"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evlilikte kırkıncı sene…

15 Eylül 2020, Salı
Dün itibariyle, evliliğimizin, otuz dokuzuncu senesini tamamlayıp, kırkıncı senemize adım attık şükür. Bu vesileyle, evlilik üzerine yazmayı istediğimiz bir makale de, hatırıma geldi ve yazalım istedik.

Evet, gençlik zamanımızda, böyle, evliliklerinin, 25-40 senesini beraber geçirenlere gıpta ederdim. Ne güzel, hem beraber, sağ-salim, hem de birlikte hayat ortaklığı... O, bize hayâl gibi gelen hâle, biz de vâsıl olduk şükür. Allah, her evli insana nasib etsin inşâallah.

Kâinatı yoktan var eden Cenab-ı Hakk, hayvanların neslinin devamı için, evlilik gibi bir müessese va’z etmemiştir. Hayvanların, ne nişanı, ne nikâhı, ne de düğün merasimi olmaz. Bunları ancak, insanlar için bir kaide olarak koymuştur Rabbimiz. Bir erkek ve bir kadından yarattığı insan topluluklarında nesil, evlenme şekliyle devam ediyor. Ve bu, bütün hak dinlerde olduğu gibi, İslâmiyet’te, daha bir usûlüne ve insanlığa münasib şekilde yerine getiriliyor. Evlilik dışındaki çirkin birleşmeye de malûmunuz, “zina”, meydana gelen çocuğa da, “veled-i zina”, yani, “zina neticesinde doğan çocuk” deniliyor. Ki, bu kötü ve çirkin fiilin cezası da ağırdır.

Neyse, bütün bunlardan sonra, gelelim evlilik meselesine. Üstad Said Nursî diyor ki “İnsanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler…” İşte bu da meşrû evlilikle ancak mümkün oluyor.

Evliliğe giden yolda, söz ve nişan gibi muameleler vardır. Onların da usûlünü, dinimiz tesbit etmiştir, ilmihâl ve benzeri kitaplarda mevcuttur. Fakat son zamanlarda işitiyoruz ki, bir de “sevgili” çıkarmışlar. Yok, işte “filan kızın, oğlanın sevgilisi var” diye. Bu da ne yahu? Öyle şey olur mu? Dediğimiz gibi, bu işlerin meşru yolundan, dairesinden sapanlar, ileride gayr-ı meşrû tokat yiyorlar.

Bir zaman, bir tanıdığımızın kızı bir Amerikalı ile evlenmiş, bize de söylediler. “Hayırlı olsun, oğlan Müslüman olmuş mu?” dediğimde, “hayır” dediler. “Kardeşim, dinimize göre, erkek, ehl-i kitaptan (Hıristiyan ve Yahudi) bir kadınla evlenebilir. Ama dinsiz ile evlenemez. Adı  ‘Ayşe, Fatma’ da olsa, eğer, dinsiz ve ateistliği resmen tescilli ise, onunla evlenemez. Ama ehl-i kitap bir “Maria, Helga” ile evlenebilir. Fakat Müslüman kadın, Müslüman olmayan erkekle evlenemez” dedim.

Bu iş ne şaka, ne de çocuk oyuncağıdır. Sağlam bir yuva tesis etmenin yolu, işin usûl ve icabına göre yapılmasından geçer. Peygamber (asm) ne diyor evlenecek gençlere? “Kadın, dört şeyi için nikâh edilir; malı, soyu, güzelliği ve dini; sen dindar olanını seç ki, evin bereket bulsun.” Yoksa ileride, hüsran doğuracak sebebler meydana gelebilir. Bir de mümkün oldukça, kendi memleketlerine yakın bölgelerden, örf-âdet ve an’anesi birbirine uyan yerlerden tercih edilirse, daha rahat edilir. Bazı gruplar, kendi hassasiyetinde olanlarla izdivaç işi yapıyor ki, bu da çok iyi bir şey. Geçenlerde iki tanıdığımız arkadaşın oğlu ile kızının evleneceğini duydum, çok sevindim.

Bu evlilik işine tevessül ederken iyi düşünülüp, ehil kimselerle istişare edilmeli, sonradan boşanmaya kadar gidecek huzursuzlukların olmaması için işin başında dürüst olmalı, yalan-yanlış ile evlenene kadar idare edip ondan sonra, “Nasıl olsa bir şey olmaz” edası ile hareket edilmemeli. Açık, net ve dürüst olarak, taraflar birbirine kendileri hakkında doğru malûmat vermeli.

Bir de belki sevaba girmek için, hani “çöpçatanlık” yapanlar var. Bunların da ileride vebale girmemeleri için, dikkat edecekleri en mühim husus, “Kız altın, oğlan pırlanta gibi” ifratane sözler yerine, sadece tarafları tanıştırmaya vesile olunup, “gerisini sizler konuşup, anlaşın” denilmeli.

Evlendikten sonra meydana gelen huzursuzlukların biri de gelin-kaynana arasındaki anlaşmazlıklardır. Bunun hâllinin en kolay yolu, kız kayınvalidesini anası gibi kayınvalide de gelinini kızı gibi görmelidir. Erkekler de hanımlarına güzel muamele etmeli, kendi kız kardeşlerine nasıl davranılmasını arzu ediyorsa, hanımına da öyle davranmalı. Yine Peygamberimizin (asm)  “Sizin en hayırlınız, kadınlarınıza en iyi muamele edenlerinizdir” hadis-i şerifini, hep gözünün önünde bulundurmalıdır.

Elbette, iki ayrı cins, iki birbirine yabancı insanın bir arada hayat sürmesi karşılıklı sevgi, saygı, müsamahadan geçer. Birbirinin küçük kusurlarını görmeyip, “fındık kabuğu” kadar değmeyecek şeyleri, dağ gibi büyütüp de, aile yuvasını yaşanmayacak bir Cehennem hâline getirmemeli.

Allah, herkese hayırlı izdivaçlar ile ömür boyu, nice kırk sene sürecek beraberlikler nasip etsin inşâallah!

NOT: Âhiret yolculuğu, son zamanlarda bizim cephede de bayağı çoğaldı. En son, eskiden beri tanıdığımız, Kırkıncı Hoca ile hep beraber bulunan ve hocanın kendisine, Erzurum şivesiyle “ Vehdeet” diye hitab ettiği Vahdet Yılmaz’ın vefatı oldu. 

Allah rahmet eylesin, yakınlarının başı sağolsun.

Okunma Sayısı: 1191
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer Faruk ÖZAYDIN

    15.9.2020 17:30:29

    Osman ağabey. Evliliğinizin 40. Sene-i devriyesini tebrik ediyor, hayırlı uzun ömürler diliyorum. Aman dikkat birlikte yaşayın:)

  • Hilal

    15.9.2020 08:42:29

    Osman abi, 40. seneniz hayırlı olsun. Nice yıllara... Evet, evlilik üzerine yazdığınız ölçüler çok güzel. Böyle bir yazının, çok faydalı olacağını düşünüyorum.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı