"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Polis ve jandarma kontrolleri...

29 Aralık 2020, Salı
Makalenin başında şunu söyleyeyim:

Bizim; polisimiz de, askerimiz de, jandarmamız da hem kahraman, hem de fedakârdır. Bu kaydı düştükten sonra, gelelim mes’elemize...

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin, mevzuumuz ile alâkalı, çok güzel bir tesbiti var. Diyor ki; “İslâmiyetin İkinci Bir Kanun-u Esasîsi, (esas kanunu, düsturu) şu hadis-i şeriftir: ‘Seyyidü’l-kavmi hâdimühüm’ (bir kavmin seyyidi, efendisi, o kavme hizmet edendir) hakikatiyle, memuriyet bir hizmetkârlıktır; bir hâkimiyet ve benlik için tahakküm (baskı) aleti değil… Bu zamanda terbiye-i İslâmiyenin (İslâm terbiyesinin) noksaniyetiyle ve ubudiyetin za’fiyetiyle (ibadetlerin zayıflaması ile) benlik, enaniyet (kendini beğenmişlik) kuvvet bulmuş. Memuriyeti hizmetkârlıktan çıkarıp bir hâkimiyet (hükmetme) ve müstebidâne (zorla, zorbalıkla) bir tahakküm (baskı) ve mütekebbirâne (kibirlenme) bir mertebe tarzına getirdiğinden, abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi, adalet, adalet olmaz, esasiyle de bozulur. Ve hukuk-u ibad (kulların, insanların hakkı) da zîr ü zeber (darmadağın, yerle bir) olur. Hukuk-u ibad, hukukullah (Allah’ın hukuku, hakkı) hükmüne geçmiyor ki hak olabilsin. Belki nefsanî haksızlıklara vesile olur.”

Evet, Üstadın çok güzel bu tesbiti gibi, insanlar hiçbir sıfatı yokken, devlet memurluğunda bir yere, makam, mevkie geliyorsa, orada çok dikkat etmeli, millete kanun ve nizamlar haricinde; zulüm, baskı, haksızlık ve eziyet etmemeli…

30 ve 40’lı senelerde, memlekette bir despotizm hâkim olduğundan, o zamanın idarecilerinin talimatıyla, emniyet, huzur ve asayişi sağlamakla mükellef olan asker, polis ve jandarma, maalesef millete çok büyük bir zulüm yapıyordu. O zamanlardan bu zamana gelmemize rağmen, hâlâ kendilerini o zamanlarda zanneden emniyet ve asker personelimiz var maalesef.

60’lı senelerin ikinci yarısındaki anarşi hareketleri, daha sonra da PKK alçakları yüzünden, bu teşkilâtlarımız, sıkı tedbirler almak mecburiyetinde kalıp, şehir girişleri başta olmak üzere, çeşitli yerlerde arama ve kontroller yapmaktadır.

Tabiî, bu kontrol ve aramalar yapılırken, bazen, vatandaşlar ya rahatsız edilmekte ya da haksızlığa uğramaktadır. Bizim de şahit olduğumuz ve ayrıca bize anlatılan hadiselerden birkaç misâlle bunları yazalım:

Bir defa, şehir girişlerindeki arama yapılan noktalarda, vatandaşlar çok uzun kuyruklarda bekletilmekte ve canından bezdirilmektedir. Babam rahmetli derdi, “Oğlum, Allah kötüye fırsat vermesin.” Evet, kötü insan yapacağı kötülükte (Allah ellerine, yüzlerine bulaştırsın) her hâlde, plânlı, programlı hareket ediyordur. Meselâ, ben hep arkadaşlara derdim, Bursa’nın, bir İzmir yolu tarafından girişi var, kontrolü orada yapıyorlar. Oraya gelmeden biraz evvel çevre yolu girişi var. Kötülük yapacak olanlar, gelip de o kontrol noktasına takılmadan, rahatlıkla, o çevre yolundan şehir merkezine girebilirler. (Dediğimiz gibi, yine de Allah, fırsat vermesin.)

Bir arkadaş anlatmıştı. İki arkadaş bir yerden bir yere giderken, trafik polis arama noktasında bunları durdurmuşlar. Dedi ki: “Hani, böyle kontrollerin herkese eşit biçimde yapılması lâzımken, bizi durdurdular, ama diğer arabaların çoğu geçti. Bizim gibi birkaç arabayı durdurdular. Polis; ehliyet, ruhsat sordu. Şoför olan arkadaş gösterdi. O arada, o polisin yanına rütbeli bir amiri geldi, komiser miydi, neydi, fark etmedim. Yaz mevsimi camlar açık, o polise dedi ki, ‘Ben, size lüks arabaları durdurun demedim mi?’ şaşırdım, bizim araba da orta sınıf bir arabaydı. Bir söyleyeyim, ‘o ne demek, hem de, niye canınızın istediğinizi durdurup, istemediğinizi geçiriyorsunuz?’ diye. Ama içimden bir lâhavle çekip ayrıldık.”

Yine bize naklen bir hadise anlatıldı: Bir seyahat acentası, minibüs ile GAP turu yapıyormuş. Güneydoğu vilâyetlerinin birindeki jandarma kontrolünde, herkesin hüviyeti alınarak tarama yapılmış. Sonradan, grupta bulunan birkaç kız, acenta sahibine söylemiş, kontrol yapan jandarmalardan hangileri ise, kızları Instagramdan bulup, arkadaşlık dâveti yollamışlar.

Bir başka hadise. Bunu anlatan kişinin başından iki ayrı yerde vukuu bulan bir şey:

“Bir seferinde, arkadaşımın arabasıyla gidiyoruz. Ben de cep telefonuyla konuşuyorum. Çok genç bir polis bizi durdurdu. ‘Sen, niye telefonla konuşuyorsun?’ dedi. Ben de; ‘Ne alâka yahu, görmüyor musunuz, arabayı ben mi kullanıyorum?’ deyince, demez mi ‘olsun, arabanın içinde telefonla konuşmak yasak’ diye. Afalladım kaldım.

Yine bir gün, kendi arabamla gidiyorum. Trafik kalabalık. Arkamdan sivil bir araba, boyuna selektör yapıyor öne geçmeye çalışıyor. Ön taraf dolu, neyse biraz ileride baktım, emniyet şeridinde beni geçip önüme geldi, durdurdu beni. Yanıma gelip, ‘Niye bana yol vermiyorsun? Ben polisim’ dedi. ‘Beyefendi, araba kendi arabanız sivil, siz sivil. Hani, görevli ve resmî bir araba olsa, yol isteyince niye vermeyelim?’ dedim.”

Yani gördüğünüz gibi, bu ve buna benzer hâller, birçoğumuzun başından geçmiş veya şahit olup, işitmişizdir. Onun için, emniyet teşkilâtımızın hepsini temsil makamında olanlar çok dikkat etmeli. Devletin kendilerine verdiği salâhiyeti kötüye kullanıp, istismar etmemeli. Bu mes’elelerde, hassaten üst seviyedeki makamlar, bu gibi yanlışlara karşı personellerini îkaz etmelidir.

Okunma Sayısı: 2357
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Omer Arcok

    29.12.2020 18:49:12

    Guzel bir konu islenmis:amac kamu duzenini saglamak olmali halka eza cefa yapmak sufli duygulari tatmin olmamali

  • Oğuzhan Ozturk

    29.12.2020 14:00:36

    Devlet idaresinde calusan her bireyde adalet merhamet hak hukuk duygulari gelişmiş bireyler calusmalidir.Empati yapamayan merhametsiz bilgisiz insanlara hangi gorevi verirseniz verin basarili olamayacak ve hizmet etmede bircok kusuru olacaktir.Sahsen ben egitimde avrupa japonya gibi olmalıyız. Kanun kural taniyan haddinigorevini bilen insanlar yetistirmeligiz.Insanlari ezen hor gören birinden memur amir olmaz vesselam

  • Hilal

    29.12.2020 13:02:25

    Osman abi, birçok kimseyi ilgilendiren böyle bir konuyu dile getirdiğimiz için sağolun. Bu gibi olaylar, çok kimsenin başından geçiyor, lâkin herkes, ya cesaret edemediğinden, yahut , Allah'a havale ettiklerinden hasır altı ediliyor. Çok güzel olmuş dile getirdiğimiz. İnşallah yetkililer kulak verir de, biraz çeki düzen verirler.

  • Hüseyin

    29.12.2020 07:17:37

    Evet Osman kardeş çok haklısın. Anlattıkliarinin benzerlerini bizde yaşadık.

  • Sezai MUMCU

    29.12.2020 05:58:31

    1) Bilhassa trafik polisinin SEN hitabindan SIZ hitabina GECTIGI MEDENIYET CAGI 1983 merhum Özal zamanina denk geliyor. 12 Eylül 1980 ASKERI CUNTA sonrasi Askeri Inzibat'in ciplak göz radariyla tesbit ettigi 30luk yolda 40 ile gitmismisligimin cezasini ödemek icin Trafik Polisi Binasina gittigimde Türkce telaffuzu oldukca zor anlasilan bir (acikgöz!) memur arabamin yurtdisindan izin icin geldigini ve cok ender rastlanan Volvo144 olmasi hasebiyle o zaman Hukuk Talebesi olan bana benim bir arkadasimin ayni arabasi var birkac parcasini degistirsek ne dersin diye beni tongaya düsürmeye calistigini bilirim.

  • Sezai MUMCU

    29.12.2020 05:58:14

    2) Özal sonrasi gercekten BARIZ bir düzelme oldu. Memurluk bir halka HIZMETKARLIKTIR. Bu anlayista olmayan MEMUR YAPILMASIN. Belediye'de sistemde ariza var diye 30 Memurun günboyu laklakla vakit gecirmesi kabul edilemez. Elektronik sistemin devre disi kaldigi hallerde idare klasik tarzda hizmet vermeyi de bilmelidir! Trafiklambasi ariza verince Trafik Polislerinin trafigi yönetmesi gibi. Vatandasa hizmet icin degil de, gecimini devlet güvencesine verip yangelip yatanlar sayesinde 1923 den 2020 ye kadar hala ITHALATA MECBURI BAGIMLI ÜLKEYIZ.

  • Adem

    29.12.2020 01:23:05

    Yılların kanayan yarası,O yıllarda sindirilen çilekeş safcan Anadolulum Devlete hürmet diye,yeni Devletin bekçisine varana kadar itaatleştirilmiş.Sonradan görme seçilenlerin altına gemi gibi Mersedesleri çeken düzen nefislerini örslemiş.Tepeden aşağıya kibir sirayet etmiş.Hesabın hizmetin millete olduğunu unutanlar,amirlerine yaranma ve hesapsızlıktan egolarını tatmine alışmış.İnanın o maaşlarının bereketlerini göremiyorlar.Devlet ciddiyeti ve şevkatiyle milletine hizmetkar olanları tenzih ediyoruz.Onlar kendinide milletinide mutlu ediyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı