Başta ekonomiyi düzeltememesi, enflasyonu önleyememesi, dibe vuran dış politika, ahlâkî - sosyolojik çöküş ve çürüyüşe karşı millet nezdinde kaybeden Saray iktidarı çareyi seçimle kazanmadığı muhalefet belediyelerine operasyonları sürdürüyor.
Mahallî seçimler sonrası Cumhurbaşkanı’nın tehdidiyle kredilerini bulduğu projelerini yıllarca Sarayda ve ilgili Bakanlıklarda bekletilmesiyle “topal ördek” durumuna düşürdüğü muhalefet belediyelerinin başarıları karşısında “rey-i vahid-i istibdat” denilen “tek adam otoriter rejimi”nde tetiklenen ve Türkiye’ye 100 milyar dolardan fazla kayba sebebiyet veren 19 Mart siyasî operasyonlarını tam gaz sürdürüyor. Soruşturma açılıp, yargılamaların sürüp, ifadeleri - savunmaları alınması gereken belediye başkanlarının artık bir klasik haline gelen “gece yarısı-şafak baskınları”yla gözaltına alınıp tutuklanmaları, ardından görevden alınıp yerlerine iktidarın emrindeki “kayyımlar”ın atanması, Belediye Meclislerine tutuklanarak sözkonusu belediyelerin birer birer iktidar partisine geçmesi artık bir klasik haline gelmiş.
“YA AKP’YE GİR, YA HAPSE GİR!”
Aslında isnad edilen iddialardan dolayı belediye başkanlarını çağırıp ifadelerini almak yerine derst edilip yargısız infazla peşinen aylarca, yıllarca “tutuklanmaları”, Yassıada mahkemeleri gibi önce “ceza kesilerek ardından delillerin aranması” çarpıklığı, sözkonusu operasyonların bütünüyle siyasi olduğunu tescilliyor.
Bilindiği gibi soruşturma açılan bazı il-ilçe belediye başkanları “ya AKP’ye geç, ya hapse gir!” şantajıyla apar topar iktidar partisine geçmeleri kotarılıyor. Partili Cumhurbaşkanı’nın yüksünmeden “daha gelecekler var!” gözdağıyla partisinin rozetini taktıkları hızla haklarındaki iddialardan “beraat” ettiriliyor! Aile şirketlerine yüz milyarlarca liralık kredi kıyakları sunuluyor, milyarlaca vergi borçları, cezaları siliniyor.
Hâlen 5’i büyükşehir ve il, 26’sı ilçe olmak üzere toplam 31 belediye başkanı tutukluluğu devam ediyor. Sadece İstanbul’da 26 belediyeye operasyon yapıldı. Başta bir milyon yüz bin oy farkıyla kazanan Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere 26 belediye başkanı halen hapiste. Suçsuz bulunup tahliye edilenler seçildikleri görevlerine iâde edilmiyor.
Çarpıklıklar bununla kalmıyor. Yüzlerce sayfalık iddianâmelerle yargılananların partilerinden istifa edip iktidar partisine geçmeleriyle “arınmış” sayılması! Yüzlerce bürokratın, memurun, çalışanın, “örgüt” suçlanmasıyla tutuklanması. Şoförlerin, özel kalem müdürlerinin “belediye başkanıyla telefonda görüştüğü” iddiasıyla yargılanması.
“ÇAMUR AT, BELKİ TUTAR!”
Belli ki Saray iktidarı, seçim kampanyalarında bütün devlet imkân ve araçlarının hoyratça kullanmasına, partili Cumhurbaşkanına 58 saat verip “millet ittifakı” adayını 58 dakika bile göstermeyen onlarca devlet televizyonunun, “yandaş” ya da el konularak “yandaşlaştırılmış” kanalların propagandalarına, vali ve kaymakamların iktidar partisi il-ilçe başkanı gibi koşuştur(ul)malarına rağmen alamadığı belediyeleri “tek kişilik hükûmet”te “siyasetin sopası” haline getirilmiş “talimatlı yargı”yla alma peşinde. Bir diğer çarpıklık, “yolsuzluk” isnadlı operasyonların sadece muhalefet belediyelerine yapılması. Delil, şahid, belge olmadan uydurulmuş sahte “gizli tanıklar”la, “ömür boyu içeride kalırsın, çocuklarının yüzünü göremezsin!” şantajlarıyla “etkin pişmanlık”tan “itirafçı” haline getirilmiş sanıkların isnad ve iftiralarıyla muhalefettekilerin suçlanması. İktidardakilerin her biri onlarca, yüzlerce milyar dolarlık “yolsuzluk ihaleleri”nin soruşturulmaması.
İktidar belediyeleriyle ilgili her biri onlarca, yüzlerce milyarlık “yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık, irtikâp, yandaşları kayırma, ihaleye fesad karıştırma”ya dair hazırlanmış yüzlerce dosyadan bir tekinin dahil soruşturulmayıp savcılıklarda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda sümenaltı edilmesi.
Özetle, “çamur at, belki tutar” mantığıyla siyasi maksatlı haksız ve hukuksuz operasyonlarla milletin irâdesi gasbediliyor. Ama nâfile, zira sahtecilik millet nezdinde her haliyle sırıtıyor.