İnsan çoğu zaman her gün gördüğü nimetlerin büyüklüğünü fark edemez. Güneş de bunların başında gelir.
Her sabah doğması o kadar alışılmış bir hadisedir ki çoğu zaman onun yokluğunun ne anlama geleceğini düşünmeyiz. Oysa güneş yalnızca bir ışık kaynağı değil; dünyanın lambası, sobası ve hayatın en temel enerji merkezidir.
Güneş, içinde bulunduğumuz sistemin merkezinde yer alır. Sahip olduğu muazzam kütle ve kendi ekseni etrafındaki dönüşü sayesinde güçlü bir çekim alanı oluşturur. Bu çekim sayesinde gezegenler ve diğer gök cisimleri belirli bir hızla onun etrafında yörüngelerinde kalırlar. Bu hassas denge, kâinatta hükmeden değişmez kanunların en dikkat çekici örneklerinden biridir.
Sekiz Dakikalık Yolculuk
Güneş ile dünya arasındaki ortalama mesafe yaklaşık 150 milyon kilometredir. Işık ise saniyede yaklaşık 300 bin kilometre hızla hareket eder. Bu basit hesap bize önemli bir gerçeği gösterir: Güneşten çıkan ışık dünyaya yaklaşık 8 dakika 20 saniyede ulaşmaktadır.
Yani biz güneşe baktığımızda aslında onun sekiz dakika önceki hâlini görürüz. Güneşte meydana gelen bir değişiklik dünyaya anında değil, bu süre sonunda ulaşır. Her sabah doğan güneş, sekiz dakika önce başlayan bir yolculuğun sonucudur.
GÜNEŞ SADECE IŞIK MI GÖNDERİR?
Güneşten dünyaya ulaşan şey yalnızca aydınlık değildir. Güneş, dünyaya adeta bir enerji yağmuru gönderir. Bu enerji; ısı (kızılötesi ışınlar), görünür ışık, morötesi ışınlar, radyo dalgaları ve diğer elektromanyetik dalgalardan oluşur.
Isı, dünyadaki hayatın sürmesini sağlar. Morötesi ışınlar uygun miktarda olduğunda insan sağlığı için faydalıdır. Görünür ışık ise görmemizi ve renkleri algılamamızı mümkün kılar. Kısacası güneş yalnızca gökyüzünde parlayan bir yıldız değil; hayatın kesintisiz enerji kaynağıdır.
Renklerin Kaynağı: Güneş Işığı
Güneş ışığı aslında tek renk değildir. Beyaz ışık; kırmızıdan mora kadar birçok rengin birleşmesinden oluşur. Bir cisme ışık ulaştığında bazı renkler emilir, bazıları yansıtılır. Bizim gördüğümüz renk, yansıyan renktir.
Yaprakların yeşil görünmesi, yeşil ışığı yansıtmalarındandır. Kömür siyah görünür; çünkü tüm renkleri emer. Kar beyaz görünür; çünkü tüm renkleri yansıtır. Güneş olmasaydı ne renk olurdu ne de görme. Dünya karanlık, renksiz ve cansız bir gezegen hâline gelirdi.
Ne Yakıyor Ne Donduruyor
Dünya, güneşe ne çok yakın ne de çok uzaktır. Bu mesafe, hayatın devamı için son derece hassas bir dengededir. Güneş, kendisine yaklaşanı yakmıyor; uzakta yaşayanları da dondurmuyor. Milyonlarca kilometre öteden dünyayı tam kararında ısıtıyor. Bu hassas denge; gündüzü, geceyi, mevsimleri ve hayatı mümkün kılan büyük sistemin parçasıdır.
Gökyüzündeki Sessiz Hizmet
Her gün doğan güneş, dünyaya ulaşan ışık, ısınan yeryüzü ve renklenen hayat… Bunların hiçbiri tesadüfî değildir. Güneş; ışığın, ısının, enerjinin ve hayatın kaynağı olarak görevini eksiksiz yerine getirmektedir. Belki de insanın yapması gereken, her sabah doğan güneşe sadece bakmak değil; onun taşıdığı anlamı da görmeye çalışmaktır.
“Ve onu ve onun gibi ulvî yıldızları gaz yağsız, odunsuz, kömürsüz yandıran ve söndürmeyen ve beraber ve çabuk gezdiren ve birbirine çarptırmayan bir nihayetsiz kudreti ve saltanatı, ışık parmaklarıyla gösteren bu kâinat şehr-i muhteşemindeki dünya sarayının elektrik lambaları ve idareleri”1 Sultan-ı kainat olan, Allah'ın yaratıp tekvini kanunlarla itaat ettirdiği, nihayetsiz kudret ve rahmetiyle insanın hizmetine sunduğu bu hakikatı gör, ayıl ve imana gel.
Dipnot:
1- Şualar, s. 231.