Bugün 23 Nisan, çocuk bayramı... Nasıl oluyorsa... Dünyanın hiç bir yerinde olmayan acaiplik bizde. Ne demek çocuk bayramı yaaa? Sen, çocukları adam gibi yaşatsan, o zaman, onlara, zaten her gün bayram.
Ha, bugün ne olmuş da, çocuk bayramı ilân edilmiş? Ortada, çocuklarla alâkalı bir şey mi var?
Yok. Ya ne olmuş? 23 Nisan 1920'de Millet Meclisinin açılışı ilân edilip, açılmış. Eee...bunun çocuklarla alâkası ne? Dalga geçer gibi bir şey bu.
Zaten, koskoca Osmanlı'nın ortada bir meclisi var. O meclisi ıslah edin, tanzim edin. Yok, maksad başka, bazı şeyleri bahane ile, hem Osmanlı, hem de İslâmî değerleri ortadan kaldırmanın adımları bunlar.
Meclise, Cumhuriyet'e karşı filân olduğumuz anlaşılmasın haaa... Biz "dindar Cumhuriyetçiyiz" şükür. Ama, Cumhuriyet ismi altında tatbik edilen istibdat taraflısı değiliz.
Neyse... Gelelim esas mevzuumuza. Evet, altı asırlık Osmanlı devleti ıslah edileceğine, İngiliz ve Yahudî güdümlü hareketlerle Osmanlı yıkılmış, altı asırdır bu toprakları bize vatan yapan insanlar, dağdan gelenler tarafından diyâr-ı küfre, dün harb ettikleri düşmanın kucağına atılmış, sürülmüş, sürgüne yollanmış. Ondan sonra da, gel bakalım Osmanlı düşmanlığı, din düşmanlığı... Dine karşı harb açılmış. Ayasofya başta olmak üzere, bir sürü cami, medrese ve İslâmî ilim yuvaları kapatılmış, ezan aslından koparılmış, Kur'ân okumak yasaklanmış. Öyle ki, "Allah!" demek bile “suç” sayılmış. En büyük ideâlleri “Dinsiz bir nesil yetiştireceğiz!"dir. "Din öldürülecektir!
Öyle oyunlar oynanmış ki, bu milletin; ittihadını, ittifakını, huzurunu, muhabbetini ayakta tutan dinî bağları koparılmaya çalışılmış ve zayıflatılmıştır. Dolayısıyla da, insanların "terbiye-i İslâmiye" bağı koparılmış, insanlar bu şekilde başıboş kalınca, azgın ve canavar hayvanın daha ilerisine geçmiş, önü alınmaz bir hâle gelmiştir, getirilmiştir.
İşte bugünkü bu bozuk hâlleri, buralarda aramak lâzım. Çocukları dinî terbiye ile yetiştirmezseniz olacağı budur. Bazı Kemalist zihniyetliler ise, bunun tam tersini söyleyip, "Çare andımızda, çare Kemalizmde" demezler mi... Hey Allah’ım, güler misin, ağlar mısın? Memleketin ve milletin düzenini bozan zaten o ucûbe şeyler değil miydi? Eğer, milletin ve memleketin selâmeti isteniyorsa, bahsettiğimiz metodlar tatbik edilmeli.. Yoksa, saçma-sapan ve milleti zaten mahveden bir asırdır, kendinden, benliğinden koparıp bu kötü hâllere gelmesine sebeb olan o, millete zorlamaya çalıştıklarıyla değil...