"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Ankaralı Kürtler”

Osman ZENGİN
13 Mayıs 2026, Çarşamba
Ne demek Ankara’da ne işleri var? Kürtler de, bu vatanın evlâtlarıdır. Diyar-ı Bekir’de, Cizre’de olduğu gibi, Ankara’da da, İstanbul’da da olabilirler. Ama bizim esas mevzuumuz o değil.

1960 senesinde, doğup büyüdüğüm memleketim olan Ankara’da, ilkokula başlamıştım. İleri sınıflarda, aklımız yetmeye başlayınca, bazı hadiseleri unutmuyorduk. Sınıfımızda, Kürt arkadaşlarım vardı. Hattâ, mertliklerinden dolayı samimi olduğum ikisinin babası da; “Yedibelâ Rıfat, üçbelâ Yaşar” diye tanınan namlı kabadayı idiler. Bazen onları da görürdüm, beni severlerdi.

Tamam, bunlar bir şekilde, doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinden Ankara’ya gelip yerleşen insanlardı. Onlara bir şey demiyorum. Gelebilir, yerleşebilir. Memleketin her tarafı da, bu vatan evlâdı olan herkesindi. Ama benim esas anlamadığım şuydu:

O senelerde bizim arabamız vardı. Babam rahmetli, bizi yaz aylarında, Ankara’nın kaplıcası olan kazalarına (Ayaş, Kızılcahamam, Haymana gibi) götürürdü. Oralarda bir hafta filân kalırdık.

Ayaş, Kızılcahamam değil de, Haymana’da, oralı olan Kürt’ler vardı. Adam, Doğu Bölgesinden değil, Haymanalı idi. Daha sonraları Bâlâ kazasında da aynı vaziyeti müşahade edince, çocuk aklımla pek anlamıyordum. Tâ ki, büyüyüp de, 16-17 yaşlarımda Risâle-i Nurlarla müşerref olana kadar...

İlerleyen senelerde, tarihçe-i hayatını öğrendiğimiz, Risale-i Nur müellifi Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin, memleketinden batıya nefiy, sürgün hadisesinde bu işlerin aslını öğrendim.

Meğer, Ankara’nın kazası; Haymana, Bâlâ gibi kazalara, Kürtlerin zorla sürgün edilip,  tehcir hadisesi sonrasında iskân edildikleri de bu yüzdenmiş.

M. Kemal, Osmanlı imparatorluğunu yıkıp, hanedanı zorla yurt dışına sürmesinden sonra ipleri ele geçirip, din-i mübin-i İslâm adına ne varsa, onları yerle bir etme, “Din öldürülecektir, dinsiz nesil yetiştirilecektir!” projelerini tatbik etmeye başlayıp, milletin, bin senelik; dinî, millî  her şeyini, her örf âdet ve an’anesini değiştirip, “İnkılâb” ismi altında, her şeyini tepe taklak etmeye başlayınca, bu durum dinî salâbet sahibi, dinine çok bağlı Kürtleri rahatsız ve huzursuz etmiştir.

İşte bunların neticesinde, Şeyh Said de harekete geçip, bu tatbikatlara karşı tavır koymaya başlamıştır. Gerçi, dine yapılan o haksız tatbikatlara karşı koyması doğru, ama hareket tarzı yanlış olmuştur. Bu işler için Bediüzzaman Said Nursî’den (Bazıları, bilerek veya bilmeyerek, iki “Said” ismini karıştırıyor.) bir mektubla destek, yardım isteyen Şeyh Said, Üstadın kendisine verdiği cevabî mektubundaki tavsiyelere münasib hareket etseydi, belki kendisi de dâhil olmak üzere, bir çok masum insan tuzağa düşmeyecek, idam edilmeyecek, belki de daha güzel neticeler alınacaktı. Ama olmadı işte...

