"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yazlık sinema

Osman ZENGİN
24 Temmuz 2026, Cuma
Şimdilerde var mı bilmem? Varsa da, büyük şehirlerde, nostalji olarak vardır.

Bizim çocukluğumuzda, 60’lı senelerin hemen başında, Ankara’da, kalenin altındaki mahallemizin etrafında, “yazlık sinemalar” vardı. Ankara’dan başka da, İstanbul ve İzmir’de olduğunu biliyordum. Bu üç büyük şehrin dışında, taşrada olmadığını tahmin ediyordum.

O zamanlar dört teyzemden bekâr olan üçüncü teyzem, bir çok yeğeni olmasına rağmen, aklımda tutabileceğimden dolayı, “hangi sinemada ne film oynuyor?” onları öğrenmem için beni yollardı. Mahallemizin iki tarafında bulunan, (altmış küsûr sene geçmesine rağmen, hâlâ isimlerini unutmadığım) “Karşıyaka, Özer, Sakarya, Işık” sinemalarını dolaşır, “hangisinde ne film oynuyor, artistleri kim?” öğrenip, gelip teyzeme tek tek anlatırdım. O da, içlerinden birini seçer, akşam gideceğimiz sinemayı kararlaştırırdı. Ve neredeyse sülâlece, çoluk-çocuk, o sinemaya giderdik. Henüz, 8-10 yaşlarındaydım. Bana da: ”Bak, gündüz uyu ki, akşam sinemada uyumayasın! “ derdi.

Tabiî, o zamanlar, bu iş bir modaydı. İnsanlar, hassaten de, Süfyanizmin milleti uğrattığı fetret devri nesli ve çocukları, Süfyan ordusunun en mühim elemanı olan başta Yahudî olmak üzere, azınlıkların elinde bulunan sinema sektörünün esiri olmuştu.

Genç erkek ve kızlar sinemaya gelir, birbirine kur yapar hatta kız yüzünden yapılan kavgalarda, yazlık sinemaların tahta sandalyeleri havada uçuştuklarını görürdük.

Yerlerde çakıl taşları olur, insanlar hem film seyreder, hem de çekirdek çitlerdi.

Filmlerdeki mevzular da, ekseriyetle, aşk-meşk, imamları ve dine ait milletin dinî değerlerini itibarsızlaştırmak, kavga-gürültü vb.  lüzûmsuz şeylerdi.

Deccalin en büyük kuvveti olan Yahudîler ve diğer azınlıklar, bu işlerin öncüleriydi. Perde arkasındaki “Yorgo İlyadis, İlyada İlyadis” gibi isimler, hâlâ hafızamdadır. Anadolu’nun kadın ve kızlarına ahlâksızlık, dinî ve millî değerleri itibarsızlaştırmak gibi menfî şeylerle millet bozulmaya çalışılıyordu. Artist ve aktristlerin bir kısmı da, bu azınlıkardandı. Her ne kadar isimlerini, bizim isimlerimiz gibi olsa da, (Ayhan Işık, Kenan Pars, Danyal Topatan, Nubar Terziyan gibi) gerçekten Müslüman Türk değillerdi.

Dediğim gibi, bu sektörle, milletin dinî duyguları iyice sarsılıyor, itibarsızlaştırılıyor, ahlâk ve terbiyeler bozuluyordu.

1970 senesinde, 17 yaş içindeyken, Risale-i Nurlarla müşerref olduktan sonra, artık bizim için sinema macerası bitmişti. Ancak, bir iki def’a (Çağrı gibi) filmlere gitmişliğim vardı.

Daha sonraları tabiî, Türk sineması dediğimiz sektör, TV’lerin yayına başlamasından sonra, yavaş yavaş eski günlerini kaybetmiş kendini artık, iyice saçma-sapan film mevzularına  vermişti.

Sonraları, bu milletin mukaddeslerine değer veren, rahmetli Yücel Çakmaklı ve Mesut Uçakan gibi rejisörlerin yaptığı müsbet filmlerle ( Yeni Asya yayınlarından “Minyeli Abdullah” gibi) biraz devam edebildiyse de, artık uydu TV kanalları ve internetin çıkmasıyla, yazlık ve kışlık sinemaların pabucu dama atılmış oldu.  

Okunma Sayısı: 217
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı