"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korona, egemenlik ve uluslar arası sistem tartışmaları

Muhammet ÖRTLEK
25 Nisan 2020, Cumartesi
Koronavirüs salgını, bütün dünyada siyaset, ekonomik, sosyal, bölgesel ve uluslar arası sistemde değişiklik tartışmalarını beraberinde getirdi.

Önce AB içerisinde, İtalya’nın Rus yardımını kabul etmesiyle başlayan, AB’nin yetersizliği ve tam anlamıyla birlik olamama tartışmaları yaşandı. Sonra Rusya’nın salgını fırsata çevirerek, AB’nin iç işlerine müdahale ettiği iddiası gündeme geldi. Daha sonra ABD’de uygulanan sokağa çıkma yasağı ve işyerlerinin tatil edilmesi, bazı eyaletlerde protestolara sebep oldu. Protestolar, salgın sonrasında birkaç eyaletin ABD sisteminden ayrılacağı haberlerini gündeme taşıdı. 

Salgınla beraber ülkeler sınırlarını kapatıp karantina, izolasyon, sosyal mesafe, maske, eldiven, dezenfektan ve kolonya başta olmak üzere muhtelif tedbirler almaya yöneldiler. ABD’de sınırların kapatılması ve sokağa çıkma yasakları ise, temel hürriyetlerden seyahat etmeyi kısıtladığına dair eleştirilere sebep oldu. İlk önce Çin’de uygulanmaya başlandığı belirtilen cep telefonuna indirilen bir programla vatandaşların kullandığı telefonlar arasındaki mesafe algılanıyor. Yine aynı programla GPS ile konum belirleme, QR koduyla şebekeye ihtiyaç duymadan yer altındakiler dahil binalara ve herhangi bir kapalı alana girip çıkarken tarama yapabiliyorlar. Çin yönetimi, bu uygulamayı Tencent, WeChat ve Alibaba gibi dünya devi şirketlerin desteğiyle gerçekleştiriyor. Birde sohbet uygulamaları WeChat ve Alipay’e nüfus cüzdan numaralarını ve nerelere seyahat ettikleri bilgilerini girerek, kendilerine barkod sisteminden risk durumlarına göre renk (yeşil, sarı, kırmızı) verilerek vatandaşlar sağlık hizmetine tabi oluyorlar. Diğer taraftan sokaktaki maskesiz insanlara drone ile “evlerinize dönün, ellerinizi yıkayın” şeklinde uyarılar da yapıldığı kaydediliyor. Devletlerin kendi imkânlarıyla küresel bir salgınla baş edemeyeceği ileri sürülürken, AB ve ABD kaynaklı sistem eleştirileri ile Korona sonrası yeni bir uluslar arası sistem arayışına yol açacağı ihtimalleri üzerinde duruluyor. Salgına karşı alınan bütün tedbirler ve Çin’in yukarıda zikredilen teknolojik takip ve uyarıları ise, hürriyetlere müdahale ve özel hayatın gizliliği ilkesine aykırılığı tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Hem uluslar arası sistem arayışı hem de teknolojik takip ve uyarıların hürriyetleri sınırlandırdığından dolayı, devletlerin güçlü egemenlik anlayışlarına geri dönüşüne yorumlanmaktadır.

Avrupa’nın Katolik ve Protestan devletleri arasındaki “Otuz Yıl Savaşı (1618-1648)” 1648 Westhphalia Barışı Anlaşması ile sonuçlandı. Westphalia olarak adlandırılan yeni dönem, devletlerin birbirlerinin millî egemenliklerini tanıdığı ve uluslar arası sistemde egemenlik ilkesinin öne çıkmasıyla bilinmektedir. Günümüzde Trump’ın ABD’de göreve geldiğindeki ilk politikaları, İngiltere’nin Brexit süreci ile AB’den ayrılması, egemenliğe önem verdiklerine ve Westphalia sistemine geri döndükleri şeklinde değerlendiriliyor.

BM’ye üyelik, uluslar arası sistemin aktörleri olan devletler için uluslar arası meşrûiyet kaynağıydı. Ancak 11 Eylül 2001 terör olayları sonrasında, ABD’nin “neo-conların ve evanjelistlerin” etkisiyle, eski Başkan Goerge W. Bush’un liderliğinde “Yeni Dünya Düzeni” getirme çabaları Afganistan ve Irak’a askerî müdahalelerle sonuçlanmıştı. Buna ek olarak ABD, BOP’u (Büyük Ortadoğu Projesi) ortaya atarak işgal ve silah zoruyla Ortadoğu coğrafyasına “barış, demokrasi, hürriyet” getireceğini iddia etmişti. Ancak ABD bütün bu girişim ve projelerini silâh zoruyla, Grace Hallsell’in kitabındaki gibi “Tanrıyı Kıyamete Zorlamak” şeklinde uygulamaya çalıştığından başarılı olamadı. BOP’un da Kuzey Afrika ve Ortadoğu’ya yeni bir uluslar arası sistem veya düzen getiremediği ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığı biliniyor. Bununla birlikte Korona ile başlayan dönemde BM, AB, İİT (İslâm İşbirliği Teşkilâtı), AL (Arap Ligi) vd. uluslar arası kuruluşların yetersizlikleri görüldü. IMF, DB (Dünya Bankası), DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) vb. neo-liberal kapitalist ekonomik sistemin bekçilerinin de insanlığın ekonomisinin desteklenmesi gibi ahlâkî bir teklif/proje sunmaması şaşırtıcı olmadı. DSÖ’nün (Dünya Sağlık Örgütü) reformu, millî ve uluslar arası halk sağlığı sistemlerini daha iyi entegre etme mekanizmalarının oluşturulması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla salgınla birlikte ekonomik yakınlaşmanın sona ereceği, korumacılığın artacağı tahmin edilirken, küresel işsizlik beklentisinin yüksek oranlarda olduğu giderek somutlaşmaktadır. 

Hal-i hazırda Korona sonrası yeni uluslar arası sistem beklentisi ve egemenlik ilkesi tartışılmaktadır. Bu yeni süreçte ülkelerin güvenlik, siber güvenlik, gıda güvenliği vb. algılarının yükselişe geçmesi kuvvetle muhtemeldir. Ancak yeni uluslar arası sistem argümanlarında gerçek anlamda barış, demokrasi, hürriyetler, hukukun üstünlüğü, insan hakları, şûrâ, insanî ve ahlâkî ilkelere önem verilmesi zorunluluktur.

Okunma Sayısı: 1032
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Osman

    25.4.2020 15:13:40

    Yeni bir düzen oluşacak Bu düzenin insanlığın lehine olması için dikkat etmeliyiz

  • İsmail Atak Cebecili

    25.4.2020 06:11:22

    İnsanlık, geçmiş benzer felaketlerde olduğu gibi, bu, insanlığı şaşırtıcı musibetten de ders çıkaracak ve olumlu kararlar alacaktır ümit ve duasıyla.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı