"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korona’nın Körfez ülkeleri dış politikasına etkisi

Muhammet ÖRTLEK
04 Nisan 2020, Cumartesi
Korona salgını bütün dünyayı olumsuz etkiliyor. Basra Körfezi ülkeleri de salgının getirdiği zorluklarla karşı karşıya kaldı.

Salgın turizm, konaklama, umre seyahatleri başta olmak üzere, diğer ekonomik sektörlerde de ciddî gerilemelere yol açtı. Buna birde azalan petrol talebi, pazardaki arz fazlası ile ilgili Rusya ve S. Arabistan arasında baş gösteren fiyat anlaşmazlığını da eklemek gerekiyor. Salgının giderek yayılmasından dolayı siyasî, ekonomik ve sosyal sorunlar ülkeler ile tüm toplumsal kesimler için ortak sorun alanını teşkil ediyor. Bununla birlikte salgın, en çok silâhlanan aktörler arasında bulunan Körfez ülkelerine, güvenlik tanımlarını yeniden değerlendirmelerini gerektirebilir. 

Aynı zamanda Korona’nın, muhtemel savaş ve kriz senaryolarının en çok gündemde olduğu Körfez bölgesinde, küresel sağlık problemi karşısında insan güvenliğine öncelik vermeyi sağlaması ihtimal dahilindedir.

Körfez’in güvenliği hakkındaki tartışmaların geçmişten günümüze askerî ve siyasî yönleri ağır basmaktaydı. Ancak salgınla beraber güvenliğin geleneksel olmayan boyutlara ve sürecine girdiği görülüyor. Çünkü geçtiğimiz Şubat ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE), ülkenin herhangi bir kriz durumunda stratejik bir gıda rezervine sahip olmasını sağlamak üzere yasa tasarısı kabul edildi. Buradaki amaç “temel insan güvenliği endeksi ve yeterli düzeyde gıdayı” tedarik etmektir.

Korona ile başlayan ve devam eden süreçte, Körfez’in krallık, emirlik, şeyhlik vb. hanedanlık ünvanlarına sahip ülkelerin liderleri, Emma Soubrier’e göre, dış politikada “egosentrik / ben merkezci”likten “ekonomik işbirliği”ne yönelme durumuyla karşılaştılar. “Egosentrik / ben merkezci” dış politikaya örnek, S. Arabistan ve Rusya arasındaki petrol fiyatları hususundaki güç oyununda görüldüğü kuvvetle muhtemeldir. Bu konuya 17 Mart 2020 tarihli “Korona Virüsünün Küresel Ekonomiye Etkileri” başlıklı köşe yazımda ele almıştım. 

Bununla birlikte 19 Mart 2020’de Bağlantısızlar Hareketi tarafından ABD’den, Korona’dan dolayı İran’a yönelik yaptırımların sağlık ve insani güvenlik sebebiyle yaptırımların kaldırılması talep edildi. Ancak S. Arabistan ve Bahreyn’in bu talebe karşı çıktıkları uluslar arası basında kaydediliyor. Hatta Bahreyn makamlarının, Mart ayı başında İran’ı salgının yayılmasında şeffaf davranmadığını ileri sürerek, virüsü “biyolojik saldırganlık” şeklinde nitelendirdi. Buna ek olarak ABD Başkanı Donald Trump’ın Korona’yı “yabancı virüs” olarak tanımlaması da, salgın hakkında Çin ve Avrupa’yı suçlayıcı bir strateji biçiminde değerlendiriliyor. Bu anlamda Körfez hanedanlıkları ile ABD Başkanı’nın aynı çizgide olduğu söylenebilir.

Çin ve Rusya’nın da ABD’ye, İran’a karşı yaptırımların kaldırılması çağrısı yapıldı. Fakat ABD bu çağrıya da cevapsız bıraktı. Diğer taraftan Körfez’de, Korona krizinde insanî yardım karşılığında tutukluların serbest bırakılması talebi de yapılan yorumlar arasında.

İnsanî kaygıların geriye atılması, siyasî kaygıların ön plana çıkartılması ve olağanüstü dönemde İran’a yönelik yaptırımlarda ısrar edilmesi vb. sebepler muhtelif ülke liderlerinin kendilerince stratejik hesaplarına dayanmaktadır. Birde uluslar arası ilişkilerdeki realizm ideolojisinin anarşik (düzensiz) ve çıkarcı bir uluslar arası sistem ön görmesi de unutulmamalıdır. İran’a yaptırımlar hakkında takınılan tavrın ve İnsani güvenliğin siyasallaştırılması, realist saikler açısından bir önem teşkil etmemektedir. 

Körfez’de her şeye rağmen insani girişimler mevcuttur. Küresel musîbetle mücadelede bir araya gelerek, jeopolitik kaygılar ve siyaseti bir kanara bırakanlarda görülmüştür. Katar, Kuveyt ve BAE insanî yardımlarını İran’a ulaştırdılar. Katar, 6 ton yardım malzemesini İran’a gönderdi. Kuveyt Dışişleri Bakanı Sabah Khaled Al-Sabah, İran hükümeti ve toplumuyla dayanışma adına 10 milyon Dolar ve Dünya Sağlık Örgütü’ne de (DSÖ) 40 milyon Dolar yardımda bulunduklarını bildirdi. Buna ek olarak BAE de, İran’a verilmek üzere 40 ton tıbbî yardımı DSÖ aracılığıyla uçakla gönderdi. BAE Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed Al-Nahyan, İran yöneticileri ve toplumuyla dayanışmayı vurguladı.

Elbette bütün bu insanî yardım, girişim ve eylemler, bölgedeki toplumları gerginliklerden uzaklaştırarak yöneticileri de siyasilikten insani alana çekmektedir. Aynı zamanda muhtemel “işbirliği”nin kapısını da aralamaktadır. Diğer taraftan salgında, İran’a yönelik tutumda S. Arabistan ve Bahreyn, ABD yanında yer almışlardır. Ancak yaptıkları yardımlar hatırlandığında Katar, Kuveyt ve BAE’nin de diğer iki Körfez ülkesinin karşısında yer aldıkları görülmüştür. 

Böylece Körfez ülkeleri arasında, İran konusunda görüş ayrılığı söz konusudur. Bu görüş ayrılığının ilerleyen aylarda hangi yöne evrileceğini ve insanî yardımlaşmanın ne oranda sürdürülebilirliğini izleyeceğiz. 

Salgın, ABD ve Körfez’deki müttefiklerinin “egosentrik / ben merkezci” dış politika anlayışından “ekonomik işbirliği”ne geçiş ve bölgesel barış için fırsattır. Bugün insani durumu gözettiklerini ispatlamaları ise, salgın sonrası sürece olumlu katkı yapacağı muhtemeldir.

Okunma Sayısı: 845
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı