyi muhafaza edeceğiz?
İşte Bediüzzaman’ın düşüncesi ile klasik muhafazakâr anlayış arasındaki önemli farklardan biri burada ortaya çıkar.
Bediüzzaman için muhafaza edilmesi gereken esas, şekillerden önce iman hakikatleridir.
Dinî şeairin korunmasına verdiği önem bunun en açık göstergelerindendir. Ezan, ibadet, Kur’an ve İslâm’ın toplumsal görünürlüğü onun için sıradan gelenekler değildir. Bunlar, toplumun manevî hayatını ayakta tutan değerlerdir. Bediüzzaman’ın dinî şeairin korunmasına yaptığı vurgu, muhafazakâr düşünceyle kesişen önemli bir noktadır.
Fakat Bediüzzaman sadece “korumak”la yetinmez. O, ihya eder. Çünkü bazen bir değeri korumanın yolu onu eski şekliyle muhafaza etmek değil, onu zamanın şartları içerisinde yeniden anlamlandırmaktır.
Bediüzzaman’ın eğitim anlayışı bunun güzel bir örneğidir. Medresetüzzehra projesi, dinî ilimlerle fen ilimlerinin beraber okutulmasını hedefleyen bir anlayış taşır. Bu yaklaşım, geçmişi gelecekle buluşturma çabasının bir göstergesidir.
Bediüzzaman’ın “zamanın cemaat zamanı olduğu” yönündeki yaklaşımı da ferdî dehanın ötesinde kolektif bir şuurun önemine işaret eder. “Kimin himmeti milleti ise, o tek başına küçük bir millettir” sözü, şahsî menfaatin ötesine geçen bir hizmet anlayışını ortaya koyar.
Burada önemli bir denge vardır: Köklerden kopmadan yenilenmek.
Ne geçmişi bütünüyle reddetmek ne de geçmişin bütün formlarını değişmez kabul etmek...
Bediüzzaman’ın yöntemi, hakikati sabit; yöntemi ve uygulamayı ise zamana göre değerlendiren bir anlayıştır.
Bu yüzden onun düşüncesini yalnızca muhafazakârlık kavramıyla açıklamak eksik kalır.
Daha doğru ifade belki de şudur:
Bediüzzaman muhafaza eden bir ihyacıdır.
Hakikati muhafaza eder, zihniyetleri yeniler.
İmanı muhafaza eder, yöntemi geliştirir.
Ahlâkı muhafaza eder, çağın problemlerine yeni cevaplar arar.
Bugünün dünyasında asıl ihtiyacımız da budur.
Çünkü geçmişi aynen tekrar etmek gelecek kurmak değildir.
Asıl maharet, kökü muhafaza ederek yeni dallar yetiştirebilmektir.