Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin “rüyada bir hitabe”sini bilirsiniz.
Bilmeyenler, Üstadın “Sünûhat” isimli eserine bakabilir. Oradan 1919 senesinde vuku bulan hadisenin, kısaca giriş kısmını nakledeyim: “1335 senesi Eylül’ünde, dehrin hâdisatının verdiği yeis ile şiddetle muzdarib idim. Şu kesif zulmet içinde bir nur arıyordum. Manen rüya olan yakazada bulamadım. Hakikaten yakaza olan rüya-yı sadıkada bir ziya gördüm. Tafsilatı terk ile, bana söylettirilmiş noktaları kaydedeceğim. Şöyle ki:

Bir Cuma gecesinde nevm ile âlem-i misale girdim. Biri geldi dedi: “Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem seni istiyor.”
Gittim gördüm ki: Münevver, emsalini dünyada görmediğim, selef-i sâlihînden ve a’sarın meb’uslarından her asrın meb’usları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicab edip kapıda durdum.
Onlardan bir zât dedi ki: “Ey felâket helâket asrının adamı! Senin de re’yin var, fikrini beyan et.”
Ayakta durup dedim: “Sorun, cevab vereyim.”
Bu mühim mevzunun geri kalanını yerinden okumakta fayda var.
İşte bu hadiseyi, yine mana âleminde şahid olan başka bir muhterem zâtın da naklettiğini, geçtiğimiz senelerde Bursalı Son Şahitler’den Rıdvan Utangaç ağabeyle yaptığımız bir röportajda öğrenmiş olduk.

O kısım şöyleydi:
“Risale-i Nurlar’ı 1951 yılında Mehmed Fırıncı ağabey vasıtasıyla tanıdım. Köyümüzde Yaşar Şahin isminde bir ağabeyimiz vardı. Ehl-i tarik bir zattı. Risale-i Nurlar’ı da okuyordu. Yaşar Ağabeye, Fırıncı ağabeye; “Bu ağabey kimdir?” dedim. “Bediüzzaman Hazretleri’nin talebesidir” dedi. Öyle deyince, içimde kor gibi ışık oldu. İçime bir ılıklık geldi. Bir alâka duydum. “Bediüzzaman Hazretleri kimdir?” dedim. Yaşar Ağabey, “Kardeşim Bediüzzaman Hazretleri, senin anlayacağın şekilde söyleyeyim; bu zamanda Peygamberimizin (asm) vekilidir” dedi.

"Bursa Yenişehir - Terziler köyünde, Mehmed Necati Simâvî efendinin kabrini ziyaret ettik."
Yaşar Ağabey bir gün, müntesibi bulunduğu, Yenişehir’de Nakşî Şeyhi Mehmed Necati Efendi adında bir zat varmış, onu ziyarete gidiyor. Ona diyor ki; “Şeyhim ben Said Nursî Hazretleri’nin kitaplarını okuyorum, ne dersiniz, tavsiye eder misiniz, yoksa okumayayım mı?” Şeyh Efendi, ”Kardeşim otur!” diyor ve başlıyor anlatmaya:
“Seneler evvel, Osmanlı harbe girdiği zaman, bir rüya-ı sadıkada (sadık rüyada) Peygamberimizin (asm) meclisinde, bütün evliyaullah oradaydı. Naçizane ben de o meclisteydim. Orada Peygamberimiz (asm) dedi ki; “Kardeşlerim bu Osmanlı’nın hâli ne olacak? Kim orada bu hizmeti devam ettirecek? Kim taliptir bu hizmete?” O zaman Bediüzzaman Hazretleri “Ben talibim Ya Resulallah! ” dedi.

Şeyh Mehmed Necati Simavi -Kuddise Sırruhu-
“Şimdi sen bana Bediüzzaman Hazretleri’ni soruyorsun. Ben onu şahsen görmedim. Fakat onun bu zamanın en büyük evliyası, velisi olduğunu biliyorum. Onu sana şöyle tarif edeyim: O bir güneştir, biz onun yanında bir mum ışığı kadar ışık verebiliriz” diyor. Yaşar Ağabey’e, “Devam et evlâdım, devam et” diyor. Yaşar Ağabey ölünceye kadar Risale-i Nurlar’ı okudu.
Dikkat ediyor musunuz? 1857 doğumlu ve neredeyse, Üstadın baba yaşında olan muhterem zat, Üstad ile mana âlemi hariç hiç görüşmemesine, görüşememesine rağmen, o da, Üstad gibi rüya âleminde giriyor ve Üstadın “Rüyadaki bir hitabe”sini o da beyan ediyor. Üstad hakkında nasıl sıtayişkâr şeyler söylüyor.