Ve neticede, bizim başlıktaki söylediğimiz hadise tahakkuk edip, Şarktaki bir çok nüfuzlu insan, bizzat M. Kemal’in emriyle batıya sürülmüş, gûya orada asimile olup, kendi dillerini, kültürlerini, örf ve âdetleri unutturulup, bir nevi mankurtlaştırılıp, istenen kıvama getirilecekti. Ama olmadı, olamadı işte. Orada muvaffak olamadı. Dindar olan Kürt kardeşlerimiz, hiçbir şeylerini terk etmedi ve asimile de olmadı. Ondan sonra da, sadece Ankara değil, bütün batıya yerleşenler, yine kendilerini muhafaza ettiler.  İşte, Ankara’nın kazaları olan; “Haymana, Bâlâ gibi yerlerde Kürtlerin, ondan dolayı işi var. Yani, insanlar, kendi memleketlerinden sürülüp Ankara’ya getirilmiş. Ama “Ankaralı Kürt’ler” olmuşlardır.

Okunma Sayısı: 1692
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Ceylan

    15.05.2026 21:40:56

    Abiler kusura bakmayın. Mektuba dair emmare yok. Mehmed Kayalar abiye atfedilen mektubun Diyarbakır istiklal mahkemesi dosyasında olduğu da sadece bir iddiadır. Böyle bir mektup olsaydı devletin lehinde olduğu için ortaya konulurdu kanaatindeyim. Akgündüz hoca Cemil Çiçek mektubu vermedi diyor. Oysa kitabında emniyetten binlerce belge aktarıyor. Üstad ile ilgili belgeleri Akgündüz e veren kurumlar neden mektubu vermesin. Kısaca şunu diyebiliriz. Üstad silahlı mücadeleye kesin olarak karşıdır. Şeyh Selim vb. karşı çıkmıştır. Ama Şeyh Said e yazdığı bir mektup yok. Konuyu araştırdım ama maalesef mektuba dair delil bulamadım. Sizlerden ricam delil varsa ortaya koymanızdır. Saygılarımla

  • Mürsel Namlı

    13.05.2026 19:37:12

    𝑩𝒖𝒓𝒂𝒔ı 𝑫𝒂𝒓-ı 𝑫𝒖̈𝒏𝒚𝒂, 𝑵𝒆𝒓𝒆𝒚𝒆 𝒗𝒂𝒓𝒔𝒂𝒏 𝑽𝒂𝒓𝒂𝒎𝒂𝒅ı𝒈̆ı𝒏 𝒚𝒆𝒓𝒅𝒆𝒔𝒊𝒏.﷽.⚘ᬊ᭄⚘الله ⚘ᬊ᭄ 𝑽𝒂𝒌𝒕𝒊𝒏𝒊𝒛 𝒉𝒂𝒚𝒓 𝒐𝒍𝒔𝒖𝒏 𝒊𝒏𝒔̧𝒂𝑨𝒍𝒍𝒂𝒉.

  • Aziz Bor

    13.05.2026 18:56:23

    Güzel bir değerlendirme Tebrikler!... "Milliyetimiz bir vücuttur. Ruhu İslâmiyet, aklı Kur'ân ve imandır." (Münazarat, s. 99) Türkler ve Kürtler, Anadolu'da yüzyıllardır bir arada yaşayan, dindaşlık, komşuluk ve akrabalık (kız alıp-verme) gibi bağlarla birbirine geçmiş halklardır. Bilindiği gibi, bir vücudun ruhu olmasa o vücut bir işe yaramaz, aklı olmasa çılgınca işler yapar. Onun gibi, müsbet manada bir milliyetçiliğin de ruhu İslâmiyet, aklı Kur'an ve imandır.

  • Salih

    13.05.2026 14:14:28

    Bu bilgileri sorularla risale'den aldım

  • Salih

    13.05.2026 14:12:55

    Değerli Kardeşimiz; Üstadımız'ın, Şeyh Said'e gönderdiği mektubun orjinali mevcuttur. Abdulkadir Badıllı’nın yazmış olduğu Mufassal Tarihçe-i Hayat'ın I.cildinin 660. sahifesinde, hem Şeyh Said Efendi'nin hem de Üstadımız'ın cevabi mektubunun sureti mevcuttur. Emekli Yüzbaşı Mehmet Kayalar’ın müşahedesiyle; Üstad'ın Şeyh Said’e yazdığı mektup, bilahere Şeyh Said yakalandığında üzerinde bulunmuş ve Diyarbakır İstiklal Mahkemesi dosyalarına konulmuştur. Elan o mektup İstiklal Mahkemesi dosyaları içinde Şeyh Said’in dosyasında mevcuttur.

  • Hüseyin İlhan

    13.05.2026 13:44:10

    Üstadımızın isyana karşı davet edildiğini,bu davete karşı cevabını artık sağır sultan biliyor. Burada esas husus din adına milletimizin hassasiyeti,haksızlık karşısında duruşu daha da şayan-ı dikkat edilecek husustur. Dün aleni din ve dindara zulüm vardı.Bugün ise din tahrif ve tahrip ediliyor. 1-İtibardan tasarruf olmaz,yapma yahu yani benim israfım israf değildir demek dini tahrif ve tahrip etmek,alenen açık ve zımni şirk koşmak değilse nedir. 2-Bu ülkede dini hassasiyetinden dolayı BİSMİL kazamızdaki müslümanlar bankaya koydukları paranın mutad faizini almıyor ve bu bankaları cezbettiği için BİSMİL kazasında banka şubesi çok imiş.19702li yıllar. Ya şimdi ülkede banka,faiz kumpasına iktidarın bilerek,planlayarak ve kasden müslümanları düçar ettiği ortada iken hala bu din tahripçilerine sempati nedir yahu.

  • Osman Zengin

    13.05.2026 11:21:02

    Abdulkadir kardeşim, https://sorularlarisale.com/said-nursinin-seyh-saide-yazdigi-mektubun-gercek-olmadigini-soyleyenler-var-bunu-aciklar-misiniz Buradan bakabilirsiniz

  • Zübeyir

    13.05.2026 11:18:48

    M. Kemal ile başlayan paragrafta, anlatılmak istenen karışabilir kanaatindeyim. İlanı Cumhuriyet ve Meclis kuruluşu başka, milli mücadele başka, hilafetin ilgası başka, aldatmakla meclisi ele geçirmek başka vs vs.

  • Zübeyir

    13.05.2026 11:13:31

    "Van'da mezkûr mağarada yaşamakta iken Şark'ta ihtilal ve isyan hareketleri oluyor. "Sizin nüfuzunuz kuvvetlidir." diyerek yardım isteyen bir zatın mektubuna: "Türk milleti asırlardan beri İslâmiyet'e hizmet etmiş ve çok veliler yetiştirmiştir. Bunların torunlarına kılınç çekilmez, siz de çekmeyiniz; teşebbüsünüzden vazgeçiniz. Millet, irşad ve tenvir edilmelidir!" diye cevap gönderiyor. Fakat yine hükûmet, Bedîüzzaman'ı Garbî Anadolu'ya nefyediyor. " (Tarihçe-i Hayat - Risale-i Nur) Tarihi delil olarak mektup olur olmaz ama bu hadise Risalede geçiyor ve Üstad zamanında tashih edildiği için öyle kabul etmemiz gerekir kanaatindeyim.

  • Abdulkadir Ceylan

    13.05.2026 00:34:16

    Abi maalesef Şeyh Said'in Üstad'tan yardım istediğine dair ve Üstadın ona mektup yazdığına dair bugüne kadar ortaya konulmuş bir tane belge yoktur. Sadece Üstadın silahlı ayaklanmaya karşı olduğuna dair Kör Hüseyin Paşa'ya söyledikleri var. Mektup meselesi bir sehivdir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı