"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir rayihanın feyzi sarar

Muzaffer KARAHİSAR
04 Ocak 2022, Salı
“Seyahat edin sıhhat bulun” sözü insan ruhunu ferahlatan güzelliklerini herkes fark eder.

Hep aynı mekânda, yeknesak vaziyette dışarıya çıkmayan insanlarda seyahatin mutluluk veren etkisi hemen fark edilir. Yüzler güler, neşeli konuşmalar, esp- riler, sevinç tezahürleri görülür. 

O günlerde huzurevine gelen ziyaretçilerden bazı gençler, Hastalar Risalesi ve İhtiyarlar Risalesi kitaplarından yaşlılara hediye etmişlerdi. “Kitapların giriş kısmında Bediüzzaman Said Nursî Kimdir?” başlığı altında Üstadın hayatından kısa bilgiler, kitapları, yaşadığı yerlerden Barla’yı soranlar olmuş, izahat yapılmıştı.

Kitaplardaki bilgilerden çok istifade ettiğini, Bediüzzaman hakkında zihnini meşgul eden yanlış bilgilerin doğrusunu öğrendiğini söyleyenler oldu. Rahmetli Osman Olçun, “93 yaşında Nurlar’ı tanıdı” başlıklı bir yazı ile o gelişmeleri anlatmıştım. Daha sonra Bizim Aile Dergisi Osman Amca ile röportaj yapmıştı. Huzurevi mescidinde öğle namazı sonrası yaşlılar ve personelle yapılan Nur sohbetlerinde adı sık sık geçen Isparta, Eğirdir, Barla’ya seyahati umumî bir arzu ve iştiyak halini almıştı. 

Güneşli bir Haziran günü Eğirdir Huzurevi’ne dâvetli olarak o mekânlara seyahatimiz başlamıştı. Bir tarafta Eğirdir Gölü’nün ak köpüklü mavi suları, öbür tarafta gül mevsiminde bölgenin tabiî manzaraları nazarlara çarpıyordu. Yol kenarında Barla’nın bağlarında, bahçelerinde çiçeklerin, meyvelerin muhteşem güzelliklerini seyre doyum olmuyordu. Temaşa eden akılları tefekküre, kalpleri tezekküre, gönülleri huzura, huşuya, sevince sevk ediyordu...

Şairin: “ Bir gurup vakti, süz etrafı, şu zümrüt tepeden,/ Hislerin rengi temizlendiği an her lekeden…” O müstesna mekânlarda Barla’nın Bediüzzaman’ın ve talebelerin hayatında önemli bir yeri vardır. 

Tek başına yolu olmayan kuş uçmaz, kervan geçmez bir yere nefyedilmiş. Umutsuz, imkânsız, yalnız, kimsesiz bir gurbette ölüme mahkûm edilmiş Bediüzzaman, Kur’ân hakikatleri Nurlar’ı o beldede telif etmiş. Etrafında harman olan ve Kur’ân’ın ulvî hakikatlerini her gün elden ele, dilden dile neşreden cesur, çalışkan, fedakâr Nur Talebeleri, maşeri vicdanda ve Nur tarihinin altın sayfalarında Isparta kahramanları unvanı almışlar…  

Eğirdir’de yaşlıların ve personelin tanışmaları, yemek ve çay ikramlarından sonra sıcak mevsimde Eğirdir Gölünün serin, berrak ve temiz sularında serinlemeye gelmişti sıra. 

Yahya Kemal’in: “Bir yoldu parıldayan, gümüşten,/ Gittik... Bahs açmadık dönüşten./ Hulyâ tepeler, hayâl ağaçlar... /Durgun suda dinlenen yamaçlar...” gibi billur suların koynunda, hayallerle uzandık, umutlara daldık. Maddî, manevî arındık, nezih bir niyet, lâtif bir sevinç- le Barla’ya doğru yol aldık... Kur’ân’ın manevî tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’nın telif edildiği mübarek mekânların merkezi Barla’ya gidiyoruz. 

Yolda Osman Yüksel Serdengeçti’nin Said Nur ve Talebeleri’ni hatırlıyorum: 

“Bahtiyar bir ihtiyar var. Etrafı, sekiz yaşından seksen yaşına kadar bütün nesiller tarafından sarılmış. Yaşlar ayrı, başlar ayrı, işler ayrı... Fakat bu ayrılıkta gayrılık yok! Hepsi bir şeye inanmış... Allah’a!.. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a... O’nun ulu Peygamberine… O’nun büyük kitabına…” 

Yokuşbaşına yaklaştıkça ilk defa giden insanların heyecanı fark ediliyordu. Üstadın evi, önündeki ulu çınar, coşkun akan çeşme yıldız saraylarına değişilmeyecek güzellikler. Bahçe ürünlerini satan Barla’nın cömert kadınları, yaşlıları misafir kabul edip sahiplendiler. Meyve, ayran, yiyecek ikram ettiler.  

Üstadın evinde ders okuyan bir genç: “Ben burada yalnız, kimsesiz, garip, hasta, yarım ümmi…” cümlesini kendi hayatıyla kıyaslayan yaşlılardan bazılarının gözleri yaşardı... İmanın gücüyle Kur’ân hakikatleri Türkiye’de ve dünyanın her tarafında okunuyor, müjdesiyle zafer Hakkın ve Hakka inananlarındır, sözleri gönülleri ferahlattı…

Güzel bir seyahatin sonunda Barla’dan ayrılırken, Cennet bahsinin yazıldığı, envai çeşit meyveleri bulunan “Cennet Bahçesi’nin güzelliğini uzaktan seyrederken Ali Ulvi Kurucu merhumun ruhaniyeti, kendi şiirini hatırlatıyordu: “Bin râyihanın feyzi sarar rûhu derinden,/ Geçmiş gibi, Cennetteki gül bahçelerinden...”

Okunma Sayısı: 998
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Selahaddin

    12.1.2022 13:37:07

    İhtiyacını hissedip Nurlardan hissedar olanlardan olmak ümidiyle

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı