"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyüklerden ibretli cevaplar

07 Haziran 2022, Salı
ATLIYA CEVAP: Efendimiz (s.a.v.) sahabelerine bir ikram sırasında hizmette bulunurken, uzaklardan gelen bir atlı yanlarına yaklaşarak, “Bu kavmin efendisi kim?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.) bu soruya, gurur olur endişesiyle “benim” diye cevap vermedi. Ve o anda sahabelerine hizmet etmekte olduğundan, asırlar boyunca yankılanan ve aynı zamanda atlı adama cevap niteliği taşıyan şu sözlerle mukabele etti: “Bir kavmin efendisi, ona hizmet edendir.”

GÖNDERİLEN, GÖNDERENDEN HABERCİDİR: Dahi kumandan Halid Bin Velid Hazretlerinden, Efendimizi (s.a.v.) anlatmasını istemişler. Bu hususta son derece acizim demiş. Israr etmişler. Gönderilen, gönderenin şanına lâyık olur, buyurmuş. Onu gönderen Allah (c.c.) olduğuna göre, gerisini anlayın artık.

KALEMİN İŞİ ZOR: Ünlü gazeteci ve yazarlardan Velid Ebüzziya, İstiklâl Mahkemesi’nde yargılanıp beraat ettikten sonra, genç meslektaşlarına nasihat etmiş: Şu sıralarda sakın fincancı katırlarını ürkütmeyin… Yusuf Ziya Ortaç, başını sallayarak: Bu söylediğin imkânsız üstadım, demiş. Zira ortalıkta o kadar çok katır var ki!..

RİYAKÂRA CEVAP: Adamın biri, Hz. Ali’yi gıyabında yani ardından kötülediği halde yüzüne karşı övmeye başlayınca, ondan şu karşılığı almıştır: Söylediklerinden daha aşağı, fakat içinden geçirdiklerinden daha üstünüm.

TAKVA NE DEMEK: Ebu Hureyre “takva“nın ne olduğunu soranlara: “Siz hiç dikenli yoldan geçtiniz mi?” dedi. Onlar da “Evet geçtik” dediler. Bunun üzerine: “O halde oradan geçerken ne yaptınız?” diye sordu. Onlar: Dikenlerden sakındık, dediler. İşte takva da, günah ve hatalardan sakınmaktır, cevabını verdi.

SAĞLAM İŞ: Mehmed Akif, Berlin’den döndüğünde sormuşlar: Berlin’de ne var ne yok üstad! Şöyle cevap vermiş: Gördüğüm kadarıyla işleri dinimiz gibi sağlam; dinleri ise işlerimiz kadar çürük.

MUTLULUK: Tolstoy’a “nasıl mutlu oluyorsunuz?” diye sorduklarında şu cevabı vermiş: Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı ise hiç düşünmeyerek.

NE BAL VAR NE PEKMEZ: Aabdulkadir Geylanî Hazretlerinin üzerine hiç sinek konmazdı. Onun bu haline vakıf olanlardan biri sordu. Üzerinize sinek konduğunu hiç görmüyoruz? Sebebi nedir? Şu cevabı verdi: Niçin konsun ki? Üzerimde ne dünyanın pekmezi var, ne de ahiretin balı…

ALIŞVERİŞE GELDİK: İbn-i Muhayrız isimli din alimi, elbise almak için bir mağazaya girdiğinde, içerdekilerden birisi onu tanıdı ve dükkan sahibine: Bu zat, İbn-i Muhayrız’dır, dedi. İbn-i Muhayrız kendisine özel bir muamele yapılmaması için hemen dışarı çıkarken: Biz paramızla birşeyler almaya geldik, dinimizle değil dedi.

İHLASLI OLMAK: Yahya bin Muaz’a: Kul ne vakit ihlaslı sayılır? diye sormuşlar. Cevaben şöyle buyurmuş: Kendisini öven insanla, tenkid eden insanı bir gördüğü vakit…

HAYAT NE ZAMAN BAŞLAR: Hayat kırkından sonra başlar, diyen bir kişiye Said Turhan şu karşılığı vermiş: Eğer otuz beşinde ölmezsen!..

ÖLÜM NEDİR: Talebelerinden biri, Konfüçyüs’e: “Ölüm nedir?” diye sorduğunda, Konfüçyüz’ün cevabı şu olmuş: Hayat hakkında ne biliyorsun ki, sana ölümden bahsedeyim?

HER KOYUN: Harun Reşit, kendisini sık sık ikaz eden Behlül Dana Hazretlerine: Sen kendi işine bak. Her koyun kendi bacağından asılır. Bir gün sarayı pis bir koku kaplamış. Sebebini araştırdıklarında, üst kattaki bir odada bacağından asılı bir koyun bulmuşlar. Bu işi yapanı da keşfetmişler tabi ki: Behlül. Halife, kendisini sıkıştırdığında: Gördüğünüz gibi, her koyun kendi bacağından asılır efendim. Fakat etrafı kokuttuğu için, herkesi rahatsız eder demiş.

İNSANIN MAHARETİ: Bir sohbet sırasında, Arif Nihat Asya’ya: Eğilir, bükülür, katlanır ve istenilen şekle kolayca sokulur bir cam keşfedilmiş, derler. Arif Nihat Asya, şöyle cevap verir: Desenize, eninde sonunda camı da kendimize benzettik!

HAKLI TENKİT: Eflâtun, bir grup arkadaşı arasında oturan Sokrat’a: Geçen gün bir arkadaşını herkesin arasında azarladın. O sözleri başbaşa kaldığın zaman söyleyemez miydin? diye çıkışmış. Sokrat, soruya soruyla karşılık vermiş: Beni böyle azarlamak için, başbaşa kalmamızı bekleyemez miydin?

İbretlerden nasiplenmek dilek ve temennilerimle.

Okunma Sayısı: 2295
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    7.6.2022 09:52:09

    Harika cevaplar. Atıf yapılan kişilerin de çeşitli zamanlarda yaşamış olması ve farklı dünya görüşüne, mesleğe sahip olması da makaleye zenginlik katmış. Çok istifadeye medar bir yazı olmuş. Emeğinize, yüreğinize sağlık Nejat ağabey. Devamının gelmesini istirham ediyoruz. Baki selamlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı