"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’ân-ı anlamaya doğru

MUHSİN BOZKURT
08 Nisan 2022, Cuma
Takarrür etmiş, kabul görmüş usûl, metot ve esaslardan biri de şudur: Akıl ve nakil (âyet ve hadis) tearuz ettikleri birbirine ters düştükleri zaman, akıl asıl itibar edilir. Nakil ise, te’vîl olunur akla aykırı olmadığı açıklanır. Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.

İnsan sırf aklım var, soyut akıl sahibiyim diye ehil olmadığı, her yönüyle bilmediği bir konuda fikir ve görüş ileri süremez sürmemeli.

Meselâ bir edebiyatçı, potansiyel olarak sadece aklım var diyerek, fizik konusunda fikir ve görüş ileri süremez. Aksi takdirde kör bir dövüş olur. Yersiz sürtüşme, huzursuzluk ve anlaşmazlıklar kendini gösterir.

Velhasıl akıl ve nakil görünüşte karşı karşıya geldikleri zaman, ancak ilâhiyatçı bir kimse; nakli yani vahiy ve hadisi; akla ters düşmeyecek şekilde açıklar ve âyet ve hadisi doğru bir şekilde yerine koyar. Görünüşte olan zıtlığı giderir.

Prof. Ali Fuat Başgil’in de belirttiği gibi, “Akıl ve nakil, iki nakiz / zıt değil, iki mütemmim (bir fikir ve görüşün birbirini tamamlayan iki kanadı)dır. Aralarında ihtilâf / anlaşmazlık var gibi görünürse de bunun sebebi ya aklın selim (sağlam) ya da naklin sarih (açık) olmamasıdır.”

*

Dünya küçüldü. Gizlisi saklısı kalmadı. Radyo, televizyon, gazete, dergi gibi yayınlarla sesimizi yurt içinde ve dışında duyurmak mümkün. Zaten “Lâ ikrahe fiddîn. / Dinde zorlama yok.” İmkânımız dahilinde hepimize, sadece tebliğ vazife ve görevi düşmektedir. Tebliğ görevini yapar; kabul veya reddi muhatabımıza bırakırız. Kabul veya reddi tabii karşılarız. Neticeye göre müspet insanlık tavır ve davranışımıza halel getirmemeli, insana durumundan dolayı asla cephe almamalı. Daima insanların hayrını istemeli ve onun için çalışmalıyız.

Dinde hassas, fakat aklen muhakeme yürütmekte noksan kişiler; samimi olmalarına rağmen, dine öyle zarar verirler ki akıllı düşman bu konuda, o gibilerin çok gerisinde kalır. Aslında, bu gibiler gölge etmeseler, dine en büyük hizmeti yapmış olurlar.

Zaten dinini iyi bilen bir kimsenin her yaptığı, dine uygun olacağı için, o kimse aynı zamanda dine de, en büyük hizmeti yapmış oluyor.

Okunma Sayısı: 750
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    8.4.2022 20:31:03

    .... "İkincisi: Şu zamanın nazarı, evvelâ ve bizzât saadet-i dünyeviyeye bakıyor ve ahkâmları ona tevcih ediyor. Halbuki Şeriatın nazarı ise, evvelâ ve bizzât saadet-i uhreviyeye bakar, ikinci derecede -âhirete vesile olmak dolayısıyla- dünyanın saadetine nazar eder. Demek şu zamanın nazarı, ruh-u Şeriattan yabanidir. Öyle ise, Şeriat namına içtihad edemez." Sözler - 482

  • S.topuz

    8.4.2022 20:27:23

    "İçtihad kapısı açıktır. Fakat şu zamanda oraya girmeye "altı mani" vardır. Birincisi: Nasılki kışta, fırtınaların şiddetli olduğu bir vakitte, dar delikler dahi seddedilir. Yeni kapıları açmak, hiçbir cihetle kâr-ı akıl değil. Hem nasılki büyük bir selin hücumunda, tamir için duvarlarda delikler açmak gark olmağa vesiledir. Öyle de, şu münkerat zamanında ve âdât-ı ecanibin istilası anında ve bid'aların kesreti vaktinde ve dalaletin tahribatı hengamında, içtihad namıyla, kasr-ı İslâmiyetten yeni kapılar açıp, duvarlarından muharriblerin girmesine vesile olacak delikler açmak, İslâmiyet'e cinayettir." Sözler - 480

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı