"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman muhafazakâr mı, yenilikçi mi?

Muhammed Yusuf Akbaş
04 Eylül 2026, Cuma
Bediüzzaman Said Nursî’yi anlamaya çalışırken karşımıza çıkan önemli sorulardan biri şudur: Bediüzzaman muhafazakâr bir düşünür müdür?

Bu soruya sadece “evet” veya “hayır” demek, onun düşünce dünyasını daraltmak olur.

Çünkü Bediüzzaman’ın hayatına baktığımızda bir tarafta dinî şeairin, aile hayatının, iman esaslarının ve manevî değerlerin korunmasına yönelik güçlü bir hassasiyet; diğer tarafta ise hürriyet, meşveret, hukuk, eğitim ve toplum hayatında yenilenmeye açık bir anlayış görürüz.

Onun muhafazakârlığı, geçmişte bulunan her şeyi sorgusuz sualsiz muhafaza etmek değildir.

Asıl muhafaza edilmesi gereken hakikattir.

Bediüzzaman, hurafe ve taassuba karşı da ciddî mücadele vermiştir. Dolayısıyla “eski olan doğrudur” anlayışına sahip değildir. Ona göre zaman değişmekte, ihtiyaçlar farklılaşmakta; fakat iman hakikatleri bâkî kalmaktadır.

Bu sebeple onun yaklaşımını “muhafaza ederek yenilenmek” şeklinde ifade etmek mümkündür.

Nitekim Bediüzzaman’ın “müsbet hareket” anlayışı da bunu gösterir. Yanlış gördüğü uygulamalara karşı tahrip edici bir yöntem yerine yapıcı, tedricî ve netice itibarıyla iman ve insan merkezli bir yol tercih eder. Bu sebeple o “metotta muhafazakâr” olarak değerlendirilebilir. Fakat Bediüzzaman’ı klasik anlamda bir muhafazakâr olarak tanımlamak da yeterli değildir.

Çünkü o, hürriyeti imanın önemli bir tezahürü olarak görür. Beşerî otoritenin sınırsızlaşmasına karşı çıkar. İstibdadı reddeder; meşvereti, adaleti ve hukukun üstünlüğünü savunur. Ferdin haklarının devlet veya toplum adına feda edilmesini kabul etmez. 

Öyleyse Bediüzzaman’ın mesajını şöyle özetleyebiliriz:

Geçmişin her şeyini muhafaza etmek değil, hakikati muhafaza etmek.

Değişime karşı çıkmak değil, değişimin istikametini doğru belirlemek.

Yeniliği reddetmek değil, yeniliği iman ve insanlık ölçüleriyle değerlendirmek.

Bugün Bediüzzaman’ı yeniden anlamaya ihtiyacımız varsa, belki de ilk yapmamız gereken onu siyasî ve ideolojik kalıpların dışına çıkararak kendi temel ölçüleriyle okumaktır.

Çünkü Bediüzzaman’ın derdi bir “-izm” inşa etmek değil, imanı kurtarmak ve insanı hakikatle buluşturmaktır.

Okunma Sayısı: 1191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    5.09.2026 01:19:56

    Bediüzzaman'ı anlamak, doğru İslâmiyet'i, Kur'an hakikatleri, Kur'an'ın bu asra mesajını doğru anlamakla eşdeğerdir diyebiliriz. Çünkü yaş kuru ne varsa Kur'an vardır. Kur'an'nın en doğru ve en güzel ilk tefsiri de Peygamberimiz (ASM)'ın hadisleri ve yaşam tarzıdır. Bediüzzaman bütün ilmini dersini doğrudan hiç bir aracıya ihtiyaç duymayan Kur'an dan ve Peygamberimizin hz.Muhammed (asm) dan almıştır. Risale-i Nur'lar da bu şekilde telif edilmiştir.

  • Hıdır Yıldırım

    4.09.2026 23:41:15

    Bediüzzaman Said Nursi bulunduğu asra ve gelecek asırlara ışık tutacak fikirlerle mücehhez bir allâmedir. Onun düşüncelerini çok güzel özetlemişsiniz. Sizleri tebrik ediyorum.

  • Murat Cansız

    4.09.2026 22:16:31

    Kalemine sağlık Muhammed Yusuf kardeşim

  • Raşit örenel

    4.09.2026 12:58:02

    Allah razı olsun abi, tebrik ediyorum. Pek çok dahili probleme de çare olacak ince noktalara temas etmişsin.

  • HASAN DOĞAN

    4.09.2026 10:36:14

    Tebrikler muhammed kardeşim,Üstad tüm ömründe hak ve hakikati müdafaa yolunda ve zulüm ile istibdada karşı olmak yolunda muhafazakar olup,insaniyet-i kübra olan islamiyetin hakaikını da tüm dünyaya yaymak için adeta tüm seleflerinden farklı olarak yenilikçi olmuştur.Rabiim rahmet eylesin ve cennetinde buluştursun inşaallah Amin.

  • Mithat

    4.09.2026 10:02:43

    Konu güzel

  • A.TAN

    4.09.2026 10:00:05

    "Yeniliği reddetmek değil, yeniliği iman ve insanlık ölçüleriyle değerlendirmek." Önemli bir tespit. Kalemine kuvvet!

  • Zeki

    4.09.2026 08:47:56

    Tebrik ediyorum. Allah razı olsun

  • HÇeşitcioğlu

    4.09.2026 07:25:27

    neam neam doğru dersin, Üstad ra; kökü mazide olan atidir. - ot bile kök üstünde büyür. - Üstaf; hem müçtehid hem müceddid, hem geçmişi tavzih tashih tasrin eder, hem hazır ve geleceği yeniden yapılandırır, inşa icad tahkil ve terkip eder. - Üstad ; Şaffi Eşari amma Hanefi Maturdi ağırlıklı düşünmüş hatta yaşamıştır, ‘seviyeyi irfan bir olsa , mezhepler birleşir’ demişti. -Üstad ra; cüzi ihtiyari algı ve anlayışında, Allah’ın indirdirdiğiyle hükmetmiyenleri/ tasdik etmeyenler şeklinde tavziih ve tashihde vb konularda; Eşari/ Şafi den ayrılır, tetkik ve tahkike değer..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı