"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetin aynasındaki “ters vuruşlar”-2

Nurullah UDUN
28 Ağustos 2026, Cuma
Kopenhag Kriterleri’nin tam manasıyla tatbik edilmesi; yargının tam bağımsızlığı, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, şeffaflık ve merkezî otoritenin sınırlandırılması demekti.

Oysa Türkiye’nin yüz yıllık devlet geleneğinde ise Kemalist devletin kodları halen işlemektedir. Gücü eline geçiren kadrolar, bu merkezî ve denetimsiz devlet mimarisini tasfiye etmek yerine onu devralmayı ve kendi kontrollerinde tahkim etmeyi seçti.

Dolayısıyla AB normları, yürütme gücünü sınırlayan bir engel haline geldiği anda anlamını yitirdi. Son dönemde açıkça Erdoğan tarafından dile getirilen “AB bizim önceliğimiz değil” beyanı, aslında yıllardır örtülü yürütülen bu sürecin tabii bir itirafıdır. Demokratik denetim istemeyen bir yönetim aklı için, insan hakları ve hukuk karnesi talep etmeyen, 12 Eylül ile tahkim edilmiş Kemalist sistem çok daha kullanışlı bir zemin sunmaktadır. AB ile ilişkiler artık değerler ortaklığına değil, mülteci kontrolü ve ticaret gibi somut başlıklara dayalı bir “al-ver” zeminine oturmuştur.

Bu noktada işleyen denge tek taraflı değildir: AB’nin kendi aslî misyonu olan barış projesinin bir taraftan işlememesi, diğer taraftan da bu projenin Türkiye özelinde yürürlüğe koyulmamasının Kemalist devlet mimarisinin ayakta kalabilmesi için bir ihtiyaç haline gelmesi, birbirini örtük biçimde besleyen iki yüzdür. Bu dengenin sürmesi, her iki tarafta da AB’ye inanmayan veya mesafeli duran siyasetçilerin iktidarda kalmasını gerektirir -nitekim son yıllarda gerek Brüksel’de gerek Ankara’da tablo tam olarak budur.

Aynı “ters vuruş” dinamiği, Orta Doğu denkleminde ve bilhassa Binyamin Netanyahu’nun siyasî serüveninde çok daha keskin ve doğrudan hissedilmektedir. Netanyahu, siyasî mevcudiyetini bütünüyle İsrail toplumunun güvenlik endişeleri ve dış tehdit algısı üzerine inşa etmiş bir siyasetçidir. Bölgedeki liderlerden veya İslâmî referanslı aktörlerden gelen en radikal açıklamalar ve şahsî ithamlar, Netanyahu için bir yıpranma vesilesi olmaktan ziyade, kendi seçmenine sunduğu “Varlığımız tehdit altında ve sizi ancak ben koruyabilirim” tezinin en kullanışlı deliline dönüşmektedir.

İsrail iç siyasetinde yolsuzluk davaları, yargı krizleri veya ekonomik hoşnutsuzluklar nedeniyle köşeye sıkışan bir yönetim, dışarıdan gelen sert bir dille karşılaştığında toplumda hemen “bayrağın etrafında kenetlenme” psikolojisi devreye girer. Muhalefet, dış tehdit retoriği karşısında mecburen savunmacı bir pozisyona çekilir ve iktidarın güvenlikçi politikalarını eleştiremez hale gelir. Böylece dışarıdan yükseltilen her fevri ses, muhatabın içerideki otoriter ve güvenlikçi reflekslerini meşrulaştıran ve iktidar ömrünü uzatan bir mekanizmaya dönüşür.

Burada işleyen düzenek tek taraflı değildir; retorik olarak bir ortak yaşam söz konusudur. Bir taraf kendi kamuoyuna “küresel ve bölgesel güçlere meydan okuyan lider” tablosu sunarken, diğer taraf da “düşman kuşatması altındaki ülkenin tavizsiz koruyucusu” rolünü pekiştirir. İki tarafın da sertliği, birbirinin varlık sebebini besler.

Dış politikada hislerin, öfkenin ve günübirlik iç politika hesaplarının yön verdiği bir dil; hedef aldığı yapıyı zayıflatmaz, aksine onun ömrünü uzatır. Siyasetin tabii akışında duygusal savrulmalar “bumerang” gibi geri dönerken, kalıcı olan ancak adalet, hürriyet ve akl-ı selim zemininde inşa edilen ahlâkî tavırdır. Dünyanın ve coğrafyamızın muhtaç olduğu şey; birbirinin otoriterliğini besleyen çatışmacı bir retorik değil, hakkı üstün tutan samimî bir adalet ve hürriyet anlayışıdır.

Okunma Sayısı: 199
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı